kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ama karar size kalmış.But it's up to you.
Ancak vatandaş ve seçmen olarak ahlaki veya siyasi tercihler bize kalmış bir şey.However, the moral and political choice is still up to us, as citizens and as voters.
Ve bu yüzden yarım kalmış hissediyoruz.And so we can feel unfinished.
Son videoda nerede kalmıştık? Size "geometrik serileri" göstermiştim.So where we left off in the last video, I'd shown you this thing called the geometric series.
Nerede kalmıştık... (Kahkahalar)So, as I was saying -- (Laughter)
Hayran kalmıştım.I was in awe.
Kadın bir nöroloğa gitmiş, nörolog bu duruma hayran kalmış.And she went to a neurologist, who was fascinated.
Size bir başka örnek, Mısır, halk sağlığı alanındaki en gizli kalmış muhteşem bir başarı.And I'll give you another story -- Egypt, the most hidden, glorious success in public health.
Ve sağlam kalmış olan damarsal ağaç yapısını görüyorsunuz.And you can see the vascular tree that remains intact.
O size kalmış, Yeryüzündeki bir doktor belki ruhsal olarak aynı değildir.It's up to you, but perhaps a doctor on Earth isn't the same as a spiritual one.
Kaşlar şöyle yapıyor ve gözler odağını yitirmiş, ve ağız açık kalmış.The eyebrows are doing this, the eyes are defocused, and the mouth is hanging open.
Nasıl yaptıkları, ne zaman yaptıkları, nerede yaptıkları onlara kalmış bir şeydir.How they do it, when they do it, where they do it, is totally up to them.
45 dakika aşağıda nefessiz kalmıştı.He was underneath, not breathing for 45 minutes.
Hayatı boyunca biriktirdiği para bu, veya amcasından miras kalmıştır, bilmiyorum. -Right? That's just your life savings or you inherited it from your uncle.
Takip edin ya da etmeyin, karar size kalmış..Whether you decide to follow or not, do whatever you want.
Taylanda 6 ay kalmıştımI lived in Thailand for about six months
Hayatta kalmış olduğum ve burda olduğum için ve bu beş dakikanın sonu olduğundan, benBut since I survived and I'm here, and since this is the end of the five minutes, I will --
Geriye sadece kaba güç kalmıştı.Only brute force remained.
Issız bir adada 3 yıl kalmışlar ve birbirleriyle hiç konuşmamışlar. çünkü tanıştırılmamışlarHow perfectly disguting. To drink like an animal. Huh?
Öyle kalmıştım, ve arkadaşım, bana köpeklerini gezdirmesine eşlik etmemi istediğinde, tabi, dedim.I got stuck, and a friend, when she asked if I would go for a walk with her dogs, that I said, sure.
St Peter'ın arkasında, Hz. İsa'yı görüyoruz, kolunu ileri uzatmış, yüzünün bir kısmı gölgede kalmış.And behind him, half obscured, facing us is Christ with his arm outstretched.
1 dakika önce ne kadar kalmıştı?So where is that one minute further?
Bunu daha önce yapılmış sigara tartışmalarıyla kıyaslayın -- muhtemelen 20 yıl geride kalmıştır.Compare that to the secondhand smoke debate -- probably about 20 years behind.
Bunu hava yastığı tartışmalarıyla kıyaslayın, muhtemelen 30 yıl öncesinde kalmıştır.Compare that to the airbag debate -- probably about 30 years behind.
Gerisi yerel çevrelere kalmış.The rest is up to your local community.
Hepsi sana kalmış.# It's up to you.
Yarım kalmış bir mirasın ağır bilinciyle büyüdüm.I was raised with a very heavy sense of unfinished legacy.
Kendi entellektüel yollarında sıkışıp kalmışlar.They are stuck in their intellectual patch.
Yakup babasının yabancı olarak kalmış olduğu Kenan ülkesinde yaşadı.Jacob lived in the land of his father's travels, in the land of Canaan.
Yoav ile İsrailliler Edomdaki erkeklerin hepsini yok edinceye dek, altı ay orada kalmışlardı.(for Joab and all Israel remained there six months, until he had cut off every male in Edom);
İşte kötü insan kötülük sancıları çekiyor, Fesada gebe kalmış, Yalan doğuruyor.Behold, he travails with iniquity. Yes, he has conceived mischief, and brought forth falsehood.
Gözüme uyku girmiyor, Damda yalnız kalmış bir kuş gibiyim.I watch, and have become like a sparrow that is alone on the housetop.
Eğer bir evden on kişi kalmışsa, Onlar da ölecek.It will happen, if there remain ten men in one house, that they shall die.
Kendisi ve yanındakiler, tutmuş oldukları balıkların çokluğuna şaşıp kalmışlardı.For he was amazed, and all who were with him, at the catch of fish which they had caught;
Ayrıca Rebeka bir erkekten, atamız İshaktan ikizlere gebe kalmıştı.Not only so, but Rebecca also conceived by one, by our father Isaac.
Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir.Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark.
Onların işi Allah'a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.Their affair is with God. He will tell them the truth of what they were doing.
Yalnız Rabbinin acıdıkları (bu ihtilafın dışında kalmışlardır).Except those on whom your Lord had mercy for which He has created them.
Nice kullanılmaz olmuş kuyu ve nice (ıssız kalmış) sağlam köşk vardır!How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
İşte şunlar, zulümleri yüzünden çökmüş, ıssız kalmış evleridir.So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.
Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).That you may warn a people whose ancestors had never been warned, who are therefore heedless.
Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz."In that case we shall he in error and insane.
Ey İnananlar! Allah'tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.O believers, fear God and forego the interest that is owing, if you really believe.
Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır.In ease he has two sisters then they will get two-thirds of the heritage.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir.Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark.
Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.Their affair is with God. He will tell them the truth of what they were doing.
Savaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır.There are still some others whose affairs await the dispensation of God.
Allah'la beraber başka bir tanrı edinme, yoksa yerilmiş ve tek başına kalmış olursun."Do not set up another god with God, or you will remain disgraced and destitute.
Artık çatıları çökmüş, kuyuları metruk, sarayları bomboş kalmıştır.How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver.So, give their share to the relatives, the needy, and the wayfarers.
Onlardan arda kalmış bir şey görür müsün?Do you see any trace of them?
Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklarda kalmış sağırlardır, körlerdir.Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark.
Allah'a andolsun ki der, az kalmıştı, beni de helak edecektin.'By God', he said, 'you had almost ruined me.
Derken ne ayakta durmıya güçleri kalmıştı, ne de bir yardım görmüşlerdi.And neither stand up nor defend themselves.
Onların işi Allah'a kalmıştır.Their affair is with God.
Allah'ın yol gösterdiği, gerçeğe varmıştır; saptırdıkları ise hüsrana batıp kalmıştır.He alone is guided whom God shows the way; and whom He leads astray is surely lost.
Küfre sapanlara söyle: "Eğer son verirlerse eskide kalmış olan, kendileri için affedilir.You tell the unbelievers in case they desist whatever has happened will be forgiven them.
Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım.(Remember that I am one of you) and have lived a whole life with you before (its revelation).
Hak olan vaat yaklaşmıştır. İnkâr edenlerin gözleri birden donup kalmıştır.And the certain promise (of Doom) comes near.
İşte sana onların, işledikleri zulümler yüzünden çöküp ıpıssız kalmış evleri.So these their habitations lie deserted now because of their iniquities.