kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Dei cinque membri dell'equipaggio solo due sopravvissero.
Günümüzde birçok şehirde yalnızca birkaç semerci ustası kalmıştır.Oggi resta solo una manciata di anziani parlanti.
Günümüzde sadece Aziz Sarkis Kilisesi kalmıştır.Oggi del convento rimane solo la chiesa di San Salvatore.
Çift 1929 yılında boşanmasına rağmen son derece samimi bir şekilde arkadaş olarak kalmışlardır.La coppia divorzia nel 1929 ma continua ad intrattenere rapporti molto cordiali e amichevoli.
Artık evli bir adam olduğunda evine ekmek getirmek için iş aramak zorunda kalmış.Una volta sposato, dovette cercare un lavoro.
Bu sürede dönemin Hollanda Kraliçesi ve babası Londra'da kalmıştır.La regina e i figli, nel frattempo, rimasero in patria.
Şapel ise 19. yüzyıl sonuna kadar ayakta kalmıştır.Il mohoau, probabilmente, sopravvisse fino alla fine del XIX secolo.
Giunia tek başına kalmıştır.Gironi di sola andata.
Rhaegar ikisini de şövalye yapmıştır ve kendileri yakın arkadaşı olarak kalmışlardır.Ranieri è intenzionato a salvarli e i due cavalieri si uniscono a lui.
Başakşehir ilçesinin en az hizmet götürülmüş ve en mahrum kalmış mahallesidir.L'albergo gli fornisce la camera peggiore e il servizio più scadente.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.I primi dati su Vlamertinge risalgono al Medioevo.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Oggi è rimasta solo la tribuna.
Poe ve Metzengerstein, küçük yaşta kimsesiz kalmışlardır.Gohan e Piccolo si rivelano impotenti.
Fakat kelepçe Jin'in bileğinde kalmıştır.È ancora legato al sigillo di Yin inciso sulla sua fronte.
Jane ise yabancıyla çıkarken onunla beraber olmuş ve hamile kalmıştır.Successivamente, la donna si congiunse al marito e restò incinta.
2015'te Spencer Smith'in ayrılmasıyla grubun tek kalıcı üyesi olarak Brendon Urie kalmıştır.Nel 2015, il membro fondatore Spencer Smith lascia ufficialmente il gruppo.
Film, 9 sene boyunca yayında kalmıştır.Il film fu scritto solamente in nove notti.
Bu durum tarikat mensublarında baki kalmıştır.Si proiettino questi punti nel sottospazio.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Molti di essi sussistono ancora oggi.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Quando si rende conto di essersi spinto troppo oltre, è ormai tardi.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.La legge è rimasta per il resto immutata.
Geriye sadece Baal kalmıştır.Ne resta oggi solo il basamento.
Böylece elektrofor bir elektriksel bütünlük olarak tarafsız kalmış oluyor.Un esempio è lo scenario in cui l'elettricità viene a mancare per un intero isolato.
MÖ 709'da gerçekleşen bir fırtına sonrasında Herm ile ilişkisini sağlayan alan sular altında kalmıştır.Si dice che nel 709 una tempesta abbia spazzato via la striscia di terra che collegava quest'isola con Herm.
Fakat proje başarısızlığa uğradı, çünkü ülke yalıtık kalmıştı.Tuttavia, l'azienda ha ritirato l'offerta dato che il mercato non era buono.
1992'den evlendiği ikinci eşi Caroylnn Jacobs'la kendi ölümüne kadar evli kalmıştır.Dal 1992 fino alla morte è stato sposato con Carolynn Jacobs.
Türbe bunun üzerine, açıklamalara göre onarım için iki yıl kapalı kalmıştır.In seguito il santuario restò chiuso per due anni, ufficialmente per le riparazioni.
1982-83 yıllarındaki El Niño Güney Salınımından sonra yalnızca 0,2 milyon kuş kalmıştır.Dopo il Niño del 1982-83, rimasero meno di 200.000 esemplari.
Orada yaklaşık 1 asır kadar kalmışlardır.Ne seguirono circa una decina.
"Parçala Behçet" olarak akıllarda kalmıştır.La si maneggia come pasta di pane".
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Oggi ne restano pochi resti.
Çok sayıda insan sele mahsur kalmış ve kurtarılmaya çalışılmıştır.Gli ostaggi furono così liberati e tratti in salvo.
