Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Ja Daavid otti ne kultavarustukset, jotka Hadareserin palvelijoilla oli yllään, ja vei ne Jerusalemiin.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.다윗이 하닷에셀의 신복들의 가진 금방패를 빼앗아 예루살렘으로 가져오고
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Och David tog de gyllene sköldar som Hadadesers tjänare hade burit och förde dem till Jerusalem.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Och David tog de gyllene sköldar som Hadaresers tjänare hade burit och förde dem till Jerusalem.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Og David tog de Guldskjolde, Hadad'ezers Folk havde båret, og bragte dem til Jerusalem;
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Og David tog de Guldskjolde, Hadar'ezers Folk havde båret, og bragte dem til Jerusalem;
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Pobral také David štíty zlaté, kteréž měli služebníci Hadadezerovi, a přinesl je do Jeruzaléma.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Pobral také David štíty zlaté, kteréž měli služebníci Hadarezerovi, a přinesl je do Jeruzaléma.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Pobrał też Dawid tarcze złote, które mieli słudzy Hadadezerowi, i wniósł je do Jeruzalemu.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Pobrał też Dawid tarcze złote, które mieli słudzy Hadarezerowi, i wniósł je do Jeruzalemu.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Potom pobral Dávid zlaté štíty, ktoré mali služobníci Hadadézerovi, a dopravil ich do Jeruzalema.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Potom vzal Dávid zlaté štíty, ktoré boli na služobníkoch Hadarézerových, a dopravil ich do Jeruzalema.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Şi David a luat scuturile de aur, pe cari le aveau slujitorii lui Hadadezer, şi le -a adus la Ierusalim.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Şi David a luat scuturile de aur pe cari le aveau slujitorii lui Hadarezer, şi le -a adus la Ierusalim.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Tameng-tameng emas yang dipakai oleh tentara Hadadezer dirampas oleh Daud dan dibawa ke Yerusalem
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.Und David nahm die goldenen Schilde, die Hadadesers Knechte gehabt hatten, und brachte sie gen Jerusalem.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.И взял Давид золотые щиты, которые были у рабов Адраазара, и принес их в Иерусалим.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.И Давид взе златните щитове, които бяха върху слугите на Ададезера, та ги донесе в Ерусалим.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.ויקח דוד את שלטי הזהב אשר היו אל עבדי הדדעזר ויביאם ירושלם׃
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.ויקח דויד את שלטי הזהב אשר היו על עבדי הדדעזר ויביאם ירושלם׃
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.واخذ داود اتراس الذهب التي كانت على عبيد هدد عزر وأتى بها الى اورشليم.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.واخذ داود اتراس الذهب التي كانت على عبيد هدرعزر وأتى بها الى اورشليم.
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.他 奪 了 哈 大 利 謝 臣 僕 所 拿 的 金 盾 牌 、 帶 到 耶 路 撒 冷
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.他 奪 了 哈 大 利謝臣僕 所 拿 的 金盾牌 、 帶到 耶路撒冷
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.他 奪 了 哈 大 底 謝 臣 僕 所 拿 的 金 盾 牌 、 帶 到 耶 路 撒 冷
Davut Hadadezerin komutanlarının taşıdığı altın kalkanları alıp Yeruşalime götürdü.他 奪 了 哈 大 底謝臣僕 所 拿 的 金盾牌 、 帶到 耶路撒冷
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Ein vertikal-startendes Fluggerät ist nicht die sicherste Art Fluggerät in der Testphase.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.수직 이착륙 항공기는 시험 비행 동안 가장 안전한 항공기가 아니었습니다.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Letadlo s kolmým vzletem není nejbezpečnějším vozidlem v průběhu letových testů.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Samolot pionowego startu i lądowania nie jest najbezpieczniejszym pojazdem do lotów testowych.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Un aeromobile a decollo verticale non é il veicolo piú sicuro durante i voli di prova.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Un aéronef à décollage vertical n'est pas le véhicule le plus sûr pendant les phases de test.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Una nave de despegue vertical no es el vehículo más seguro durante la fase de pruebas.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Un aparat de zbor care decolează vertical nu era cel mai sigur vehicul din programul de testare.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.Аппарат с вертикальным взлётом — не самая безопасная машина во время испытательной программы.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.שיאפשרו לי לחזור לעניינים כלי טיס שממריא אנכית הוא לא הכלי הבטוח ביותר למשך תכנית ניסויי הטיסה
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.إنّ طائرة ذات إقلاع عمودي ليست هي المركبة الأكثر أمانا خلال اختبار الطيران.
Dikey kalkan bir hava aracı... ...test uçuşu programı boyunca en güvenli araç değildir.必ずしも安全というわけではありません。 1950年代から70年代にかけて
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Acest mare scut pe care îl vedeţi în exterior este scutul termic ce îl va proteja.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Ce gros bouclier que vous voyez à l'extérieur, c'est un bouclier thermique qui va le protéger.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Dat grote schild daarbuiten, dat is een hitteschild wat het moet beschermen.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Der große Schild, den Sie außen sehen, ist ein Hitzeschild, welcher ihn schützen wird.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.El gran escudo que ven afuera, es el escudo térmico que lo protegerá.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Ez a nagy pajzs amit látunk kívül egy hővédő pajzs, ami védelmet nyújt majd.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.밖에 보이는 저 큰 방패는 탐사 로봇을 보호할 열 차단장치입니다.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Quel grande scudo che vedete fuori, è lo scudo termico che lo proteggerà.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Tấm lá chắn lớn mà bạn thấy ở ngoài, là lá chắn nhiệt bảo vệ tàu.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Ten velký štít, který vidíte zvenčí, je tepelný štít, který bude rover chránit.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Widzimy tutaj jego wielką osłonę ciepłochłonną. Widzimy tutaj jego wielką osłonę ciepłochłonną.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Большой экран, который вы видите снаружи — это теплозащитный экран, который будет защищать его.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.Големият щит, който виждате отвън, това е топлинният щит, който ще го предпази.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.אתם רואים מבחוץ את המגן הגדול, זה מגן החום שיגן עליו,
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.ذلك الدرع الكبير الذي ترونه في الخارج، هو الدرع الحراري الذي سيقوم بحماية المركبة.
Dışıda gördüğünüz o büyük kalkan, onu koruyacak olan ısı kalkanı o.ローバーを熱から守ります 来年にかけて制作し
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.Åt de redliga förvarar han sällhet, han är en sköld för dem som vandra i ostrafflighet,
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.Az igazaknak valóságos jót rejteget, paizst a tökéletesen járóknak,
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.Chová upřímým dlouhověkosti, pavézou jest chodícím v sprostnosti,
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.Egli riserva ai giusti la sua protezione, è scudo a coloro che agiscono con rettitudine
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.Él atesora eficiente sabiduría para los rectos; es el escudo de los que caminan en integridad
Doğru kişileri başarıya ulaştırır, Kalkanıdır dürüst yaşayanların.El dă izbîndă celor fără prihană, dă un scut celor ce umblă în nevinovăţie.