Geri kalan payı ise futbol otoritelerinin oyları belirlemektedir.Les autres pièces constituent la réserve des joueurs.
Yıl sonuna kadar kalan 120 gün vardır.Il reste 120 jours avant la fin de l'année.
Üçüncü turdan sonra geriye kalan 32 takım sekiz gruba ayrıldı.Les 32 équipes sorties victorieuses du deuxième tour sont réparties en huit groupes de quatre.
Yıl sonuna kadar kalan 130 gün vardır.Il reste 130 jours avant la fin de l’année.
Yıl sonuna kadar kalan 300 gün vardır.Il reste 300 jours avant la fin de l'année.
Ayrıca burada, kalan Fransız donanması da İngilizler tarafından yakalandı.Sur mer, les navires anglais assiégeants furent également refoulés par les marins français.
Ancak ülkede kalanlar sürekli olarak polis kuvvetleri tarafından izlenecektir.Elles sont gardées par des patrouilles de la police régulière.
Bir Guatemala hapishanesinde bir süre kalan Armas kaçtıktan sonra sürgüne gitti.Armas passa quelque temps dans une prison guatémaltèque avant de s'échapper et de s'exiler au Honduras.
Geri kalan ömrünü hayır işleyerek geçirdi.Ils ont vécu le reste de leur vie heureuse et avec succès.
Acı içinde kalan Barbara hastaneye götürülür.Ils doivent maintenant emmener Billy à l'hôpital.
O zamanki yerleşimden kalan harebeler halen mevcuttur.Tous les autres restes d'os sont restés là où on les a trouvés.
Futbolun dışında kalan diğer spor faaliyetleri ise amatör nitelik taşımaz.Les compétitions des autres pays non-européens sont essentiellement amateur.
Bunun tanınmış örneği 1894'ten kalan Londra'daki Tower Köprüsü'dür.Sa société a été une de celles qui ont construit le Tower Bridge de Londres, entre 1887 et 1894.
Andronikos 12 yıl hapis kaldı ve bu hapislik sırasında bir sıra başarısız kalan kaçma girişimlerinde bulundu.Il y passe douze jours, au cours desquels il échoue dans une tentative d’évasion à la nage.
Geriye kalan takımlar 13 gruba ayrıldı.Le classement ne compte donc que les rencontres entre les 13 équipes restantes..
Geri kalan şahıslar gerçek hüviyetlerini Falstaff'a bildirirler.Quickly raconte aux autres femmes son entrevue avec Falstaff.
Yıl sonuna kadar kalan 358 gün vardır (artık yıllarda 359).Il reste 358 jours avant la fin de l'année, 359 en cas d'année sextile.
Bunun dışında kalan hiçbir şey kendiliğinden iyi olma niteliğine sahip değildir.Seul Tipota qui est resté caché échappe à leur autorité.
Kalan tuz var mı?¿Queda sal?
Hayatta kalan tek kişiyim.Soy el único que sobrevivió.
Yiyeceğin kalanına ne oldu?¿Qué pasó con el resto de la comida?
Sen beni hatırladığın sürece geri kalan herkes unutsa da umurumda olmaz.No me importa si el resto del mundo me olvida siempre que tú me recuerdes.
Eğer bir grup erkek varsa, bunlar uçarak tek bir erkek kalana kadar dişiyi kovalar.Si hay un grupo de machos persiguen a la hembra volando hasta que quede solo uno.
Grup hastaneden çıkarken, grubun geri kalanı ile buluşurlar.Cuando salen del hospital, se encuentran con el resto del grupo.
Çin şu anda giderek yerli yenilikleri amaçlamakta ve kalan zayıflıkları düzeltmeyi hedeflemektedir.China está enfocándose cada vez más a la innovación indígena y pretende reformar deficiencias restantes.
İznik, doğu sınırlarını yüzyılın geri kalanı için birleştirmeyi başardı.Nicea fue capaz de consolidar su frontera oriental por el resto del siglo.
Geriye kalanlar kamyonlar ile donatılmıştı.El resto fue equipado con camiones.
Katliamın örtbas edilmesinin bir parçası olarak Ishii, geriye kalan 150 kişinin öldürülmesini emretmiştir.Como parte del encubrimiento, Ishii ordenó la ejecución de 150 prisioneros.
