kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bilgin Qin Keda deprem sonucunda sağ kalmıştır ve ayrıntılarını kaydetmiştir.Lo studioso Qin Keda sopravvisse al terremoto e ne registrò i dettagli.
Ancak küçük bir bölgesi kalmıştır.Ne sopravvive solo una piccola parte.
Küçük bir çocuk arabada kalmıştır.Un altro ragazzo attende in auto.
İstanbul, Tokyo ile birlikte finale kalmıştır.Ancora con Falstaff chiude l'anno a Tokyo.
Julianus öldüğünde geriye tek bir akrabası, anne tarafından kuzeni Procopius kalmıştı.Alla sua morte, Giuliano aveva lasciato un parente in vita, un cugino da parte di madre di nome Procopio.
Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır.Oggi vi risiedono circa 200 persone.
O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır.Da allora la forma base del kimono maschile e femminile è rimasta essenzialmente immutata.
Tiroj ^ "E, nerede kalmıştık?"."Dunque, dove eravamo rimasti?"
Bu hastaların 25 tanesi hayatta kalmıştır.Le 25 vaccinate furono le uniche a sopravvivere.
Postumus, bu adada idam edildiği 14 yılına kadar kalmıştır.Agrippa rimase sull'isola fino al 14, anno in cui fu giustiziato.
Müslüman olduktan sonra kızı ve eşinden ayrılmak zorunda kalmıştır.Dopo essere diventato un vampiro dovette abbandonare la moglie e figli.
De Tounens muhalif olarak kalmış ve anılarını 1863 yılında yayımlamıştır.De Tounens pubblicò le sue memorie nel 1863.
Yaşayacak çok az zamanı kalmıştı" dedi.Mi resta poco da vivere oramai!".
Ancak Mel Collins sıradaki albüm Islands'ın kayıtları için grupla beraber kalmıştır.Mel Collins rimase nella band con Fripp per registrare l'album seguente Islands.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Questi gli fu sempre fedele.
55 yıldır evli kalmışlardır.Sono sposati da più di 50 anni.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kebir Camii terk edilmiş vaziyette kalmıştır.Dopo la seconda guerra mondiale, Kebir-Jami è rimasta in uno stato di abbandono.
Fırtına boyunca 900,000 insanın üzerinde insan, elektriksiz kalmıştır.Più di 900 000 persone nello Stato hanno subito mancanza di energia elettrica.
O tarihten sonra motosiklet tasarımlarında motor hep aynı yerde kalmıştır.Da quel momento rimarrà sempre fedele alla stessa casa motociclistica.
521 oy alarak 2. sırada kalmıştır ve Genel Başkan seçilememiştir.Raccoglie 547 preferenze ed è il secondo dei non eletti.
Hayati'ninse elinde sadece hayalleri kalmıştır...Probabilmente inseguì solo i resti dei Suebi.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.Dell'antico edificio oggi rimangono alcuni resti.
Lahmîler altıncı yüzyıl boyunca etkili kalmıştır.Essi restarono influenti durante tutto il VI secolo.
De Tounens 1871 yılında parasız kalmış ve Fransa'ya dönerek anılarının ikinci cildini yayımlamıştır.Finiti i soldi nel 1871, De Tounens tornò in Francia, dove pubblicò una seconda serie delle sue memorie.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.L'ANC stesso, tuttavia, rimase largamente di prospettiva socialdemocratico.
Ama bir Pokémon kalmıştır, Pikachu.Gli rimane tuttavia un Pikachu.
2012 yılında ilk çocuğuna hamile kalmıştır.Nel 2014 rimane incinta del loro secondo figlio.
Günümüze sadece 2 adet araç kalmıştır.Nel resto della giornata solo due vetture furono scalzate.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.A causa dell'attività del padre, la famiglia traslocò spesso.
On üç gün boyunca 1 numarada kalmıştır.Rimarrà 1º per 13 settimane.
4 yaşında yetim kalmıştır.Rimase orfano a quattro anni.
Onunla boşanana kadar pek çok kez ayrı kalmışlardı.La coppia visse separata per diversi anni prima di divorziare.
Çünkü daha önceki bütün barış ve teslim çağrıları cevapsız kalmıştı.La pace e la tranquillità che regnavano in precedenza sono sparite.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Della sua opera ci restano circa cento frammenti.
Sonra ayrılmışlar ama iyi arkadaş kalmışlardı.In seguito si separarono ma rimasero in buoni rapporti.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Proseguirà fino alla quarta stagione.
Yom Kippur Savaşı sonrası görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır.Fu costretto a dimettersi in seguito alla guerra dello Yom Kippur.
Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla ortadan kalmıştır.Dopo il crollo dell'URSS.
1850’de Muhammed Akram Han Belh’i ele geçirmiş ve o zamandan beri Afgan yönetiminde kalmıştır.Nel 1850 Dost Mohammed, dei Barakzai, conquistò Balkh, che da quel momento rimase sotto il controllo afgano.
Hababam Sınıfı’nın en çocuk kalmış cin kişisidir.Il Nightmare Child è il boss finale.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Solo tre dei figli dei genitori sopravvissero in buona salute.
Günümüzde sadece 11 örneği kalmıştır.A tutt'oggi ne rimangono 11.
Bu nedenle yolculuk 2000 yıl sürdü ve vardıklarında çok geç kalmışlar, Saylon savaşı başlamıştı.Dopo 2000 anni di viaggio il loro arrivo avvenne troppo tardi, la ribellione era già cominciata.
Ayrıca şarkı, ABD'de çok düşük bir başarı göstererek 122 numarada kalmıştır.Anche nel mercato statunitense, però, la 604 ebbe uno scarso successo.
Artık sadece oyuncu kalmıştır.È diventata poi attrice.
Geriye tek seçenekleri kalmıştır.Restava una terza possibilità.
Fakat devre sonuçlanmadan ayrılmak zorunda kalmıştır.Tuttavia, il gruppo si è sciolto prima che potesse essere finito.
Geriye küçük lepton kalıntıları kalmıştır.Lì vi trovano i resti di Olson.
Nerde Kalmıştık?Dove eravamo?
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Due tra le vittime dell'attentato morirono.
Maksim bundan sonra hepten öksüz kalmıştır ve daha 8 yaşındadır.Riccio è orfano scappato dall'orfanotrofio, ora ha otto anni anche se non li dimostra.
Orada ölümüne kadar kalmıştır.Lì rimase fino alla sua morte.
Kadın bir süre sonra hamile kalmış.Un giorno è tornata incinta.
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.In molti morirono assiderati o per fame.
Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda'nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı.La sua situazione economica era piuttosto precaria e fu costretto a dare in pegno alcuni gioielli di Hilda.
Bu arada Sara da iki erkek arasında kalmıştır.Sara se n'è già andata, lasciandogli però uno dei due guanti.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Di essi resta solo qualche traccia.
Peale 1 Mayıs 1843'te ekonomik sorunlar nedeniyle müzeyi Isaac Brown Parker'a satmak zorunda kalmıştır.Il 1º maggio 1843 problemi finanziari costrinsero Peale a chiudere il museo.
Tekrar aday olmayarak görevini bırakmak zorunda kalmıştır.Scaduto il suo mandato, non si è più ricandidato.
Fakat sonuçsuz kalmıştır.L'insoddisfazione, però, resta.