kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu şekilde üç yıl kalmıştır.Das ist drei Jahre her.
Bununla beraber, 5 yıl Türkiye'de yasaklı kalmıştır.Auch wurde ihm zu diesem Zeitpunkt der Zugang zum Internet für fünf Jahre verboten.
Bir dönem Saint-Rémy'de olmak üzere akıl hastanelerinde kalmıştır.Er starb in seinem Landhaus in Saint Rémy.
Çünkü daha önceki bütün barış ve teslim çağrıları cevapsız kalmıştı.Damit haben sich alle Vorwürfe und Vorverurteilungen als haltlos erwiesen.
Bazı alaylarda sadece 150 -200 kişi kalmıştı.Auf beiden Seiten waren ca. 150 bis 200 Soldaten beteiligt.
Günümüze kadar kalıntıları kalmış olan eski Romalı zafer takları MÖ.Aus dieser Zeit stammt der heute noch erhaltene romanische Kirchturm.
Ancak bu manastırın ve tüm manastırların baş papazı olarak kalmıştır.Dieser Kopf ist bei allen wichtigen Ereignissen im Kloster anwesend.
Şu an yalnızca Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan 12 mağazası kalmıştır.Vereinigte Staaten In den Vereinigten Staaten existieren aktuell nur noch sechs Obus-Betriebe.
Anasının karnında 12 ay kalmıştır.Nur zwei Kinder hatten 12 Schwangerschaften der Mutter überlebt.
Yom Kippur Savaşı sonrası görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır.Nach dem verlustreichen Jom-Kippur-Krieg wurde er zum Rücktritt gezwungen.
Geriye sadece Baal kalmıştır.Es waren nur Reste.
Diğer kültürler, çeşitli sebeplerden dolayı buradan ayrılmak zorunda kalmıştır.Drei weitere mussten aus unterschiedlichen Gründen umkehren.
Ben geç kalmışken, otobüsün geç kalması çok şarttı.Le bus devait justement avoir du retard tandis que j'étais en retard.
Bu tablo çok aşağıda kalmış, şu ötekinin hizasına yükseltmek gerek.Ce tableau est placé trop bas, il faut le rehausser au niveau de cet autre.
1909'da felç olmuş, hayatının geri kalanını bir koltukta yaşamak zorunda kalmıştı.Paralysé à partir de 1909, il a eu à vivre le reste de sa vie dans un fauteuil.
Nabi`nin "fakat alup verilür bir selam kalmıştır" dizesiyle başlar.Learning from the Life of Prophet Muhammad (SAW): Peace and Blessing of God Be upon Him.
Gagarin iniş sırasında 8 g'lik basınca maruz kalmıştır.Gagarine subit une décélération de 8 g durant la rentrée.
7 Kasım sabahı yalnızca moloz yığını kalmıştı. ^Le matin du 7 novembre, il ne restait qu'un tas de gravats.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Robinson Crusoé, un marin, fait naufrage sur une île.
Fakat aslında ölmemiştir, zamanda sıkışıp kalmıştır.En fait, il n'est pas mort et se cache pour le moment.
Güneş Sistemi’nin insanlı araştırılması Dünya'nın yakın çevresi ile sınırlı kalmıştır.L'exploration humaine du Système solaire est pour l'instant limitée aux environs immédiats de la Terre.
Radyocu İsmail artık iki kızın arasında kalmıştır ve ikisini de idare etmektedir.Le Coran qualifie Ismaël par deux fois « d’endurant ».
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.Il est joué par Daniel Craig.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Il ne reste que des fragments de ses œuvres.
Washington ölümünden kısa süre önce şirketini American Home Products'a satmak zorunda kalmıştır.En 1943, peu avant sa mort, Washington vendit son entreprise à la société American Home Products.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.Pour sa part, Krusty ignore toujours en grande partie l'aide de Bart et le traite avec désintérêt.
Kasım 1954'te tutuklanmış ve Nisan 1955'e kadar hapiste kalmıştır.Arrêté en novembre 1954, il reste en prison jusqu’en avril 1955.
40'tan fazla aile evsiz ve 22.000 kişi elektriksiz kalmıştır.Plus de 40 familles se sont retrouvées sans abri, 22 000 personnes se sont retrouvées sans électricité.
1987 ile 1991 yılları arası Barry Bostwick ile evli kalmıştır.Elle s'est mariée avec Barry Bostwick de 1987 à 1991.
Efendi ilk defa ortaya çıktığında, Sunnydale'in altındaki Cehennem Ağzı'nda kapalı kalmıştır.Quand il rencontre le Maître, celui-ci est déjà piégé dans la Bouche de l'Enfer de Sunnydale.
