kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ondan geriye sadece Prezewalski yaban atı kalmıştır.Seul le cheval de Przewalski est resté totalement sauvage.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Les femmes et les minorités ont subi des discriminations dans le secteur public.
Mobil İnternet kullanımı arttıkça şirket hayatta kalmıştı.Avec l’explosion d’Internet, le nombre de courtiers s’est multiplié.
Kirpi ara sıra onun yanında kalmıştır.Puce est toujours auprès de lui.
Ancak konu kısa sürede gündem dışı kalmıştır.Cependant, cette initiative reste sans lendemain du moins dans l'immédiat.
Uzun süre hizmette kalmış bir uçaktır.Il servit encore quelque temps comme avion de servitudes.
Bu antlaşma VI. Leon'un 912'de ölümüne kadar geçerlikte kalmıştır..Le traité de paix demeura en force jusqu’à la mort de Léon VI en 912.
Bu nedenle oldukça geri kalmıştır.Il reste donc relativement long.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Seuls trois de ses sept enfants lui survivent.
Noel'e de "Don't Look Back in Anger" kalmıştır.Il apparaît la première fois dans l'épisode "Don't Look Back".
Ronin, efendisiz kalmış Samuray.Ryonosuke est un samouraï sans scrupules.
3 kız kardeşi ve annesi Arizona’da kalmıştı.Sa mère et ses trois frères et sœurs sont restés à Vilnius.
M8 ise prototip olarak kalmıştır.Le P.16 resta donc un prototype unique.
Mezzofanti görevde Roma'ya 1831 yılında gitmek için Bolonya'yı terk edene kadar kalmıştır.Mezzofanti occupa ce poste jusqu'à ce qu'il quittât Bologne pour rejoindre la Curie à Rome en 1831.
Kasabada kimse ona yardım etmeye yanaşmaz, tamamen yalnız kalmıştır.Une fois rendu sur place, il se trouve tout seul et personne ne lui vient en aide.
Hunt'a bağlı bir takım tahkim edilmiş mevziler arasında tüm gün boyunca savunmasız çakılıp kalmıştı.Un des pelotons de Hunt fut stoppé durant une journée entière.
Köyde yalnızca yaşlılar, kadınlar ve çocuklar kalmıştır.À l'époque, il n'y avait que des femmes, des enfants et des personnes âgées dans le village.
Ancak Haziran 2003'te siyasi bir skandal nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştır.Il est obligé de donner sa démission à la suite d'un scandale en novembre 2001.
Ancak bu daha çok dinleyici ve teorik olarak kalmıştır.Le commentaire est donc plus explicatif et théorique.
Tom'un genç olan erkek kardeşi ise annesiyle kalmıştı.Avec Michael, son frère célibataire, elle vit avec sa mère.
Taht, II. Hürmüz'ün eşlerinden birinden henüz doğmamış olan çocuğuna kalmıştı.Le trône est réservé pour le fils encore à naître d'une des femmes de Hormizd II.
Bu durumda Slovenya Basketbol Federasyonu tek aday kalmıştı.La Fédération de Slovénie de basket-ball (KZS) reste donc le seul candidat organisateur.
Geriye sadece çok az bakır paraları kalmıştı.Il n'y eut plus dès lors que des monnaies d'argent.
Brezilya ordusu zor durumda kalmıştı.L'armée britannique est en débandade.
Dördüncü çağa kadar ayakta kalmıştır.Il le conserve jusqu'au terme de la quatrième étape.
Bu durum tarikat mensublarında baki kalmıştır.Pour cela, les points sont classés dans des sous-images.
Konstanza, arkasında Salerno sarayında kalmıştı.Il habitait le Palazzo Salerno.
Han, limana yakın olması, sebebiyle, her zaman canlı kalmıştır.L'église, située à proximité du port, est régulièrement inondée.
Michael McNeil'in kardeşidir ve aslında hep onun gölgesi altında kalmıştır.Il est vraiment le bras droit de Phil, toujours à son écoute.
Ancak çözülmesi gereken bir konu daha kalmıştı; silahların uzunluğu.Mais évidemment, il fallait prendre une décision : quelle échelle de temps choisir ?
