kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu saf altın standardı aslında teoride kalmıştır.Dieser reine Goldstandard existierte eigentlich nur in der Theorie.
Bu dans için "Boogie-Woogie" terimi kullanılması Avrupa'da sınırlı kalmıştır.Die Verwendung der Bezeichnung „Boogie-Woogie“ für den Tanz bleibt auf Europa beschränkt.
Ayaklanma başarısız olmuştu ve Thälmann bir süre ortadan yok olmak zorunda kalmıştı.Der Aufstand scheiterte, und Thälmann musste für eine Weile untertauchen.
O zaman özel kişiler kendi kendi anlaşmalarını yapmak zorunda kalmıştı.Privatpersonen mussten damals eigene Vorkehrungen treffen.
Baranov, kalan yerleşimcilerin güvenli dönüşü için 10.000 ruble fidye ödemek zorunda kalmıştır.Baranow wurde gezwungen, 10.000 Rubel Lösegeld für den sicheren Abzug der überlebenden Siedler zu zahlen.
Daha sonra Weimar Klasik olarak da bilinen Edebiyat Klasiği, bu prensiplere sadık kalmıştır.Auch die literarische Klassik, später auch Weimarer Klassik genannt, blieb diesen Grundsätzen treu.
Çoğu yeni kurulan İsrail'e göç etti, bugün ise Irak'ta 100'den az Yahudi kalmıştır.Die meisten flohen in den neu gegründeten Staat Israel, heute leben weniger als 100 Juden im Land.
Diğerleri kısmen hasarlıydı ve geride kalmışlardı.Sie befanden sich in einem schlechten baulichen Zustand und wurden teilweise abgetragen.
Borsa Birinci Dünya Savaşı nedeniyle 1914 yılında dört buçuk ay kapalı kalmıştır.Wegen des Ersten Weltkrieges war die Börse 1914 viereinhalb Monate geschlossen.
Sonra ayrılmışlar ama iyi arkadaş kalmışlardı.Die beiden trennten sich, blieben aber gute Freunde.
Büyük kısmı Samtskhe (Ahıska)'de kalmıştır.Die meisten Bewohner (in der dt.
2012 yılında ilk çocuğuna hamile kalmıştır.Im Jahr 2012 bekam sie ihr erstes Kind.
Buna rağmen Faust serileri, Bale ve Opera sahnelerinde sayısız versiyonları ile gündemde kalmıştır.Der Fauststoff blieb dennoch auf der Ballett- und Opernbühne in zahlreichen Versionen präsent.
Seçimlere çok az kalmıştır.Die Wahl war sehr knapp.
Borsanın 17 Eylül 2001 tarihinde yeniden açılmasından sonra kurlar yüzde 7,13 civarında kalmıştır.Nach Wiedereröffnung am Montag, den 17. September 2001, brachen die Kurse um 7,13 Prozent ein.
Buralarda sadece izleri kalmıştır.Von diesen haben sich nur Spuren erhalten.
Eşinin 2002'deki ölümüne dek evli kalmışlardır.Sie waren bis zu ihrem Tod im Jahr 2003 verheiratet.
O dönemden beri hem erkek hem de kadın kimonosunun temel biçimi değişikliğe uğramadan kalmıştır.Seitdem blieb die grundlegende Form des Kimono sowohl für Männer als auch Frauen weitgehend unverändert.
"Lacrimosa"'nın son bölümü sekiz Taktik sonra kesilmişti ve eksik kalmıştı.Der letzte Satz der Sequenz, das Lacrimosa, brach nach acht Takten ab und blieb unvollständig.
Bella'yı kurtarmaya çalışır fakat geç kalmıştır.Er versucht, Barbara zu befreien, doch er kommt zu spät.
Varoluşundan beri feminizm birçok yönden eleştirilere maruz kalmıştır.Der Feminismus erfuhr seit seinem Bestehen Kritik von vielerlei Seiten.
8 Haziran 1973 tarihinde ölünceye kadar onunla kalmıştır.Bei ihr wohnte sie auch bis zu deren Tod am 8. Juni 1973.
1600 yılında veba salgını sırasında granddük burada kalmıştır.Während der Pestepidemie 1600 residierte der Großherzog hier.
Sri Lanka'da silahlı çatışmalar sırasında filler kara mayınları tarafından öldürülmüş ya da sakat kalmıştır.Während des bewaffneten Konflikts in Sri Lanka wurden Elefanten durch Landminen verstümmelt oder getötet.
Robinson Crusoe bir adada mahsur kalmış bir denizcidir.Robinson Crusoe fährt als Passagier auf einem Segelschiff.
Vlamertinge ile ilgili en eski veriler Ortaçağdan kalmıştır.Die frühesten Daten über Vlamertinge stammen aus dem Mittelalter.
Lena'nın kocası yeni ölmüştür ve kendisine eşinin sigortasından 10.000 dolar kalmıştır.Lenas Mann ist verstorben und dessen Lebensversicherung wird 10.000 $ ausbezahlen.
