kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gök adalar ve karanlık madde etkileşime girmemiş ve merkezden uzak kalmışlardır.Las galaxias individuales y la materia oscura no interactuaron y están más alejadas del centro.
Michael Sheen ingiliz oyuncu Kate Beckinsale ile 1995'ten 2003'e kadar 8 yıl evli kalmıştır.Sheen tuvo una relación de ocho años con la actriz británica Kate Beckinsale desde 1995 hasta 2003.
Ancak bu ayrışmaya rağmen aralarındaki ilişkiler dostça kalmıştır.Eso sí, ocurra lo que ocurra, la amistad de ambos es inquebrantable.
100 yıl boyunca Aang'le birlikte kapalı kalmıştır ve aralarında sıkı bir bağ oluşmuştur.Pasó 100 años suspendido en el hielo junto con Aang, y comparte un lazo muy fuerte con él.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Solo les quedaban unas pocas monedas de cobre.
Tamamen efendilerinin ve özgür Gor gezegenindeki insanların insafına kalmış durumdadırlar.En ella descienden ángeles y el Espíritu con el decreto de su Señor en relación con todos los asuntos.
Kuruluşundan bu yana, armasında küçük değişiklikler olmakla birlikte iki orijinal rengi aynı kalmıştır.A lo largo de la historia han tenido pequeños cambios, pero conservando siempre los dos colores originales.
Savaşın sonunda yalnızca 33 kişi kalmışlardı.Al iniciar la situación, había 33 rehenes.
Moskova savunmasında 90 bin kişi ve 150 tank kalmıştır.Los soviéticos solo tenían ahora 90 000 hombres y 1500 tanques para la defensa de Moscú.
İmparatorluğun son günlerinde, günlük işler için kullanımı bırakılıp dini bir yer olarak kalmıştır.Al final del Imperio perdió su uso cotidiano quedando como lugar sagrado.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.Los primeros datos sobre Vlamertinge datan de la Edad Media.
Bugün Lübnan'da 100'den az Yahudi kalmıştır.Hoy quedan menos de 100 judíos en el Líbano.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.El trono se reservó para el hijo no nacido de una de las viudas de Ormuz II.
Küçük bir çocuk arabada kalmıştır.La niña está en un coche aparcado en el bosque.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Es probable que Schiller enfermara de tuberculosis, de la que ya no se curaría por completo.
Tahmini olarak 800 sivil öldürülmüş ve 80.000 kişi evsiz kalmıştır.Alrededor de 800 personas murieron y 80 000 quedaron sin hogar.
Fairfield House'dan önce, kısa bir süre Worthing'te Warne's Hotel'de Wimbledon'da Parkside'da kalmıştır.Antes de Fairfield House, estuvo alojado en el hotel de Warne en Worthing y en Parkside, Wimbledon.
Ülke ayrıca beş kez yarışmadan uzak kalmıştır.Además, el campeonato ha quedado vacante en cinco ocasiones.
Nazi döneminde de bu görevde kalmıştır.Entendemos que nos encontramos durante la ocupación nazi.
205 hafta boyunca bu listede kalmıştır.Permaneció en la lista del Times durante 205 semanas.
Giunia tek başına kalmıştır.Valencia se quedó solo.
Çünkü Grove Street başsız kalmıştır.Su territorio principal es Grove Street.
Samuel Beckett'in ve Harold Pinter'ın etkisinde kalmıştır.Era más bien conocido por sus colaboraciones con Samuel Beckett y Harold Pinter.
Heinrici I. Dünya Savaşı'nda zehirli gaza da maruz kalmıştır.Véase también: Gas venenoso en la Primera Guerra Mundial
Bu sınıfa dâhil olamayanlar ise hüsrânda kalmış olanlardır.Aquellas partidas que no lo superen serán descalificadas.
Ancak 1783 barışının ardından, Britanya sahilin kontrolünden vazgeçmek zorunda kalmıştır.Tras la firma de la paz en 1783 con España, los británicos tuvieron que ceder el control sobre la costa.
Julianus öldüğünde geriye tek bir akrabası, anne tarafından kuzeni Procopius kalmıştı.Cuando murió Juliano había dejado un pariente vivo, un primo materno llamado Procopio.
Günümüzde sadece 11 örneği kalmıştır.Actualmente solo subsisten 11.
Sonuç olarak kızı Aelita ile birlikte Lyoko'da kalmışlardır.El gobierno lo encontró finalmente, forzándolo a huir a Lyoko con Aelita.
