kalmış ile cümle

kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hayır, onların bilgileri âhiret konusunda yetersiz kalmıştı.Still less do they comprehend the life to come.
O halde, akrabaya hakkını ver. Yoksula, yolda kalmışa da.So, give their share to the relatives, the needy, and the wayfarers.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark.
Onların işi ancak Allah'a kalmıştır.Their affair is with God.
Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an baki kalmıştır).Unless your Lord have mercy.
Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır.How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Hayır; onların ahiret hakkındaki bilgileri yetersiz kalmıştır.Still less do they comprehend the life to come.
O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver.So, give their share to the relatives, the needy, and the wayfarers.
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.Who are lost in deception.
O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a kalmıştır.It is the day when no soul will have power to do the least for a soul, and God's alone will be done.
Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.Therefore they will be screened off from their Lord that day,
Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark.
(Geride) Nice terkedilmiş kuyularla bomboş kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Sonra da bizim sarayımızda senelerce kalmış, ömrünün bir kısmını bizimle geçirmiştin?”And you lived a number of years of your life with us.
(Orduya ne lüzum?), bir tek ses yeter! Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar...There was just one blast, and they were extinguished.
Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış!” Hayır, hayır!To him of all of us has the Reminder been sent down?"
Onların işi ALLAH'a kalmıştır; sonra onlara durumlarını haber verecektir.Their affair is with God. He will tell them the truth of what they were doing.
Onları ha çağırmışsınız, ha sessiz kalmışsınız, sizin için birdir.It is all the same if you call them or hold your tongue.
Ataları uyarılmadığından tümüyle habersiz kalmış bir toplumu uyarman için...That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Ve bahçe meyvesiz kalmıştı.So by the morning it seemed as though picked clean.
Allah'tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.Fear Allah and forego the remaining usury, if you are Muslims.
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır.and they but cried, when Our might came upon there, 'We were evildoers.';
İnanmayan, bu söze şaşırıp kalmıştı.Then the unbeliever was confounded.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.And give the kinsman his right, and the needy, and the traveller; and never squander;
Onu gördükleri gün, sanki (dünyada) bir akşam veya kuşluk vakti kadar kalmışlardırIt shall be as if; on the day they see it, they have but tarried for an evening, or its forenoon.
Ben ondan önce aranızda bir ömür boyu kalmıştım (böyle bir şey yapmamıştım), düşünmüyor musunuz?"Of a surety I have tarried among you a lifetime before it. Would ye not then reflect?
Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa."Then thou tarriedst for years among the people of Madyan then thou camest according to fate, O Musa!
Siz de bunlardan yiyin, çaresiz kalmış yoksulu da doyurun.So eat thereof, and feed the hungry poor.
İnanmayan, bu söze şaşırıp kalmıştı. Allah zalim kavmi doğru yola sevketmez ki.Thereupon he Who disbelieved Was dumb-founded, And Allah guideth not a wrong-doing people.
Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.Verily on that Day from their Lord they will be shut Out.
Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın.Then you stayed a number of years with the people of Madyan (Midian).
Onların işi Allah'a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.Their affair is only with Allah, Who then will tell them what they used to do.
Bir de bakmışsınız: Sönüp kalmışlar...They (all) were silent (dead-destroyed).
Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır.God is pleased with them, and they are pleased with Him.
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler.On the Day when the Hour takes place, the sinners will swear they had stayed but an hour.
İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir.It is for the poor; those who are restrained in the way of God, and unable to travel in the land.
İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır. "Vay başımıza!The eyes of those who disbelieved will stare in horror: “Woe to us.
Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.Their case rests with God; then He will inform them of what they used to do.
Bağ, çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.And he was saying, “I wish I never associated anyone with my Lord.”
Sen de batıdan getirsene," deyince inkarcı adam şaşırıp kalmıştı.Then Abraham said, "Well, Allah brings the sun from the east: just bring it from the west."
Musa, Allah diyor ki demişti, ne işten kalmış kart olacak, ne genç.(Moses) answered: Lo!
O gün iş Allah'a kalmıştır.The (absolute) command on that day is Allah's.
Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da.Give to your relatives their due, and also to the needy and the wayfarer.
Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver.Give to your relatives their due, and also to the needy and the wayfarer.
Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"A whole life-time before this have I tarried amongst you: will ye not then understand?"
% 1 torrenti tamamen indirilmemiş. Yarım kalmış verileri silmek ister misiniz?The torrent %1 has not finished downloading, do you want to delete the incomplete data, too?
Geç kalmışsa iptal et@ option: checkCancel if late
Geç kalmışsa iptal et (dakika) @ info: whatsthisCancel if late (minutes)
Şarkının gerçekte ne olduğu size kalmış.It’s up to you to determine which song it is.
Emekliliğine 5 sene kalmıştı ağabeyimin"Only five more years were left for your retirement.”
Şimdi ise bakımı ve koruma altına alınması yetkililer ile halka kalmış bir şey.Now it's up for the authorities and the population to take care of it and preserve it.
Budva'da yarım kalmış bir inşaat şantiyesi. [Getty Images]A construction site stands idle in Budva. [Getty Images]
Bunun başarıp başaramamak ise onlara kalmış.Whether they will make it depends on them.
Para politikası sağlam kalmış ve fiyat dengesi korunmuştur." ifadesi yer aldı.Monetary policy remained sound and price stability was maintained," it said.
Avrupa'yla birleşip sonuçlarını kabul etme seçimini doğrulamak da halka kalmış bir karar.It is up to them to confirm the choice to join Europe and accept the consequences.
Haberlerde bu kişilerin her ikisinin de Pakistan'da bir süre kalmış olduğu belirtiliyor.Both had also spent time in Pakistan in recent years, the reports said.
Tefik İsmaili ve ailesi yurtdışında dört yıl geçirdikten sonra geri dönmek zorunda kalmış.Tefik Ismaili and his family were forced to return after four years abroad.
Bu yılın Temmuz ayına kadar Fransa'nın Nice kentinde kalmış.He resided in Nice, France until July of this year.
Uygun görüldüğü takdirde, soruşturmaları devam ettirmek artık yargı makamlarına kalmıştır.It is now up to the judicial authorities to pursue further investigations, if deemed appropriate.

İlgili Sayfalar