kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonunda tek bir soru kalmıştır: Taani aslında kimi seviyor?In realtà la domanda fondamentale al riguardo è: che intenzione ha davvero Barbablù?
Ardından tekrar bir numaraya çıkmış ve iki sezon bir numarada kalmıştır.Tornato immediatamente in seconda serie, vi rimase per sole due stagioni.
2003 yılında gelindiğinde ise, bu bir zamanların müreffeh cemaatinden geriye yaklaşık 100 kişi kalmıştı.Ma nel 2003, solo un quarto di tutte le grandi logge continuava a farlo.
Ova gorilinden ise doğada 15.000-30.000 adet kalmıştır.In natura ne rimangono 35.000-40.000 capi.
Diğer yazı biçimleri daha çok tarihsel belgelerde kalmıştır.Ulteriori varianti rimasero sulla carta.
Böylece ordu, Prusya Ordusu'nun doğusunda kalmış oluyordu.Il resto dell'esercito prussiano si trovava ad ovest.
Rusya'nın artık tek hedefi kalmıştı,o da henüz boyun eğmemiş olan Adıge kabileleri idi.4) Era un altro russo che non compare nei documenti giunti fino ad oggi.
1980 yılına kadar görevde kalmıştır.Vi resterà fino al 1980.
Kurulduğu zamandan itibaren birçok deprem ve yangın ile karşı karşıya kalmıştır.Nei primi momenti dopo il sisma si sono sviluppati incendi e smottamenti.
1995 yılında geçirdiği bir kazanın ardından tekerlekli sandalyeye bağlı yaşamak zorunda kalmıştır.Dal 2005, in seguito a un incidente automobilistico, si muove su una sedia a rotelle.
Besteci, 1903'te bir araba kazasında yaralanmış ve topal kalmıştır.Puccini ebbe un brutto incidente automobilistico (nel 1903), a seguito del quale si fratturò una gamba.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Nonostante l'episodio accaduto rimangono comunque in buona amicizia.
Şu an köyde sadece 4 hane kalmıştır.Oggi ne restano solo quattro.
O kadar kontrolsüzdür ki Kyoshi Köprüsü'nde kalmıştır.È attraversato dal ponte Ōnaruto, che è la parte meridionale del ponte di Akashi Kaikyō.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.È qui che anche il pubblico rimane sconcertato.
El yazması dört kodeks halinde kalmıştır.A contendersi il titolo rimangono in quattro.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Dolores Winthrop vive quasi come una prigioniera in un'isola persa nell'oceano.
1996 yılından ölümüne kadar Renee Bartlett ile evli kalmıştır.Zinnemann è stato sposato dal 1936 fino alla morte con Renee Bartlett.
Birçok yaralı alt bacak yaralanmaları ve şarapnellere maruz kalmışmıştır.Alcuni dovettero subire amputazioni di arti o occhi.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Costretto ad arrangiarsi da solo, si sforza di trovare cibo e rifugio.
30 Eylül'de Münih Antlaşmasını kabul etmek zorunda kalmıştır.Il 30 settembre fu firmato l'accordo.
Bu nedenle lakabı "Merdane" olarak kalmıştır.In questi casi il mazzo si 'ferma'.
Tarihinde pek çok ağalar barındırmış torunlarına iftiharla anlatılacak anılar kalmıştır.Sui loro presunti figli sono nate numerose leggende.
Bu şekilde üç yıl kalmıştır.Passano altri tre anni.
Hantili yaşlanana kadar tahtta kalmıştır.Qui Enea fu cresciuto sino alla maggiore età.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Salì al trono il figlio non ancora nato di una delle mogli di Ormisda II, Sapore II.
Kamakura 1333 yılına kadar Japonya'nın idari merkezi olarak kalmıştır.Il governo a Kamakura dominò il Giappone per più di un secolo fino al 1333 (periodo Kamakura).
Filmdeki Pacino'nun karakteri bağırmasıyla hafızalarda kalmıştır; "sipariş bitti!La famosa scena in cui Al Pacino grida: "Lei è fuori dall'ordine!
