kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak ilk kez 2013 yılında FDP Parlamento dışında kalmıştır.Von 2013 bis 2017 war die FDP erstmals nicht im Bundestag vertreten.
Bu durumda Mareşal Vasilevski de açıkta kalmış oluyordu.Nur Oberst Poniatowski ... befand sich noch bei ihm ...
Kısmen de olsa Shikilerin tarafında kalmıştır.Teilweise lagen sie noch auf den Wandsteinen.
Pantomim kavramı bu yüzden ince bir toplum eleştirisine de maruz kalmıştır.Der Begriff Pantomime wird auch deshalb mit einer subtilen Gesellschaftskritik in Verbindung gebracht.
Ne var ki, Ferrari 412T1 model aracıyla diferansiyel sorunu yaşayan Alesi bu turda yarış dışı kalmıştır.Im Vergleich zu dem Vorgänger Ferrari 412T1 war das Auto ein Schritt vorwärts.
Ülkede bugün 20 ila 40 arası Yahudi kalmıştır.In der Schweiz leben heute etwa 18.000 bis 20.000 Juden.
Eserlerinden yalnızca birkaç fragment kalmıştır.Von seinem Werk sind nur einige Fragmente erhalten.
Çok az bir nüfusları kalmıştır.Es verblieben nur wenige Einwohner.
4 yaşında yetim kalmıştır.Im Alter von vier Jahren wurde er Waise.
Duncan, Ouattara'nın altında Maliye Bakanı oldu ve Başbakan olunca finanstan sorumlu kalmıştı.Zuvor war er unter Ouattara Finanzminister, für dieses Ressort blieb er weiterhin zuständig.
İstanbul, Tokyo ile birlikte finale kalmıştır.Jedoch scheiterte Istanbul im Finale gegen Tokio.
Ertesi gün Osmanlı güçleri teslim olmak zorunda kalmıştır.Einen Tag später ergaben sich die osmanischen Streitkräfte.
Ocak 2012'de ilk cocuklarina hamile kalmistir.Im Februar 2012 gab Klug ihre Schwangerschaft bekannt.
Bu olaydan sonra üvey annesinin kıskanç davranışlarına maruz kalmıştır.Allerdings sollte dieser bald an der Eifersucht seiner Mutter zugrunde gehen.
Sparta birliğin dışında kalmıştı.Einzig Sparta blieb dem Bund fern.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Diese bestehen großteils noch heute.
Mısırlılar tam bir sürprizle karşı karşıya kalmışlardı.Die Franzosen leisteten überraschend starken Widerstand.
Buraya yerleşen halk ne kadar burada kalmış bilinmiyor.Wie viele Menschen hier lebten, ist nicht bekannt.
Geriye Pythor kalmıştır.Pitt darf bleiben.
Şarkı ayrıca 14 hafta boyunca top-40'ta kalmıştır.Das Lied blieb sieben Wochen in den Top-40.
İlk tur oylarına göre Tsvangirai 47.9% oranında oy alırken Mugabe 43.2% oy oranında kalmıştı.Demnach kommt Tsvangirai auf 47,9 % der Stimmen, Mugabe auf 43,2 %.
Bina uzun yıllar boyunca boş kalmış ve yıkılması tartışmaya konu olmuştur.Seit einigen Jahren ist das Gebäude unbewohnt und dem Verfall preisgegeben.
1818 yılında Şili'nin bağımsızlığından sonra da Valdivia hala İspanya kontrolü altında kalmıştır.Valdivia blieb auch nach der Unabhängigkeit Chiles 1818 unter spanischer Kontrolle.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Er hielt den Franken immer die Treue.
Eski minaresi ise ayakta kalmıştır.Einzig das Minarett blieb erhalten.
Yenilginin ardından Balıkesir'in bulunduğu bölge Timur ordusunun saldırılarına maruz kalmıştır.Hinter dem Unternehmen Fischer verbirgt sich eine östliche Agentengruppe.
Öldüğü zaman 56 yaşında idi ve 6 yıl 1 ay boyu imparatorluk tahtında kalmıştı.Nach nur fünf Jahren als dänische Königin starb sie während der sechsten Schwangerschaft.
Üretildiği süre boyunca birçok değişikliğe maruz kalmıştır.Dabei erfuhr er im Laufe seiner Produktionszeit zahlreiche Änderungen.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Sie soll unbewusst bleiben.
