kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nükleer silah stoklarının büyük çoğunluğu Rusya'da kalmıştır.Es wurde deutlich, dass sich zahlreiche Atomwaffenlager in der Bundesrepublik befanden.
Birçok kez yarış dışı kalmış olmasına rağmen üç defa üçüncü ve bir defa da ikinci oldu.In den weiteren Rennen gewann er nicht mehr, er wurde aber viermal Zweiter und einmal Dritter.
Sonunda tek bir soru kalmıştır: Taani aslında kimi seviyor?Hier stellte sich Tolkien die Frage, wer ist das eigentlich?
Bütün bu yaşananlar sonrası elma ağacında yalnızca çok az sayıda elma kalmıştır.Dabei tragen die Bäume nur wenige Äpfel.
Mart 1938'de Gestapo tarafından hapsedilmiş ve Eylül 1938 yılına kadar hapiste kalmıştır.Er stand ab März 1938 unter Aufsicht der Gestapo und wurde im Herbst 1938 vorübergehend in Haft genommen.
Hinayana ise sadece teorik olarak kalmıştır.Die Unterscheidung ist aber nur theoretisch.
Sonraki yıllarda emanetlerin anahtarları çeşitli prenslerin koruması altında kalmıştır.In den folgenden Jahren war das Schloss in den Händen mehrerer Besitzer.
Bu oyuncuların pek çoğu yüksek öğrenim uğruna kenti terk etmek zorunda kalmışlardı.Viele Mitglieder der Hohen Börse verließen die Stadt für immer.
Şu an 22 tane lokomotiften sadece geriye 20 tane kalmıştır.Daneben sind 22 weitere Lokomotiven ausgestellt.
Fakat bundan sonraki iki asır boyunca Afrika fazla ilgi çekmemiş kıta üzerine bilgiler sınırlı kalmıştır.Die folgenden fünf Jahrzehnte über blieb das Gebiet von den Weißen relativ unerforscht.
Bir oğlu yadigar kalmıştır.Ein Sohn erinnert sich.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.Bis zum Neubeginn in den 1950er Jahren waren nur wenige Tiere im Zoo.
Fakat birkaç yarış kalmışken proje iptal edildi.Wenige Wochen vor Beginn der Wettbewerbe wurden die Meisterschaften jedoch abgesagt.
Kalın yazılı ülkeler finale kalmıştır.Fettgeschriebene Länder haben das Finale erreicht.
Karadaki taburlar zor durumda kalmıştır.Die Möbel Union geht schweren Zeiten entgegen.
9. yüzyıldan 2002 yılında Euro'nun kullanılmaya başlanmasına kadar tedavülde kalmıştır.In Europa wurden sie daher nur bis zum Beginn der Euro 3-Pflicht im Jahr 2001 angeboten.
Yazdıklarından çok az bir kısmı günümüze kalmıştır.Heute ist nur noch ein kleiner Bruchteil seiner Schriften erhalten.
Albizzi’ler, Medici’lere boyun eğmek, iktidarı yeniden onlara bırakmak zorunda kalmışlardır.Die Albizzi unterwarfen sich den Medici und überließen ihnen die Herrschaft.
Ancak kadın eğitimi kısıtlayıcı kalmıştır.Er erhielt nur eine eingeschränkte Schulausbildung.
Rol Daniel Craig'e kalmıştır.Die Rolle übernahm er von Daniel Radcliffe.
24 Temmuz 1997 tarihine kadar bu görevde kalmıştır.In dieser Position blieb er bis zum 24. Juli 2007.
Üfürükçülük yapar, Evde kalmış yaşlı kadınların kısmetini açar.Maßnahmen zur Prävention von Stürzen bei älteren Menschen, die zuhause leben.
Bu hastaların 25 tanesi hayatta kalmıştır.Die Patientenakten von 45 dieser Menschen sind erhalten geblieben.
Bildiriler genelde temennilerden ibaret kalmıştır.Die Urteilsbegründung bleibt meist geheim.
Belde Zir (Yenikent) kazasına bağlı olarak kalmıştır.Eine Sehenswürdigkeit ist wegen seiner Feuerhöhe der Leuchtturm Bastorf.
Artık sadece oyuncu kalmıştır.Sie ist nicht mehr als Schauspielerin tätig.
Filmin bilinen kopyaları kalmıştır, fakat film kayıp olarak bilinir.Die Handlung ist allerdings nicht mehr nachvollziehbar, der Film gilt als verschollen.
Mescit, meydanda kalmıştır.Ein Schlitten steht auf dem Platz.
Türbe bunun üzerine, açıklamalara göre onarım için iki yıl kapalı kalmıştır.Der Tunnel wird danach wegen Sanierungsarbeiten für zwei Monate geschlossen bleiben.
