kaldırma ile cümle
kaldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Levitasyon kristali: Obje ve kişileri havaya kaldırmaya yarar.Cristal de lévitation : peut soulever des objets ou des personnes.
Toz kaldırmayın!¡No levantéis polvo!
Proton roketi (veya UR-500K) ADY'nde 20 tonun üzerinde bir kaldırma yeteneğine sahiptir.El cohete Proton (o UR-500K) tiene una capacidad de elevación de más de 20 toneladas para LEO.
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?¿O por qué no los quita?
Tanrı, Musa'ya asasını göğe kaldırmasını buyurdu ve fırtına başladı.Dios le dijo a Moisés que estirase su vara hacia el cielo, punto en el cual la tormenta comenzó.
Beta Ray Bill ; Korbinite gezegeninden gelen bir uzaylı.Bir ara Mjolnir'i kaldırmaya layık olmuştur.Beta Ray Bill; Un alienígena de la raza Korbonite, el guerrero Bill demostró ser digno de levantar a Mjolnir.
O dönemin standartlarına göre çok büyük bir orduydu ve amacı kuzeyde Bulgar tehdidini ortadan kaldırmaktı.Este fue un enorme ejército y su objetivo era la eliminación definitiva de la amenaza búlgara desde el norte.
Teresia fildişlerini Tina'nın başının ve gövdesinin önünün altına koyarak onu kaldırmaya çalışmıştır.Teresia luego puso sus colmillos debajo de la cabeza de Tina y trató de levantarla.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.Para evadirse de esta situación emprenderá un viaje a Italia.
Filyon'a göre bunun nedeni, ateşin havayı ortadan kaldırması ve havanın yerini suyun doldurmasıdır.Como dice Hume: percibimos el agua puesta al fuego y luego que el agua se caliente.
Bölümler (Departmanlar) arası engelleri kaldırmak gerekir.Eliminar barreras organizacionales entre departamentos.
Karşılıklı dışlama şartını kaldırmak, hiçbir işlemin bir kaynağa tek başına erişemeyeceği anlamına gelir.Eliminando la exclusión mutua: ningún proceso puede tener acceso exclusivo a un recurso.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.La abolición de la religión como felicidad ilusoria del pueblo es la demanda de su felicidad real.
Sosyalist lider Pieter Jelles Troelstra, mevcut hükümeti ve monarşiyi ortadan kaldırmak istiyordu.Un líder socialista holandés llamado Troelstra trató de derribar el gobierno y la monarquía.
Kuşatmanın yarılması sonunda Hamilcar kuşatmayı kaldırmak durumunda kalır.Al final se vuelve bueno ayudando a detener a Dimentio.
Mikić, Kızılyıldız'da 2 kez Sırp Kupası kaldırmayı başardı.Consiguió superar en dos ocasiones la plusmarca mundial de lanzamiento de peso.
Scarecrow, Gotham Şehrine geri dönüp, Batman’i ortadan kaldırmak için düşmanları ile güçlerini birleştirecek.Bartman vuela por Gotham City peleando con sus enemigos y estableciendo la justicia.
Parmaklarla insan kaldırma.Levantamiento de una persona con sus dedos.
Amaçları onu avatar halindeyken yok etmek ve dünyadaki tüm liderleri ortadan kaldırmaktır.Su objetivo es hacerse con el dominio del mundo y matar a todos los Drifters.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.Entonces Tonio da con la clave para detener este desastre.
Beni nasıl böyle bir şeyle suçlayabilirsin? Ben asla oğluma el kaldırmadım.Come puoi accusarmi di una cosa del genere? Non ho mai levato la mano contro mio figlio.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.L'uso del preservativo, tuttavia, non elimina completamente il rischio.
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?Perché Dio non impedisce che si compia il male?
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Quando scoppiò la rivoluzione, mantenne delle posizioni moderate.
Böylece İspanya’nın Hollanda’yı ortadan kaldırma amacının başarıya ulaşmayacağı belli olacaktır.Tuttavia l'ipotesi di una sua nascita in Spagna non è da scartare.
Larry, genelde Bikini Plajında halter kaldırmakla meşguldür.Normalmente era facile trovarli sull'isola di Bilca.
Çiçeklere uzanmak için ayaklarını hafifçe kaldırmaktadır.Mantenere le piante dei piedi ben a terra.
Kaldıran partner buz üzerinde hareklet etmez, dönerek kaldırma serbesttir.È l'unico a saper camminare sul ghiaccio senza cadere.