Görüşme tamamlandığında hükümet kurulması gerektiren sürenin bitmesine 6 gün kalmıştı.Terminata l'assunzione si fa seguire un intervallo di 6 giorni in cui l'associazione deve essere sospesa.
Bugün Lübnan'da 100'den az Yahudi kalmıştır.Poco rimane oggi della Lublino ebraica.
Politik görüşleri babası ve büyük babasından miras kalmıştı.Gli ideali di suo nonno ebbero una grande influenza sul padre, il fratello e sulle sue opinioni politiche.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.Bond viene impersonato da Daniel Craig.
Pergamon'da ise yalnızca temelleri kalmıştır.Nelle metastasi è presente solamente la componente stromale.
Filmin bilinen kopyaları kalmıştır, fakat film kayıp olarak bilinir.Non rimane traccia di alcuna copia e quindi è considerato film perduto.
Çok nadir bulunur ve hatta yalnızca bir adada kalmış olabilir.È un non-migratore, piuttosto raro, forse limitato ad un'unica isola.
Tüm seri 31 cilt olup bunların 28'i günümüze kadar kalmıştır.Inizialmente la raccolta era composta da 31 volumi, di cui oggi se ne conservano 28.
Meydan, bugünkü haline gelene kadar çeşitli dönüşümlere maruz kalmıştır.L'intero complesso ha subito alcune trasformazioni fino ad arrivare all'aspetto odierno.
Ancak Virginius, her zamanki gibi, devletin başına sadık kalmıştır.Gli Arnold, ora si vergognano di come hanno sempre trattato il nonno.
Yalının bahçesinden günümüze sadece mermer bir musluk ve havuz kalmıştır.Oggi del castello sopravvivono solo lacerti e una torre.
Ülke 1970 ve 2002 yıllarında olmak üzere iki defa yarışmadan uzak kalmıştır.Da allora è stata assente solo due volte, nel 1970 e nel 2002.
Geriye eşi ve ufak kız çocuğu kalmıştır. ^ Cathy, Owen.Gli sopravvissero la moglie e numerosi figli (tra cui Roddy Connolly).
İsveç her iki dünya savaşındanda tarafsız olarak kalmıştır.I Paesi Bassi proclamarono la propria neutralità in entrambe le guerre mondiali.
Dünyada 8000 ila 10 000 ferdi kalmıştır.Sul campo perirono dagli 8.000 ai 10.000 uomini.
İlk maçına Kayserispor karşısında çıkmış ve 0-0 berabere kalmıştır.La gara di andata fu priva di emozioni e rimase bloccata sullo 0-0.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Dovranno tornare indietro.
Günümüze kadar adı kalmış sülaleler şunlardır.Tal soprannome a lui affibbiato permane tutt’oggi.
Geride ikinci eşi ve üç çocuğu kalmıştır.Di questi gli sopravvissero l'ultima moglie e due figli.
Ancak gövde yerinde kalmıştır.Si trova solo nei castelli.
Bu görevdeki isabetli vuruş oranı yaklaşık olarak 25% de kalmıştır.In questo caso ovviamente la probabilità di successo è solo del 25% circa.
Günümzde bunlardan sadece 6 kule ayakta kalmıştır.Di questi quadri solo 6 sono oggi esposti.
Tahmini olarak 800 sivil öldürülmüş ve 80.000 kişi evsiz kalmıştır.Alla fine si contarono 800 morti e 78 000 senzatetto.
Yönetmenin kardeşlerinden biri bir bombardımanda iki gün boyunca ailesinden ayrı kalmıştı.Sia lei che il fratello rimasero in stato di shock per una settimana.
Güney Doğu Asya bölgesindeki en etkili siyasi figürlerinden biri olarak kalmıştır.In questo periodo rimase uno dei centri politici più stabili dell'Asia meridionale.
Ligin adı, 1992'den 2007'ye kadar "Yüksek Deste" olarak kalmıştır.Noto come Segunda Divisão, mantenne tale nome fino al 1994.
General Mardonius, İyonya'da kısa bir süre kalmıştır.Pare che Samuel rimase solo un breve periodo a Nisibis.
Bu tarihten günümüze dek de Fripp grubun tek değişmeyen elemanı olarak kalmıştır.Durante la propria carriera Popp rimase l'unico membro permanente.

İlgili Sayfalar