Koyun eski halkı Ermenidir ve bu isim o zamandan kalmıştır.È la pecora nera della famiglia, già da come dice il nome.
Jigsaw artık ilerleyen kanser hastalığı yüzünden yatalak kalmıştır.Al piano superiore trovano Jigsaw, il quale è notevolmente indebolito a causa del cancro che lo sta uccidendo.
Fakat aslında ölmemiştir, zamanda sıkışıp kalmıştır.Purtroppo non muore subito ed è costretto a soffocarlo.
Ancak hemen belirtmeli ki, bu öğretisel eğilim geçmişte kalmış bir olaydır.Insinua poi che questa era solo una prova di resistenza.
Ancak yapılan itiraz sonucu ligde kalmıştır.L'esito della battaglia rimase comunque in bilico.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Il minareto originale, è rimasto comunque intatto.
Balık köylüler evsiz kalmışlardır.Gli staminoidi sono assenti.
Geriye 1. kısmın Préau'sunu (sundurmasını) yeniden yapmak ve 2. kısmın Préau'sunu inşa etmek kalmıştı.I. L'annuncio della Parola La predicazione prosegue l'opera della redenzione II.
Bülent Ecevit'in başına geçtiği DSP %8,5 oy almış ancak %10 barajını aşamayarak meclis dışında kalmıştı.Infatti, il titolo UBS nella borsa svizzera perse il 10,8% in chiusura di seduta.
Fransa ve İngiltere, buna sessiz kalmışlardır.Francia e Brasile si astennero.
Şişman olduğu için her zaman sona kalmış ve bundan da hep rahatsız olmuştur.Il suo desiderio era infinito, e lui aveva sempre sete.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Rimase nascosto fino al 1817.
Bu tarihten sonra tam on sekiz yıl Eliteserien'e hasret kalmıştır.Arriverà dopo 18 anni da La vertigine del mondo.
Eski jön günleri geride kalmış olsa da Türk sineması yepyeni karakter kazanmıştır.A differenza dei decenni precedenti, tuttavia, il cinema giapponese conosce una fase di nuova giovinezza.
Saat on dakika geri kalmış.Эти часы отстают на десять минут.
Bu size kalmış.Тебе решать.
Size kalmış.Вам решать.
Karar vermek size kalmış.Вам решать.
Seçim size kalmış.Выбор за тобой.
O öfkeden nefes nefes kalmış.Он задыхался от ярости.
Karar sana kalmış.Решение принимать тебе.
Eğer küçük harflerle yazamıyorsan, ''Caps Lock'' tuşu açık kalmış demektir.Если ты не можешь писать строчными буквами, значит у тебя включена клавиша «Caps Lock».
Yalnızca nakarat aklımda kalmış.Я только припев помню.
2006 itibarıyla, ülkede sadece 36 Yahudi kalmıştır.К 2006 году в стране осталось только 36 евреев.
Bugün ise, çoğu Kahire'de olmak üzere 100 kişi kalmıştır.К настоящему времени из них осталось около 100 человек, в основном в Каире.
Dağda mahsur kalmıştır ve aylardır orada yaşamaktadır.На протяжении дальнейшего пребывания в горах он то появлялся, то исчезал.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.اَلسَّلَامُ عَلَيْكِ — мир тебе) — при обращении к одной женщине; Ас-саля́му алейкума́ (араб.
Hollanda Halkı da zor durumda kalmıştı.При этом положение голландцев оставалось сложным.
Dünya'nın yörüngesindeki Astronotlar bir yıldan daha uzun süre mikro yerçekimi üzerinde kalmışladır.На околоземной орбите космонавты находятся в условиях микрогравитации до года и более.
Youla, Eskişehirspor yönetimi ile sorunlarından dolayı kadro dışı kalmıştır.Убегай от всякого злa и от всего подобного ему.
İnsanlar bu dönemlerde zaman zaman evlerde havyaları ile birlikte kalmışlardır.Помимо людей Землю в это время будут населять игвы.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Из 55 членов экипажа выжил только один.