Bu sınıfa dâhil olamayanlar ise hüsrânda kalmış olanlardır.Die Länder, für die keine Daten vorliegen, sind jedoch möglicherweise jene, die am meisten leiden.
Bina inşa edildiğinden beri neredeyse terk edilmiş halde kalmıştır.Das Gebäude blieb seit seiner Errichtung weitgehend intakt.
Geriye Charlie ve Mike kalmıştır.Schließlich sind nur noch Charlie und sein Großvater übrig.
Hükümdar böyle bir karar almak zorunda kalmıştı.Hatte der König einen Entschluss gefasst, musste ein Minister diesem folgen.
Mali olarak yeterince desteklenemediği için kapanmak zorunda kalmıştır.Sie wurde auf Grund zu geringer Unterstützerzahlen nicht als politische Partei zugelassen.
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Von ihnen ist heute nur wenig geblieben.
Derbent, Selçuklular döneminde “Eşrefoğulları Beyliği” sınırları içinde kalmıştır.Cypria; „Kyprosgeborene“) als die Göttin der Fruchtbarkeit verehrt wurde (siehe auch unten).
Çünkü ailesinin işleri yüzünden birçok kere taşınmak zorunda kalmışlardır.Ihre Familie musste aus Sicherheitsgründen mehrmals umziehen.
Noel'e de "Don't Look Back in Anger" kalmıştır.Bernhard Blöchl: Don’t Look Back in Anger.
1871 yılına kadar ayakta kalmıştır.Dort verblieb er bis 1871.
Doğan çocuklarından sadece üç tanesi hayatta kalmıştır.Von mehreren geborenen Kindern überlebten ihn nur drei Töchter.
Tüm sistem gereksinimleri değişmeden aynı şekilde kalmıştır.Alle anderen Bestimmungen blieben unverändert.
Reformlardan geri adımlar atılmak zorunda kalmıştır.Sie warf die Reformen zurück.
Kadın bir süre sonra hamile kalmış.Bald darauf wird sie schwanger.
1535 yılında ünlü şifacı Paracelsus St.Moritz'e gelip kalmıştır.Der Naturheilarzt Paracelsus weilte 1535 in St. Moritz.
Toplu katliamlara maruz kalmışlardır.Sie fielen den Massenoperationen zum Opfer.
Ayrıca bu göreve gelmiş en genç kişi ve bu görevde en uzun süre kalmış kişidir.Er war sowohl der jüngste als auch der am längsten dienende Beamte auf diesem Posten.
Her iki kulüpte küme düşmek zorunda kalmıştır.Schließlich boomte das Geschäft in beiden Clubs.
Kadınlar ve etnik azınlıklar kamu sektöründe ayrımcılığa maruz kalmıştır.Frauen sowie ethnische Minderheiten werden nun mehr in die Politik eingebunden.
İnsanlar kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.Vielen drohte der Hungertod.
Bölge yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde kalmıştır.Die Stadt stand für mehrere Jahrhunderte unter osmanischer Herrschaft.
Onun da Julia ile ilgili anıları kalmıştır.Zeitgleich empfindet er immer noch Gefühle für Julia.
18 ve 19 numaralar ise boş kalmıştır.Die Wertungsprüfungen 18 und 19 mussten gestrichen werden.
Yaşayacak çok az zamanı kalmıştı" dedi.Die wenige Zeit, die wir im Leben haben."
Maçın bitmesine 9 saniye kalmıştır.Neun Partien endeten remis.
Bununla birlikte, ANC'nin kendisi esas itibarıyla sosyal-demokrat bir örgüt olarak kalmıştır.Der ANC selbst jedoch blieb bei einer der Sozialdemokratie ähnlichen politischen Linie.
Günümzde bunlardan sadece 6 kule ayakta kalmıştır.Heute sind nur noch sechs der Türme erhalten.
1869 yılında Berlin’de birlikte kalmış olduğu eğitim müdürü Eduart Cauer ile ikinci kez evlenmiştir.Im Jahr 1869 heiratete sie in zweiter Ehe den Stadtschulrat Eduard Cauer, mit dem sie in Berlin wohnte.
Günümüzde göl suları altında kalmıştır.Heute steht die Mine unter Wasser.
1627'de Strazburg'a gitmeden önce Stuttgart'ta kalmıştır.Eigentlich wollte er im Jahr 1627 von Augsburg nach Straßburg ziehen.
Sadece 3 hafta boyunca yönetimde kalmıştır.Sie blieb nur drei Tage im Amt.

İlgili Sayfalar