kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Günümüzde ise Kanada'da yine de Fransız bölgesi kalmıştır.Il reste d'ailleurs un des seuls Institut canadien-français encore existant aujourd'hui.
IV. Thierry ile 742 ile 750 yılları arasında Autun'da evli kalmıştır.Thierry est cité comme comte d'Autun à plusieurs reprises en 742 et 750.
Diego o sezon 10 kupa maçının 9 tanesinde de 90 dakika boyunca sahada kalmıştır.Peugeot remporta 9 des 10 courses organisées au cours de ces deux saisons.
Bugün yalnızca, avlusunun giriş kapısı ayakta kalmıştır.Seule subsiste aujourd'hui la porte d'entrée ouvrant sur le corridor.
Sovyetler Birliğinin yıkılmasıyla ortadan kalmıştır.Elles sont exhumées à la chute de l'URSS.
2012 yılında ilk çocuğuna hamile kalmıştır.En 2014 elle donne naissance à son premier enfant.
Tiroj ^ "E, nerede kalmıştık?".What have I done? » (« où suis-je tombé ?
Ama Ayşim Sultan'ın gönlü Alpago'da kalmıştır.Aujourd'hui, accueil de laïcs dans l'esprit cartusien .
Carl, 5 yıl sonra evine dönmek zorunda kalmıştı.Il fait son retour au pouvoir cinq ans plus tard.
Youla, Eskişehirspor yönetimi ile sorunlarından dolayı kadro dışı kalmıştır.Nekfeu) Nique les clones (Nekfeu) U.B (Nekfeu) Dans ta réssoi (Nekfeu feat.
O zaman özel kişiler kendi kendi anlaşmalarını yapmak zorunda kalmıştı.Une corporation possédait ses propres règlements.
Köy uzun bir müddet boş kalmıştır.Les habitants du village sont affranchis de très longue date.
19. yüzyılın başında bölgede ticari faaliyetler münasebetiyle üsleri bulunan üç ülke kalmıştı.Au début du XIXe siècle, localement, trois usines travaillaient le cuivre.
1954'e dek adı Proskurov olarak kalmıştır.Il utilisa jusqu'en 1945 le pseudonyme de Vivarais.
Tur otobüsü buzlu yolda kayıp takla atmış, Burton da otobüsün camından fırlayıp altında kalmıştı.Burton a été projeté par la fenêtre du bus, et ce dernier s'est écrasé sur lui.
Bir dizi para devalüasyonunu takiben, krona, ABD Doları karşısında istikrârlı kalmıştır.Après une série de dévaluations, la couronne reste stable vis-à-vis du dollar US et du deutsche Mark.
1984 yılında Canal+'u kurmuş ve 1994 yılına dek başında kalmıştır.Ils seront actifs sur Canal+ Belgique jusqu'à leur auto-dissolution en 1994.
İspanyol filo Calais’e doğru yol almak zorunda kalmıştı.Le général français se prépare afin de marcher sur Calais.
Diğeri ise boynunun arkasında kalmıştır.Le col se ferme à l'arrière du cou.
Ailelerin Mısır'da bırakmak zorunda kalmışlardı.Sa famille se réfugie en Égypte.
Fakat İnsan ve Halkların Hakları Komisyonu Addis Ababa'da kalmıştır.Le Conseil de paix et de sécurité de l'Union africaine s'est réuni à son siège à Addis-Abeba.
14. yüzyıldan 1451 yılına kadar İngiliz işgali altında kalmıştır.Elle est occupée par les Anglais jusqu'en 1450.
Normal süre olarak 4:19 kalmış durumdadır.Le ratio de 60:40 est ainsi conservé.
Grup yalnızca üç sene boyunca (1975-1978) aktif kalmış ve dağılmıştır.Le groupe n'est actif que trois ans, entre 1975 et 1978.
Grevdeki işçilerin aileleri de açlıkla karşı karşıya kalmıştır.Les ouvriers cubains mourraient de faim.
Bu yüzden temyiz mercii olarak Yargıtay, bu boşluğu doldurmak zorunda kalmıştır.Pour l'ensemble de ce dossier, les magistrats ont rendu en conséquence une ordonnance de non-lieu.
Bu halk oylaması sonucu Birendra'nın Panchayat yönetim biçimi ayakta kalmıştır.D'une part, comment s'assurer que cette attitude mentale était bien celle de Pauling.
Mektupta buradan sonrasının büyük bir kısmı kayıptır ve sadece birkaç tane kâğıt parçası kalmıştır.La plupart des publicités sont ensuite enlevées, et il ne reste que quelques posters.
