kalmış ile cümle
kalmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nantes'tan ayrıldıktan sonra serbest kalmıştır.PA-4 was unfinished when Nantes was liberated.
İlerleyen süreçte Aliman bir çoban tarafından hamile kalmıştır.The embryo was then placed inside a female sheep that went through a normal pregnancy.
Bir keresinde ise bir ayıyla oyun oynamak zorunda kalmıştır.On one occasion, he wrestled a bear.
Giunia tek başına kalmıştır.Guido is alone.
Ancak Haziran 2003'te siyasi bir skandal nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştır.She resigned in June 2010 over a political funds scandal.
Baş bitleri, genellikle enfestasyona maruz kalmış biriyle direkt başa-baş teması yoluyla yayılır.Head lice are generally spread through direct head-to-head contact with an infested person.
Fakat kauçuk üretmek için sahipsiz pek az orman alanı kalmıştır.There was very little timber left to manage.
Bunların çoğu günümüzde de ayakta kalmıştır.Many of which are still standing today.
1535 yılında ünlü şifacı Paracelsus St.Moritz'e gelip kalmıştır.In 1535, Paracelsus, the great practitioner of nature cures, spent some time in St. Moritz.
Dizi sadece 4 hafta yayında kalmıştır.The novel was written in only four weeks.
Ancak bu cümle "Play it again, Sam" şeklinde akıllarda kalmıştır.One of the lines most closely associated with the film—"Play it again, Sam"—is inaccurate.
"Yağlı güreşimiz sahipsiz kalmış"."Wasteful Racing fail to win".
Ön kanadı zarar gören Frentzen ise pite girmek zorunda kalmıştır.The feathered layer which matted the outside of the basket had to be pressed into place.
Araç içerisindeki üç kişilik mürettebat ise hayatta kalmıştır.The three crew members on board survived.
İkinci şans turunda finale kalmıştır.The USPNT finished second at the tournament.
Faik Kaltakkıran'ın anıları oğlu Ferit'i genç yaşta kaybetmesi ile yarım kalmıştır.They share joint custody of their son Randy.
Ancak Mersin hızla büyüyen bir kenttir ve sistem kısa süre sonra yetersiz kalmıştır.The population was growing rapidly and this building soon became inadequate.
Evli çiftler bu madalyayı alabilmek için en az 50 yıl evli kalmış olmalıdırlar.It is awarded to couples who have been married for at least 50 years.
Flandre ise Katolik dinini koruyarak İspanya'nın koruyuculuğunda kalmıştır.The Order of Santiago still exists under the protection of the Spanish crown.
1917 yılına kadar rüzgarla çalışır durumda kalmıştır.It was working by wind until 1937.
Burada yetim ve öksüz kalmış küçük bir çocuk olan Vanya'yla yolu kesişir.He meets a little boy Vanya, who was left an orphan.
Ama Akıncı Kertenkele'yi kurtarınca oradan kaçmak zorunda kalmıştır.However, because of Operation Market Garden, he was also forced to flee from there.
Fakat hakları ve renkleri Seattle şehrinde kalmıştır.The platforms and sidings remained in situ.
Çalışmalarında Romantizm akımının etkisi altında kalmıştır.His works are influenced by Romanticism.
Kurtuluş Savaşı öncesi bir dönem de ara nahiye olarak kalmıştır.Before further action could be taken war broke out.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.)."Zerstreuung von Röntgenstrahlen".
2012 yılında ilk çocuğuna hamile kalmıştır.They were expecting their first child in 2014.
Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.It was delayed amid mounting criticism.
Film versiyonunda tüm Dumbledore'un Ordusu üyeleri bu cezaya maruz kalmıştır.This resulted in all members of Omega Flight being incarcerated.
1579-1795 ve 1920-1939 yılları arasında Polonya'nın egemenliğinde kalmıştır.During 1350-1772 and again in 1919-1939 it was part of Poland.
Türk-Rus Savaşı'nın başlaması üzerine altı yıl kapalı kalmıştır.The incident also sparked a six-year-long Russo–Turkish War.
Robinson 89 puan alarak finale kalmıştır.Park faded with a final round of 89.
Bu aşamada sadece 4 saniye süre kalmış durumdadır.This process took about four seconds.
Köy, Orta Çağdan kalmış kemerli köprüsü ile bilinir.The village is known for it medieval arched bridge.
Morosini henüz 17 yaşında yetim kalmıştı.Carroll was orphaned by age seventeen.
Kaza sonucu belden aşağı felç olmuş ve tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalmıştır.He was left paralyzed from the chest down, and using a wheelchair.
Ancak Ören günümüzde Anamur kent dokusu içinde kalmıştır.However, Target Luna is currently missing from the television archive.
Bir hafta kadar tesislerde kalmıştım.I tried for a week.
Postumus, bu adada idam edildiği 14 yılına kadar kalmıştır.Palau remained banished to that island for six years.
Ancak tüm erkek çocukları ölmüş ve kızlardan sadece biri hayatta kalmıştı.Only three of children and none of the sisters survived.
İstanbul ve İzmir'in seçim çevre sayıları aynı kalmıştır.Transmission and axle ratio choices remained the same.
Ancak bazı şeyler için geç kalmıştır.For some, it was too late.
Kumandansız kalan Normanlar geri çekilmek zorunda kalmışlardır.The outnumbered Confederates were forced to withdraw.
Yıllar boyunca ökaryotik genomlardaki süpersarılımın kaynağı gizemli kalmıştır.For many years, the origin of residual supercoiling in eukaryotic genomes remained unclear.
Yaşadığı ayak sakatlığı sonrası futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.There was talk he might have to give up football.
Yine de Grosseto 19. yüzyılda ufak bir kasaba olarak kalmıştı.Southampton was a growing town in the nineteenth century.
Brezilya ordusu zor durumda kalmıştı.The challenge to Britain was serious.
İki ateş arasında kalmış biri olarak.Caught between the scyila and charbides
Sen hatalı ve boş yere onca saat yağmur altında kalmış olmayasın.Weren't you mistaken and went around in the rain for nothing?
"Biliyor musunuz, bence bizim için eksik kalmış bir bar daha var." (Kahkahalar)"You know what, I think we've got one more bar left in us." (Laughter)
O beni içeri Adler mecbur kalmıştı o başka ne yapabilirdi ki?She was bound to have me in. What else could she do?
Okulu bırakanlar dışında, okul çevresine takılan sadece birkaç öğrenci kalmış.Those who were still around in school, besides the people who had dropped out.
Kendimizi tanımamıza hayran kalmışımdır her zaman.I've always been fascinated with knowing the self.
Kol kalmış mümkündür hala Milli sabitlenmiş bir aracı kavrama iseIt is also possible that the arm is stuck while gripping a tool that is still clamped in the spindle
İnsanlar için bu sebepler çok geride kalmıştır. Aile ise günümüz kültürü tarafından yaratılmıştır.For humans those reasons are long past and the family is formed by the current culture.
Beyaz kapısı üzerinde çirkin lekeler kalmıştı.On the white door ugly blotches were left.
Gittigi raylarda bes kisi mahsur kalmis ve kacamiyorlar.In its path, five people are trapped on the line and cannot escape.
Umarım sunumumdan memnun kalmışsınızdır.Now I hope you enjoy the session.
O zaman da 11,7 11,5 noktasının sağında kalmış olur.And the way we've drawn our number line, we are increasing as we go to the right.
Kuzey Korenin ani işgali nedeniyle, 7 asker İmJin nehri yakınlarında mahsur kalmış durumda.Seven soldiers isolated near ImJin river because of North Korea's sudden invasion,