Lübnan'da ancak Cebelübnan'da kalmıştır.Die Vifhusen waren außer in Lübeck noch in Livland ansässig.
ABD'ye ilk geldiklerinde kötü işlerde çalışmak zorunda kalmıştı.Seine erste Zeit in den Vereinigten Staaten war schwierig.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.).Sensitometrie der Röntgenstrahlen).
Gurney’in topundan geriye sadece yerdeki kararmış bir krater kalmıştı.Von Koldinghus blieb nur eine verkohlte Ruine übrig.
Ryukyuca ile ilişkilidir; fakat diğer dillerle herhangi bir akrabalığı kanıtsız kalmıştır.Niwchisch ist eine isolierte Sprache, also mit keiner anderen bekannten Sprache genetisch verwandt.
Gelen öğretmenler de kısa bir süre kalmış, başka yerlere tayin aldırmışlardır.Es werden nur wenige Äste gebildet die ausgebreitet stehen, und an den Enden benadelt sind.
Şampiyonluğa ulaşması için önünde sadece 1 galibiyet kalmıştı.Nur ein Punkt mehr fehlte zur Meisterschaft.
Ondan sonra devamlı Müslümanların baskısına maruz kalmıştır.Immer wieder beschäftigte ihn das Thema der Schwäche der Muslime in der Gegenwart.
Bu görevde iki yıl kalmıştır.In diesem Amt blieb er zwei Jahre.
Uçaklar karşı karşıya kalmışlarsa herkes sağa doğru manevra yapar.Einander entgegenkommende Luftfahrzeuge haben stets nach rechts auszuweichen.
Balık köylüler evsiz kalmışlardır.Die Obdachlosigkeit der Fische.
Sonraki hafta liste dışı kalmış ve 98 numaradan listeye tekrar girmiştir.Der Song erreichte Platz 98 und verließ die Liste nach einer Woche wieder.
Bu kararın yasal olarak uygulanması CHP'nin yapacağı kongreye kalmış; orada karar alınması gerekmiştir.Sie haben die Macht, Ihr Veto gegen den Kongress einzulegen, und genau das haben Sie getan.
Kevin geçersiz boş gösterici'de sıkışıp kalmıştır.Unglücklicherweise fällt Stuart dabei in den leeren Fahrstuhlschacht.
Evin Garajı ise 1995 yılına kadar kalmıştır.Die Bahnstrecke bestand bis 1995.
Aynı zamanda IFPI listesinde 5 hafta boyunca zirvede kalmıştır.Insgesamt war er fünf Jahre auf der FIFA-Liste.
Artık listesinde tek bir kurban kalmıştır.Sie hatte allerdings nur zwei Kandidaten auf ihrer Liste.
Balta ise 77 dakika sahada kalmıştır.Die Partie musste nach 77 Minuten abgebrochen werden.
4 Aralık 1941'de Rommel, Tobruk önlerinden de çekilmek zorunda kalmıştır.Am 14. April 1941 erfolgte der erste Angriff Rommels auf Tobruk.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Sechs der Jungen werden dabei getötet, nur einer überlebt.
1990'ların sonuna kadar az miktarda da olsa hizmette kalmışlardır.Die meisten Typen wurden jedoch bis Ende der 1990er Jahre angeboten.
AMD çok çekirdekli işlemciler konusunda Intel’in biraz gerisinde kalmıştır.Chip nimmt seine Arbeit in der Rettungstruppe sehr ernst.
Ayrıca, kendisi de Mısır'ı ziyaret ederek birkaç yıl kalmış ve inisiye olmuştu.Sie reiste viel und besuchte unter anderem Ägypten.
Giunia tek başına kalmıştır.Luise bleibt allein.
Overbeck, nihayetinde görev dışı kalmıştı.Eylau selbst blieb zunächst unbesetzt.
Ve orta dünya da kalmıştır.Es bleibt noch der Himmel.
Arkadaşları ona bir veda partisi yapmaktadır, çünkü emekliliğine çok az zaman kalmıştır.Der Abschied von den Genossen fiel ihm ebenso schwer, wie das Ausscheiden aus seiner kaufmännischen Stellung.
Buna rağmen ipek en değerli Çin ürünü olarak kalmıştır.Trotzdem war das begehrteste chinesische Produkt die Seide.
Birçokları aç kalmış veya açlıktan ölmüştür.Viele starben aber auch an Hunger.
El yazması dört kodeks halinde kalmıştır.Der Kodex stammt vermutlich aus der Hand von vier Autoren.
Cinayet kurbanlarından ikisi hayatta kalmıştır.Unter den Opfern dieses Menschenhandels befinden sich nur zwei Überlebende.

İlgili Sayfalar