Elektriksel arkın bu şekilde görünmesinin bir sebebi ise sıcak gazlara uygulanan kaldırma kuvveti idi.Il problema più ingente al momento sembrava essere l'uso di tale strumento come ricevitore di radiotelegrammi.
1 Ekim'de kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldılar.Il 1º ottobre è tolto l'assedio.
Deneyler bu çürütmeleri ortadan kaldırmak için devam etmektedir.Ma l'esperimento porta alla loro completa distruzione.
Siperden başın kaldırmasının imkânı da yoktu.Non riusciva neppure a distinguere le righe della coperta.
Yükü kaldırmak için yüke eşit bir kuvvet kullanılır.Il verricello serve a trascinare pesi.
Yürürlükten kaldırma geriye etkili değildir.La conseguenza è l'incapacità di camminare.
Yasama görevi yasa yapma, yasa değiştirme ve var olan yasaları yürürlükten kaldırma yetkisidir.Ramo legislativo: è responsabile per la creazione di leggi e può modificare quelle esistenti.
Bu taş kaldırmak için çok ağır.Этот камень слишком тяжёлый, чтобы его поднять.
Bu masa kaldırmak için çok ağırdı.Это стол был слишком тяжёлым, чтобы его поднять.
Tom kendini kaldırmak için çok cılız.Фома слишком слабый, чтобы самому подняться.
Toplantıda konuşmak isterseniz elinizi kaldırmak zorundasınız.Если вы хотите сказать что-нибудь на совещании, то должны поднять руку.
Toplantıda konuşmak istiyorsan elini kaldırmak zorundasın.Если ты хочешь сказать что-нибудь на совещании, то должен поднять руку.
Bu dünyada en zor şey bir kızın eteğini kaldırmaktır.В этом мире самая трудная вещь - это поднять юбку у девушки.
Toz kaldırmayın!Не пылите!
Mesih, Tanrı'nın yasağını kaldırmadı.Христос не отменял Божий Закон.
Ya da o kötülükleri niçin ortadan kaldırmamaktadır?С какой стати им теперь губить своих благодетелей?
Ölüm hem ortadan kaldırmadır, hem yeniden doğuşu sağlayan koşuldur.Вот дружеская молния: в ней смерть и утешенье.
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Однако Триста и Терезия не сдавались, и постоянно пытались её поднять.
Tanrı, Musa'ya asasını göğe kaldırmasını buyurdu ve fırtına başladı.Помолился Моисей Богу, и град прекратился.
Fakat ordu içindeki hastalıklar onu Paris kuşatmasını kaldırmasını zorluyordu.Он начальствовал войсками, которые должны были обуздывать Париж.
Son bir umutla ekip, uçağı erken kaldırmaya çalıştı.До последнего делал все возможное, чтобы посадить самолет.
Bu taarruzun amacı, Belgorod girintisindeki tüm savunma hattını ortadan kaldırmaktı.Надобность, в которой отпала со строительством Белгородской оборонительной черты.
Amaç düşmanı yok edip ortadan kaldırmak değil, ona karşı savunarak onu kazanmanın yolunu keşfetmektir.Не бояться врага, а искать и уничтожать его.
Yükü kaldırmak için yüke eşit bir kuvvet kullanılır.Для увеличения силы тяги применяется балластный вес.
Geçmişte olan ayrılıkları ortadan kaldırmaya çalıştı.Порвать с прошлым у неё не вышло.
Mathematica yoğun hesaplamalar gerektiren işlemler için zaman kayıbını ortadan kaldırmaktadır.Mathematica допускает отложенные вычисления.
Kaldırma gövdeli tasarımlar kullanılarak aracın yapısal ağırlığı azaltılabilir.Для уменьшения раскачивания груза может быть использован жёсткий подвес грузозахватного устройства.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.С одним из них он отправляется в долгое путешествие по Италии.
Komünist yönetim 1944 yılında iktidara geldiğinde öncelikli olarak cehaleti ortadan kaldırmaya çalıştı.После прихода к власти коммунистов в 1947 г. новая власть предпочла игнорировать его.
Bu sebeple OAuth Core protokolü bu sorunu ortadan kaldırmak üzere görevlendiriliyor.На Броссе, естественно, падала обязанность заполнить этот пробел.
Enkaz kaldırma çalışmaları 7 Aralık'ta başladı.Испытания начались 7 октября.
Devrim Çarlığı kaldırmaz iken, gücünü kısıtlamakla yetinmişti.Однако Революция не собиралась снижать свои темпы.