kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Babası vefat edince kendisine çok büyük bir servet kalmıştı.À sa mort, il se trouve à la tête d'une très grande fortune.
Şehrin tüm etrafını dolayan surlarda bulunan 36 kuleden günümüze 6si kalmıştır.Celui-ci perd trois circonscriptions sur les six qu'il détenait jusqu'ici.
Ülkede bugün 20 ila 40 arası Yahudi kalmıştır.Au XXIe siècle il ne reste plus qu'un vingtaine de Juifs dans ce pays.
Otuz Yıl Savaşları sırasında yıkılıp yüzyıllarca harabe halinde kalmıştır.Détruit au cours de la guerre de Trente Ans, resta longtemps inhabité.
Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişi evsiz kalmıştır.Seules 300 des quelque 6 000 maisons demeurent debout.
Hollanda Halkı da zor durumda kalmıştı.Mais les Pays-Bas étaient en crise.
Seçimlere çok az kalmıştır.Les élections sont proches.
Buna karşın antlaşmaların yapılış biçimleri neredeyse aynı kalmıştır.Ses articles étaient pratiquement les mêmes que ceux du traité définitif.
On üç gün boyunca 1 numarada kalmıştır.Au total, il reste dix ans à Europe 1.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Plusieurs d’entre eux subsistent encore de nos jours.
Fakat akıllarda bir soru kalmıştı: karşıt hidrojen tamamen sıradan hidrojen gibi mi davranıyor?Par conséquent une transformation d'hydrolyse basique est totale contrairement à une hydrolyse classique.
Diğer aday Çağrı Erhan ise 271 oyda kalmıştır.Le premier concile d'Elne se tient en 1027.
Bu nedenle çeşitli baskılara maruz kalmıştır.J'ai cédé, lâchement, à diverses pressions.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Certaines furent très éphémères, d'autres furent fermées puis réoccupées.
1 Haziran 2011 itibarıyla sözleşmesinin bitmesiyle serbest kalmıştır.Il est officiellement libéré de son contrat le 1er août.
Cordelia beş parasız kalmış ve kendisine yeni bir kariyer yapmak istemektedir.Lafaille mettra cinq jours à redescendre seul avec un bras cassé.
Film, 9 sene boyunca yayında kalmıştır.La série reste à l’écran neuf années durant.
Ama Osmanlı sınırları savunmasız kalmıştı.Les frontières étaient devenues indéfendables.
1960'ta sayıları 160.000'i bulan musevilerden sadece 200 kadarı kalmıştır.En 1990, il ne reste plus que 12000 objets au muséum.
Otho yeis ve şaşkınlık içinde yalnız kalmıştır.Alakay reste alors enfermé dans la boîte seul et triste.
Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.Mais leur intention se solda par un échec et ils se retirèrent.
Her iki kulüpte küme düşmek zorunda kalmıştır.Le budget des deux clubs seraient cumulés.
Ancak bu zehre çok seyrek bir şekilde maruz kalmıştır.En fait ce processus n'est qu'une fermentation très surveillée.
Ülke, 1958 yıllarında olmak üzere bir defa yarışmadan uzak kalmıştır.Sa dernière absence à une Coupe du monde remontait à 1958.
Ayrıca bu göreve gelmiş en genç kişi ve bu görevde en uzun süre kalmış kişidir.Elle est la troisième actrice à jouer ce rôle et est celle qui y est restée le plus longtemps.
Anasının karnında 12 ay kalmıştır.Il n'a que neuf mois à la mort de son père.
Böylece elektrofor bir elektriksel bütünlük olarak tarafsız kalmış oluyor.Une solution ionique est électriquement neutre.
Morosini henüz 17 yaşında yetim kalmıştı.Angélique fut orpheline de père dès l'âge de 5 ans.
Ancak takip eden yıllarda İspanya, bu işgalle ilgilenmeyip, kayıtsız kalmıştır.Durant les années qui suivirent, l’Espagne ne se soucia guère de sa nouvelle possession.
Nerede kalmıştık?¿Dónde nos habíamos quedado?
