kaldırma ile cümle
kaldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlardan kaldırma ve sürükleme aerodinamik kuvvetlerdir.Вони застосовуються для розпилення і вдихання аерозолів.
Kapıların her birine bir kaldırma köprüsü yerleştirilmiştir.Перед кожними воротами розташовується площа воріт.
Enkaz kaldırma çalışmaları 7 Aralık'ta başladı.Наступ на Перекоп почався 7 листопада.
Son bir umutla ekip, uçağı erken kaldırmaya çalıştı.До останнього робив все можливе, щоб посадити літак.
Obi-Wan geminin kalkanlarını kaldırmak için diğerlerinden ayrılır.Боумен приймає рішення пробудити решту екіпажу.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Хоча їх використання не призводить до повного відвернення ризику.
Viril esnasında bir kanat diğerinden daha fazla kaldırma yaratır.Вважається, що саме цей вулкан викидає лаву довше за інших.
Ayrıca bu seneden 1963'e kadar bu kupayı bir kez daha kaldırmayı başarmıştır.А поновлення кузова ця серія дочекалася тільки восени 1963 року.
Koşma, yürüme, ağır şeyler kaldırma yakınmayı arttırabilir.Не тягнеться за шпателем, не тріскається, має підвищену міцність.
Yürürlükten kaldırma geriye etkili değildir.Досягнувши її, не варто повертати назад.
Çarlık polisi bunları kaldırmaya çalıştıysa da başarılı olamadı.Спроби короля поліпшити ситуацію успіху не мали.
Bu timin amacı, saldırının arkasındaki güçleri tespit etmek ve ortadan kaldırmaktır.Незабаром було ухвалено рішення призначити Сердара командиром секретної групи.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Používání kondomu však riziko nevylučuje úplně.
Hint hükümeti 1990'lı yıllardan beri çocuk emeğini ortadan kaldırmak için çeşitli programlar uyguladı.Od devadesátých let 20. století vláda zavedla řadu programů na odstranění dětské práce.
Trista ile Teresia yine de vazgeçmeyip onu yerden kaldırmaya çalışmıştır.Nicméně Trista s Teresií se nevzdávaly a stále se jí snažily zvednout.
Hüseyin Paşa, buna rağmen kuşatmayı kaldırmadı.Chopina, ale ty se bohužel neujaly.
Teresia fildişlerini Tina'nın başının ve gövdesinin önünün altına koyarak onu kaldırmaya çalışmıştır.Teresia pak podepřela Tininu hlavu svými kly a snažila se ji znovu zvednout.
Bu isyanı tesvik edip idare edenler Nizam-ı Cedit reformlarını kaldırmaya yeltendiler.Tomu se carové snažili bránit reformami "shora".
Enkaz kaldırma çalışmaları 7 Aralık'ta başladı.Povolení vyklidit pevnosti přišlo 7. října ráno.
Kuvvet kolu ne kadar büyükse, yükü kaldırmak için harcanacak kuvvet o kadar az olur.Čím delší rameno, tím menší působící síla je potřeba.
12 yaşında ise ağırlık kaldırmaya başladı ve profesyonel güreşçi olmak istiyordu.Aktivně hrál stolní tenis a chtěl se stát profesionálním hráčem.
Kapıların her birine bir kaldırma köprüsü yerleştirilmiştir.U každého zastavení je lavička.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Totuși, utilizarea prezervativului nu elimină complet riscul.
İhanetten sonra hem Makarov'u öldürmek, hem de Task Force 141'i ortadan kaldırmayı amaçlar.Pentru a găsi ascunzătoarea lui Makarov, Task Force 141 decide să se despartă.
Bölümler (Departmanlar) arası engelleri kaldırmak gerekir.Înlăturarea barierelor dintre departamentele întreprinderii.
Amaç düşmanı yok edip ortadan kaldırmak değil, ona karşı savunarak onu kazanmanın yolunu keşfetmektir.Datoria unui amiral nu este să atragă înfrângerea ci să câștige victoria.
İmparator I. Aleksios Selçuklulara saldırılarını kaldırmak istemekteydi.Împăratul Alexios V nu avea de gând să depună armele.
Bu problemi ortadan kaldırmak ancak söz konusu sorgulara özgü bazı önlemler alarak mümkündür.Noțiunea însăși permite totuși restrângerea problemei la unele teme comune.
Bir parmağını bile kaldırmazdı.Nu ar fi ridicat nici măcar un deget.
Bu taş kaldırmak için çok ağır.Această piatră este prea grea pentru a fi ridicată.
Hobim ağırlık kaldırmak.Hobby-ul meu este ridicarea greutăților.
Amerika'nın görevi komünizmi dünyadan kaldırmaktır.Misiunea Americii este de a elimina comunismul din lume.
Tom dövmesini kaldırmak istedi.Tom a vrut să-și scoată tatuajul.
Amerikan misyonu dünyadan komünizmi kaldırmaktır.Misiunea americană este de a elimina comunismul din lume.