Samuel Beckett'in ve Harold Pinter'ın etkisinde kalmıştır.Il est influencé principalement par Samuel Beckett et Harold Pinter.
55 mürettebatın içinden sadece o hayatta kalmıştır.Seul cinq membres d'équipage sur 52 ont survécu.
1870 yılına dek tüm dünyada en çok kullanılan silah olarak kalmışlardır.Il fut, de loin, le mécanisme le plus largement utilisé au niveau mondial dès 1870.
O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır.Depuis lors, la forme basique du kimono, tant chez la femme que chez l'homme, n'a presque plus évolué.
Buffy dirilmiştir ve mezarından kendi eliyle çıkmak zorunda kalmıştır.Buffy est obligé de sortir de sa tombe seule.
Edo döneminde 234 atlayış kaydedilmiş ve bunların % 85.4'ü hayatta kalmıştır.Durant l'époque d'Edo, 234 sauts ont été comptabilisés avec un taux de survie de 85,4 %.
Ancak 1783 barışının ardından, Britanya sahilin kontrolünden vazgeçmek zorunda kalmıştır.Toutefois, à la conclusion de la paix en 1783, la Grande-Bretagne dut renoncer au contrôle direct de la côte.
24 Temmuz 1997 tarihine kadar bu görevde kalmıştır.Il reste en poste jusqu'au 24 juillet 1997.
Artık listesinde tek bir kurban kalmıştır.Il ne reste donc plus qu'un seul suspect sur la liste.
Varlığın en erken yüzyıllarından beri İstanbul defalarca deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kalmıştır.Au cours de ses premiers siècles d'existence, Constantinople fait face à peu de menaces maritimes.
Balık köylüler evsiz kalmışlardır.Les paysans sont libres.
2010 baharına kadar bu görevinde kalmıştır.Il occupe ce poste jusqu'au printemps 2010.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Le Parlement européen s'intéresse également au sujet.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Son père à cause de son travail est obligé de déménager souvent.
4 yaşında yetim kalmıştır.Il se retrouve orphelin dès l'âge de 4 ans.
Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır.Aujourd’hui, quelque 600 personnes y demeurent.
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Plusieurs coureurs ont dû abandonner en cours de route.
Oranı, 2000'den 2014'e kadar %19.6 seviyesindeyken, 2014'ten bu yana %20 oranında sabit kalmıştır.Son taux est stable à 20 % depuis 2014, après avoir été à 19,6 % entre 2000 et 2014.
Günümüzde sadece Aziz Sarkis Kilisesi kalmıştır.Aujourd'hui, seule l'église Saint-Martin subsiste.
Çabalarını "Günahtan Arınma" konusuna yöneltmişler, ancak Günahın asıl nedeni konusunda yetersiz kalmışlardı.Les siens se débandèrent ; il fut grièvement blessé, et ne parvint qu’avec peine à échapper à ses vainqueurs.
Ay üzerinde toplam 21 saat 36 dakika kalmışlardır.Les astronautes sont restés 21 heures et 36 minutes sur la Lune.
Karadaki taburlar zor durumda kalmıştır.Les barbiers se retrouvent dans une position difficile.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.Les premières données sur Vlamertinge datent du Moyen Age.
Riau'da ise yalnızca 9 alanda 350 kadar fil hayatta kalmıştır.Dans la province de Riau, environ 350 éléphants ont survécu dans neuf aires de répartition.
Bir manga Alman askeri şimdi ıssız ve uçsuz bucaksız Kanada topraklarında tek başlarına kalmışlardır.Six marins allemands survivants se retrouvent seuls sur le gigantesque territoire canadien.
Nadir Şah'ın ölümünden sonra, Darya-i-Nur torunu Shahrokh Mirza'ya miras kalmıştır.Après la mort de Nâdir Châh, le Darya-e nour sera donné à son petit-fils, Shahrokh Mirza, en héritage.
Nikah kıyılma için salon Daha önceki olaylara şaşırıp kalmış olan Kontes durumu gözden geçirmektedir.La salle du mariage Le comte est embarrassé par les événements récents.
Ancak küçük bir bölgesi kalmıştır.Il ne leur reste plus qu'un petit coin.
Kuzeyde yer alan grupta Hitit hükümdarları iktidarda kalmıştı.Au nord, le logis seigneurial est parvenu jusqu'à nous.
Burada 18 gün kalmış, buradan öteye geçememişlerdir.Pendant 18 mois, ils ne peuvent pas être transférés.

İlgili Sayfalar