Kurgudaki bu olay eleştiriye maruz kalmıştır.On est habitué à ce genre de critiques.
Bozüyük uzun yıllar Sultanönü sancağının Kariyesi durumunda kalmıştır.L'idée de fuir son pays le hante depuis longtemps.
Uzun bir geçmişi olmasına karşın, küçük bir golfçü grubu olarak kalmıştır.Bien qu'ayant connu un passé glorieux, elle est restée une petite ville.
Sonra ayrılmışlar ama iyi arkadaş kalmışlardı.Ils rompent mais restent bons amis.
Filmin bilinen kopyaları kalmıştır, fakat film kayıp olarak bilinir.On ne connaît pas actuellement de copies du film qui est considéré comme vraisemblablement perdu.
Agrippina'nın Nero'yu Acte'den ayırma çabaları sonuçsuz kalmış ve Nero ona daha fazla bağlanmıştır.Les efforts croissants d’Agrippine pour les séparer ne fait qu'accroître l’attachement de Néron.
Lisa kendi ülkesi olan Avusturya'ya dönmüştür ve Prens Sou-Chong Pekin'de yalnız kalmıştır.À l'acte III, Lisa regagne l'Autriche et Sou-Chong se retrouve seul.
Dünya'nın yörüngesindeki Astronotlar bir yıldan daha uzun süre mikro yerçekimi üzerinde kalmışladır.Les astronautes en orbite autour de la Terre sont restés en impesanteur un an ou plus parfois.
Bu maçta forma giyemeyen Burak Yılmaz, 8 golle Cristiano Ronaldo ve Lionel Messi'nin arkasında kalmıştır.Il est le 3e joueur en activité à atteindre ce seuil après Cristiano Ronaldo et Lionel Messi.
Bu görevde 1915'e kadar kalmıştır ve birkaç seri inmenin ardından 1926'da ölmüştür.Il est mordu par un serpent en 1911, reste pendant près d'un an dans un état très grave.
Türlü türlü iftiralara maruz kalmıştır.Ils nous ont crié toutes sortes d'insultes.
Balta ise 77 dakika sahada kalmıştır.Les commandos étaient restés au sol seulement 27 minutes.
Mübadillerin ancak %30'u Fatsa'da kalmıştır.Elle est détenue qu'à 30 % par Fresenius.
2006 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %3,4 oy oranında kalmıştır.En République démocratique du Congo, les femmes représentent seulement 8,4 % de députés élus en 2006.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.Il restera 17 semaines dans les charts.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Il est de retour.
Artık sadece oyuncu kalmıştır.Après, il est devenu acteur.
Birkaç ay boyunca taşlaşmış olarak kalmıştır.Elle demeure foncée pendant plusieurs mois.
Bir hafta kadar tesislerde kalmıştım.Il ne reste classé qu'une semaine.
Yapımı bitmemiş, yarım kalmıştır.L'œuvre pourtant n'est qu'à moitié terminée.
Zaten birçok kere kızlarla berabere kalmışlardır.Elle reste la plupart du temps entourée de garçons.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Il n'en reste presque aucune trace.
2006 itibarıyla, ülkede sadece 36 Yahudi kalmıştır.En 2006, seuls 36 individus thessaliens sont recensés.
Oylamanın sonunda Türkiye, 19 ülkenin katıldığı finalde en az puanı alarak son sırada kalmıştı.Néanmoins, le nombre final de participants est de douze, Chypre s'étant retiré à la dernière minute.
Ama Akıncı Kertenkele'yi kurtarınca oradan kaçmak zorunda kalmıştır.Pendant que le loup la ramasse, il se sauve.
Fakat bu boyamaların sadece izleri günümüze kalmıştır.Il ne reste aucune trace de ces peintures.
Sol bacak ön çapraz bağları kopan defans oyuncusu 4-5 ay sahalardan uzak kalmıştır.Pourtant cela éloignera, le coureur, quatre ou cinq mois des pistes.
Savaş bittikten sonra, Palmarino'luların çok azı hayatta kalmıştır ve bunlardan birisi de Zumbi'dir.Le jour suivant, les combats se propagent à Baba Amr et al-Qusur.
Bu vadilerin birçoğu maalesef baraj suları altında kalmıştır.Plusieurs de ces camps se situent à l'abri de grottes.
Nevers merkezi 10. yüzyılın başlangıcından kalmıştır.Le diocèse de Nevers a été érigé au IVe siècle.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Lorsqu'il se décida enfin à se retirer sur Graz, il était déjà trop tard.
Bu döneme ait birçok iz kalmıştır.On retrouve de nombreuses traces de cette époque.

İlgili Sayfalar