Çiftçiler her zaman iklimin insafına kalmıştır.Los granjeros siempre están a merced del clima.
Tom ve Mary en sonunda yalnız kalmışlardı.Tom y Mary finalmente se habían quedado solos.
Korkunç kazada ailesini kaybedip tek başına kalmıştı.Tras el horrible accidente se quedó sola y sin familia.
Beylikdüzü olarak bilinen bölgenin bazı kısımları Esenyurt ve Büyükçekmece ilçeleri içerisinde kalmıştır.Entre las series en las que ha actuado se encuentran El señor de los cielos, Bienvenida realidad y Capadocia.
Ben sabah giderdim ve Stuart çoraplı ayaklarıyla kapıyı açardı – tüm gece ayakta kalmıştı.Yo llegaba por la mañana y Stuart abría la puerta en calcetines —porque había estado despierto toda la noche—.
Savaş bittiğinde 17,247 kişi sağ kalmıştı.Al final de la guerra había 17.247 supervivientes.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Y se pusieron a saludarle: «¡Salve, Rey de los judíos!»
İkiye ayrılan Aragon’un diğer tarafında, Cumhuriyetçi devlet aynı şekilde hareketsiz kalmıştı.En la otra parte del Aragón dividido, el Estado republicano quedó igualmente anulado.
2011 yılında üçüncü büyük dış satımcı ve üçüncü büyük dış alımcı olarak kalmıştır.En 2011 se mantuvo como el tercer exportador y el tercer mayor importador.
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.234 saltos se recuerdan en el período Edo, y de ésos, 85'4% sobrevivieron.
Bu görevde 1915'e kadar kalmıştır ve birkaç seri inmenin ardından 1926'da ölmüştür.Trabajó en este puesto hasta 1915 y murió después de una serie de ataques en 1926.
İngilizler barış istemek zorunda kalmıştır.La victoria estadounidense obligó a los británicos a pedir la paz.
Listelerde uzun süre kalmıştır.Se quedó en las listas durante meses.
Bu süreçte Afrika'da sadece iki tane tam bağımsız devlet kalmıştı, Etiyopya ve Liberya.En África sólo quedaban dos estados independientes: Liberia y Abisinia.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Se supone que Robinson Crusoe es un náufrago en una isla desierta.
Şoygu, Acil Durum Bakanı kalmış ve yeni Devlet Dumasına gitmemiştir.Shoigu permaneció en su puesto de Ministro de Situaciones de Emergencia y no fue a la nueva Duma Estatal.
Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır.No seguís sino conjeturas, no formuláis sino hipótesis.»
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.La compañía de Washington fue vendida a American Home Products en 1943, poco antes de su muerte.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.La sublevación fracasó y Thälmann permaneció escondido por un tiempo.
The Doors'un varlığı boyunca grupta kalmıştır.Se separa el grupo The Doors.
Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır.Hoy en día, quedan solo unos 200.
Havada bir his vardı; bizim layık olduğumuz geç kalmış özgürlük , ve onun için mücadele edeceğiz.Había algo en el aire, libertad que hacía falta hacía mucho tiempo, e íbamos a luchar por ella.
Fakat Merseyside yine de kraliyet seremonileri için törensel kontluk olarak kalmıştır.Merseyside sigue existiendo legalmente como un condado ceremonial.
Bugün ise, çoğu Kahire'de olmak üzere 100 kişi kalmıştır.Unos 100 continúan viviendo hoy, en su mayoría en El Cairo.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.Esa obra fue escrita para Daniel Craig.
Bu şekilde üç yıl kalmıştır.Así transcurrieron tres años.
Güney Doğu Asya bölgesindeki en etkili siyasi figürlerinden biri olarak kalmıştır.Fue una de las figuras políticas más influyentes del Sudeste Asiático.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Sólo quedan unos pocos fragmentos de sus obras.
Nadir Şah'ın ölümünden sonra, Darya-i-Nur torunu Shahrokh Mirza'ya miras kalmıştır.Después de la muerte de Nadir Shah, el Darya-ye Noor fue heredado por su nieto, Shahrokh Mirza.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.Permanecieron casados hasta su muerte en el 2000.