Sporcular, günümüzdeki silkme tarzına benzer bir kaldırma gerçekleştirmişti.Feltételezik, hogy a párzás a mai orrszarvúakhoz hasonló módon folyt le.
İsa'nın bu günahı kaldırmak için geldiğine inanırlar.Ezért Jézusban meg vannak erősítve a hívők, hogy ellenálljanak a bűnnek.
İnanışa göre bu taş, yerçekimini ortadan kaldırmaktadır.A vegetáció ezáltal függ a területet borító kőzettől.
Bu durumu, İtalya’ya yapacağı bir seyahatle ortadan kaldırma yolunu seçmiştir.E munkája miatt lemondott tervezett itáliai útjáról.
Artık kullanıcı henüz tamamen indirilmemiş uygulamaları kaldırmak için izin verir.A felhasználó számára lehetővé teszi az épületgépészet roncsolás mentes megvalósítását.
Kuşatmayı kaldırmak gerekiyordu.Az átkelést biztosítani kellett.
Pasif manyetik kaldırma için göreceli geçirgenliğin 1’den aşağıda olması gerekir (negatif duyarlılığa göre).VIL: Maximális bemeneti feszültségszint az alacsony (LOW) jelhez.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.A NME szerint „Jackson alaposan lerázta magáról azt, hogy ő a háttérbe szoruló Jackson gyerek.
Siperden başın kaldırmasının imkânı da yoktu.A hengerformától nem tudtak elrugaszkodni.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Uskonnon kumoaminen kansan näennäisenä onnena merkitsee kansan todellisen onnen vaatimista.
Kutuları kaldırma işlemi çok büyük miktarda enerji gerektirir.Tuotanto öljyhiekasta vaatii paljon energiaa.
Bu töre, aileler arasındaki kan davalarını ortadan kaldırmak için de bir yöntem olarak kullanılmaktadır.Yksi esimerkki prosessista on veren jakaminen vampyyrilepakoiden kesken.
3 ülkeden 4 sporcunun mücadele ettiği yarışmada her sporcunun üç kaldırma hakkı bulunmaktaydı.Joukkuekilpailuissa kunkin maan neljän kilpailijan joukkueesta kuhunkin otteluun nimetään kolme.
İki tanesi de yargı kararları ile de facto yürürlükten kaldırma yoluna gitmiştir.Molemmat maat lupasivat tyytyä oikeuden päätökseen.
Bu sav, sinyalin yapay bir kaynaktan gelme ihtimalini ortadan kaldırmaz.Tämä ei kuitenkaan sulje pois signaalin keinotekoisuuden mahdollisuutta.
Burada son kaldırma işlemi için batık yaklaşık bir buçuk yıl hazırlanmıştır.Noin puolentoista vuoden jälkeen saatiin rakennettua uusi yläkoulu.
Bu kontaklar, kaldırma kuvvetine göre hareket ederler.Ne korvaavat sen päästelemällä yhteysääniä.
Bu taşan suyun ağırlığı gemiye uygulanan kaldırma kuvvetine eşittir.Kelluvan laivan paino lasteineen on sama kuin sen syrjäyttämän vesimassan paino.
Halkın aldatıcı mutluluğunu olarak dini ortadan kaldırmak, halkın gerçek mutluluğunu istemek anlamına geliyor.Η κατάργηση της θρησκείας ως απατηλής ευτυχίας του λαού σημαίνει αξίωση της πραγματικής του ευτυχίας.
Makroskopik bir nesnenin optik kaldırma da teorik olarak mümkündür.Η οπτική αιώρηση ενός μακροσκοπικού αντικειμένου είναι επίσης, θεωρητικά, εφικτή.
Böyle bir metalik mikro küre gibi parlak bir nesne için, istikrarlı optik kaldırma elde edilmemiştir.Για γυαλιστερό αντικείμενο, όπως μια μεταλλική μικροσφαίρα, δεν έχει επιτευχθεί οπτική αιώρηση.
Hadrianus, köleliği azaltmıştı ancak kaldırmamıştı, kanunları insancıl hale getirdi ve işkenceyi yasakladı.Μείωσε αν και δεν κατάργησε τη δουλεία, εξανθρώπισε τον νομικό κώδικα και απαγόρευσε τα βασανιστήρια.
Fakat prezervatif kullanmak riski tamamen ortadan kaldırmamaktadır.Brug af kondom kan dog ikke eliminere risikoen.
Naomi, gelini Rut'u Boaz'ın uyuduğu harmanlığa gönderip Boaz'ın ayağındaki örtüyü kaldırmasını söyledi.No'omi sender Ruth til tærskepladsen om natten og instruerer hende at lægge sig ved Boaz' fødder.
Bu durumu ortadan kaldırmak De Gaulle'ün ana amaçlarından biri olmuştur.Denne svækkelse havde nok været et af Napoleons mål.
İkisinin de uzunlukları tasarımın üretmesi gereken kaldırma kuvvetine göre belirlenir.Begge trin er designet til genbrug.