Fransa ve İngiltere, buna sessiz kalmışlardır.La France et l'Angleterre restent neutres.
Lange fotoğrafçı Paco Grande ile 1970-1981 yılları arasında evli kalmıştır.Jessica Lange a été mariée au photographe Francisco « Paco » Grande de 1970 à 1980.
Anakin, annesinin yerini bulduğunda ne yazık ki çok geç kalmıştır.Lorsque Morane arrive chez lui, il est trop tard.
Bella'yı kurtarmaya çalışır fakat geç kalmıştır.Elle sauve Dawn mais il est trop tard.
Günümüzde sadece 11 örneği kalmıştır.Il n'en existe aujourd'hui que 12 exemplaires.
Hal bu olanlardan sonra bu yeni dünyayı kabullenmek durumunda kalmıştır.Pour pouvoir vivre dans le nouveau monde, vous devez rejeter ce monde.
"Gerçek" bir cerrah olmak istediğinde ise Summer'a 17 yaşında hamile kalmıştır.Dans la série Bates Motel, une préquelle à Psychose, Norman a 17 ans.
Theodoros'un kendisi Tırnovo'da yedi yıl esir kalmıştır.Quant à Théodore, il resta en captivité pendant sept ans à Tarnovo.
1980 yılına kadar görevde kalmıştır.Elle reste en poste jusqu'en 1980.
Grelot 1670'li yılların başında İstanbul'a gelmiş ve iki yıl kalmıştır.Collot arrive à Lyon en 1782 et y demeure deux ans.
Bu küme yoğun fotografik araştırmalara maruz kalmıştır.Un soin minutieux est apporté à la photographie.
Herhangi bir nedenle ordunun dışında kalmış görünmektedirler.Il semble n’avoir pas de famille hormis l’armée.
18 ve 19 numaralar ise boş kalmıştır.Les titres 14 et 16-18 sont des inédits.
Anne henüz altı aylık kraliçeyken kocasından boşanmak zorunda kalmıştır.Ses parents divorcèrent alors qu'elle n'avait que 6 mois.
Play-Off'lara kalmışlardır.Il ne reste plus que les play-offs.
Bazı aileler ise daha iyi bir eğitim için Mahalleninü terk etmek zorunda kalmışlardır.De nombreux habitants sont tentés de quitter leur commune pour connaître une meilleure vie ailleurs.
30 Eylül'de Münih Antlaşmasını kabul etmek zorunda kalmıştır.30 septembre : accords de Munich.
Tavandan doğru yağmur sızıntısı olduğundan ziyaretçiler boşaltılmak zorunda kalmıştı.C'est sous une pluie battante que les coureurs se sont élancés.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.La seule personne à y avoir survécu est Harry Potter.
Mısırlılar tam bir sürprizle karşı karşıya kalmışlardı.Les islamistes ont été surpris en pleine réunion.
Çok az bir nüfusları kalmıştır.Il n'en reste qu'un très faible nombre d'individus.
Dört kardeşi vardır, fakat ebeveynlerinin ölümünden sonra ayrılmak zorunda kalmışlardır.Il a trois sœurs avec qui il vit depuis que ses parents ont déménagé.
Bartolo ise çok geç kalmıştır.Blanchard arrive en retard.
Ormanlık alanda yaklaşık bir hafta kalmıştır.La forêt occupe près d'un quart de la superficie.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Il a également été trompé par des agents ennemis à plusieurs reprises.
Bu maçta 63 dakika sahada kalmıştır.Il joue 63 minutes durant ce match.
Geriye sadece Baal kalmıştır.Seul le buffet subsista.
Antik Yunan’da Delphi Oyunları 1000 yıla yakın canlı kalmıştır.Durant presque 1000 ans, les Jeux delphiques furent une part intégrante de l’ancienne Grèce.
Kadın bir süre sonra hamile kalmış.Elle est par la suite enceinte.
Sekiz isabet alan zırhlının ön tareti devre dışı kalmıştır.Le mode classique avec huit angles de tir reste activable.

İlgili Sayfalar