Bartolo ise çok geç kalmıştır.Bartolo dauert das zu lange.
1976 ve 1983 yılında kendisine karşı gerçekleştirilen darbe girişimleri başarısız kalmıştır.1976 und 1983 scheiterten Versuche, ihn zu stürzen.
Gözleri deri altında kalmıştır.Die Augen liegen unter der Haut.
55 yıldır evli kalmışlardır.Sie waren 55 Jahre lang miteinander verheiratet.
Sirius Black'in ölümüyle burası Harry'e miras kalmıştır.Nach Sirius Blacks Tod erbt Harry Potter das Haus.
Köy uzun süre Bizans'ın elinde kalmıştır.Der Ort blieb dann lange Zeit in der Hand derer von Bibra.
1949 yılında Norveç milletvekili seçilmiş ve 1977 yılında emekli oluncaya kadar milletvekili kalmıştır.Er wurde 1949 ins norwegische Parlament gewählt und behielt sein Mandat bis zu seinem Rücktritt im Jahr 1977.
Antonius ve Kleopatra İskenderiye’ye çekilmek zorunda kalmıştı.Antonius und Kleopatra mussten sich nach Alexandria zurückziehen.
Bu olayların sonucunda romanlar ilçeyi terk etmek zorunda kalmıştır.Im Roman musste ich sie einfach so gehen lassen.
Geriye tek seçenekleri kalmıştır.Hier ist nur eine Auswahl wieder gegeben.
Kont kendi düşünceleri ile yalnız başına kalmıştır.Er blieb mit der Ansicht allein.
Bütün dizi ekibi işsiz kalmıştır.Die gesamte Belegschaft wurde arbeitslos.
Bir de bakarlar ki karanlıklar içinde kalmışlar."Siehe Lendringsen (Soest).
Evde kalmış Zekiye (Seden Kızıltunç), kozmik olaylardan etkilenerek çeşitli güçler kazanmıştır.Unter der Erde befinden sich geheime Eistunnel, die über Luken in verschiedenen Gebäuden begehbar sind.
Sonraki on yılda Dinar’ın ağırlığı sabit kalmıştır.Während der folgenden Jahrzehnte blieb das Gewicht des Denars relativ stabil.
Kubbe silindirinde kullanılan yeşil taş 17. yüzyıldan kalmıştır.Der im Zylinder der Kuppel verwendete grüne Stein stammt aus dem 17. Jahrhundert.
Schiller muhtemelen onu hayatı boyunca hiç bırakmayacak olan tüberküloza maruz kalmıştı.Schiller war vermutlich an Tuberkulose erkrankt, von der er zeitlebens nicht mehr genas.
Anakin, annesinin yerini bulduğunda ne yazık ki çok geç kalmıştır.Als Anne ihm hinterhertaucht, ist es zu spät.
Bütün tarım ürünleri ise dışarıda kalmıştı.Die Bauernbefreiung aber hatte überall Bestand.
Aydınoğulları Beyliğinin himayesi altında kalmıştır. başkent sınırları içerisindedir.Während des Feldzugs ließen sie ihre Kinder dort in der Obhut der Hausbesitzerin.
Günümüzde ise geriye yaklaşık 200 kişi kalmıştır.Heute leben dort etwa 200 Menschen.
Okula gittiğinde ise çok geç kalmıştır.Nur zur Schule kommt er dabei wieder zu spät.
Bu yüzden kuzeyde iç kesimde kalmış kilise anlamına gelmektedir.Dadurch steht der Altar der Kirche im Norden.
Ama artık ekipte yalnızca 9 kişi kalmıştı.Von unserer Kompanie leben jetzt nur noch neun.
Ancak Helenistik ve Roma dönemlerinden günümüze pek az bulgu kalmıştır.Aus hellenistischer und römischer Zeit gibt es nur geringe Überreste.
Sillilerin sadece Nyctotherus ovalis türünün hidrogenozomlarında küçük bir genom mevcut kalmıştır.Nur in den Hydrogenosomen des Ciliaten Nyctotherus ovalis ist noch ein kleines Genom vorhanden.
Ancak bu zehre çok seyrek bir şekilde maruz kalmıştır.Das Gift selber ist als überaus wirksam erprobt worden.
Parlamento bu konuda da kararsız kalmıştır.Auch das Europäische Parlament befasste sich mit der Angelegenheit.
1923-1933 yılları arasında köy tamamen boş kalmıştır.Zwischen 1922 und 1933 war das Haus unbewohnt.
Bu tarihten sonra çalışma ofisini kapatmak zorunda kalmıştır.Eine Werkstatt nach der anderen musste schließen.
Fakat geri dönmek zorunda kalmıştır.Ich musste zurück kommen.
Bunlarla birlikte yaklaşık 1 milyon kişi evsiz kalmıştır.Rund eine Million Menschen werden obdachlos.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Als Galilei den Ernst der Lage begreift und fliehen will, ist es bereits zu spät.