Rhaegar ikisini de şövalye yapmıştır ve kendileri yakın arkadaşı olarak kalmışlardır.Finalmente, Enkidu reconoce a Gilgamesh como rey y los dos luchadores se hacen amigos.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."¡Y para que se viera su mala sombra!..."
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Sólo tres de sus hijos siguen vivos.
Noel'e de "Don't Look Back in Anger" kalmıştır."Espero que tenga el mismo efecto que 'Don't Look Back in Anger'...
Kalenin içerisindeki surlardan çok az bir kalıntı kalmıştır.Quedan muy pocos restos del castillo de la Espluga.
Ancak endüstri merkezi ve limanı İkinci Dünya Savaşı sırasında ağır bombardımana maruz kalmıştır.Por su condición portuaria e industrial fue duramente bombardeada durante la Segunda Guerra Mundial.
İsveç her iki dünya savaşındanda tarafsız olarak kalmıştır.España se mantiene neutral en ambas guerras mundiales.
Ayrıca bu göreve gelmiş en genç kişi ve bu görevde en uzun süre kalmış kişidir.El comandante es el último, el más joven, también cuida la noche.
Sonuç olarak Suriye Deniz Kuvvetleri çatışmaların geri kalanında limanda kalmıştır.La marina siria permaneció atracada en sus propios puertos durante el resto de la guerra.
Bir hafta kadar tesislerde kalmıştım.Su estancia fue de una semana.
Sicilya sonraki altı yüzyıl boyunca bir Roma Cumhuriyeti ve Roma İmparatorluğu eyaleti olarak kalmıştır.Durante los seis siglos siguientes, Sicilia fue una provincia romana durante la República y el Imperio.
1848’de istifa edene kadar bu görevde kalmıştır.Ocupó el cargo hasta 1848, cuando dimitió.
Babası vefat edince kendisine çok büyük bir servet kalmıştı.Al morir sus padres, le dejaron una cuantiosa herencia.
Sadece, bir köylü tarafından saklanan bir kızı kalmıştır.Según la tradición, sólo la hija se salvó al ser escondida por un campesino.
Uruguay ise çekimser kalmıştır.Uruguay se abstuvo.
Karadaki taburlar zor durumda kalmıştır.Existencia de calles en mal estado.
Ancak ilk kez 2013 yılında FDP Parlamento dışında kalmıştır.Por primera vez, el FDP no obtuvo representación en el parlamento.
Eski şaşaalı günler geride kalmıştır.Hemos vivido momentos inolvidables.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.Los demás elementos se dejan sin cambiar.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.A las mujeres francesas y polacas se las ha identificado discriminatoriamente con la prostitución.
Hinayana ise sadece teorik olarak kalmıştır.Su respuesta será por lo tanto precisamente como se prediga teóricamente.
Film çekimlerinde kitaptaki bir sürü ayrıntıyı hiçe saymak zorunda kalmıştık.Hubo mucho del libro que tuvimos que omitir en la película.
Sonuç olarak güçlü Rus ve Sovyet kuvvetlerine maruz kalmıştır.Hasta entonces solo disponible para vehículos policiales o de gente importante de Rusia.
6 Ekim 1997 - 20 Mayıs 2002 tarihleri arasında beş sezon yayında kalmıştır.Contó con cinco temporadas entre el 6 de octubre de 1997 y el 20 de mayo de 2002.
Seçimlere çok az kalmıştır.Por ahora, anda escaso de opciones.
Bugün ise çoğunluğu Cerbe, Tunus (şehir) ve Zarzis'te olmak üzere, 1500 kişi geriye kalmıştır.Cerca de 1500 continúan viviendo hoy, en su mayoría en Djerba, Túnez, y Zarzis.
Onunla boşanana kadar pek çok kez ayrı kalmışlardı.A ella la seguía frecuentando después del divorcio.
Bir seferinde 10 ay boyunca hastanede yatmak zorunda kalmıştır.Había estado en el hospital por un mes.
Bunun sonucunda projenin sitesi SourceForge.net'e geçmek zorunda kalmıştır.Tras ello, fue expulsado del proyecto por los administradores de sourceforge.net.
Bunun sonucu olarak ise, Ash'in geriye yalnızca bir Pokémon'u kalmıştır; Pikachu.Ash se encamina hacia Hoenn, dejando a todos sus Pokémon excepto a Pikachu.
Şehrin bugünkü adı Korent olup, Yunanistan sınırları içinde kalmıştır.Hoy día la ciudad se llama Motovun y queda en Croacia.

İlgili Sayfalar