Burada sıkışıp kalan Rose ve Doktor, durumu kabullenip mürettebata yardım etmeye başlar.Así, Rose y el Doctor se resignan a quedar atrapados y comienzan a ayudar a la tripulación.
Şehrin içinde kalan sivil nüfusu tahliye etmek için herhangi bir plan hazırlanmadı.No se habían trazado planes para evacuar a la población civil que aún se encontraba en la ciudad.
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Se propone encontrar a su familia y se encuentra con otros sobrevivientes en el camino.
Savaşın geri kalanında Albert Speer'in altında çalıştı.Durante el resto de la guerra, trabajó bajo las órdenes de Albert Speer.
Ve kalan her şeyin Oğul'dan yaratıldığını belirtiyordu.Él defendía que todo lo demás fue creado a través del Hijo.
Bu yüzden, bu tür ISP’ler internetin geri kalanına tipik olarak daha yavaş, daha limitli erişimlere sahiptir.Por lo tanto, estos PSI tienen normalmente conexiones más lentas y limitadas hacia el resto de la Internet.
Karl Anderson, 1992 yılında Rick Rude'dan sonra turnuva finaline kalan ikinci yabancı oldu.Karl Anderson se convirtió en el primer extranjero en llegar a la final del torneo desde Rick Rude en 1992.
Bu arada Doktor ve Nardole, kalan Lejyonun cesetlerinin kemiksiz olduğunu keşfeder.Mientras tanto, el Doctor y Nardole descubren los cadáveres sin huesos del resto de la Legión.
Yolun geri kalanı 'dir.El otro sendero.
Babasız kalan Tatarcık insanlardan çekinmeye ve onlardan kaçmaya başlar.Por su parte, los mortales les temen pavorosamente y huyen de ellas.
Yaklaşan muazzam savaşta Secura, sağ kalanlardan biriydi.En la batalla masiva, Secura fue una de los pocos sobrevivientes.
1290-1300 arasında binanın geriye kalan temelleri üzerine yeni bir Gotik kilise inşa edildi.Entre 1290–1300 una nueva iglesia gótica temprana fue construida sobre los cimientos anteriores.
Bu işlem sırasında bir molekül su (H2O) açığa çıkar ve geriye kalan bir tiyoesterdir:R-S-CO-R'. ...Una molécula de agua (H2O) se libera en el proceso y lo que queda es un tioéster: R-S-CO-R'. ...
Düsseldorf'ta hayatının geri kalanını yaşamış ve 1972 yılında ölmüştür.Vivió el resto de su vida en Düsseldorf, donde moriría en 1972.
Dizinin final sahnesinde hayatta kalanlar kratere bakarlarken, Dawn "Peki şimdi ne yapacağız?" diye sorar.En la escena final, mientras los sobrevivientes exploran el cráter, Dawn pregunta: «¿Qué vamos a hacer ahora?»
Kamo yazın geri kalanını Lenin'le, onun daçasında geçirdi.Kamo pasó el resto del verano junto a Lenin en su dacha finesa.
Gardiyanlardan biri Randy'nin geriye kalan azıcık interneti de harcadığını açığa çıkarır.Un guardia descubre que Randy ha usado la mínima conexión que tenían.
Roma'dan hayatta kalanlar kıyıdaki daha uygun alanlara, adalara ve dağlara çekildi.Los romanos sobrevivientes se retiraron a los lugares más seguros de la costa, islas y montañas.
Üç adet çaylak kalana kadar oylamalar devam eder.Así hasta que las tres sillas queden ocupadas.
Sarmatyalılar tehdidi ile karşı karşıya kalan yerel halk, Regalianus'u imparator seçti.La población local, haciendo frente a la amenaza de los sármatas, eligió a Regaliano como su emperador.
Hayatının geri kalanını Batı Avrupa'da, özellikle İsviçre'de sürgünde geçirdi.El resto de su vida transcurrió en el exilio en Europa Occidental, principalmente en Suiza.
Bu Williams'dan geriye sadece onun kemikleri kalana kadar devam ediyor.Esto continuó hasta que solo quedaron los huesos de la niña.
Michael ve Maria Kubizek'in ilk doğan ve hayatta kalan tek çocuğu idi.August Kubizek fue el primogénito y único hijo superviviente de Michael y María Kubizek.
Hergé o hafta öldü, ama dul kalan karısı Tenten'in haklarını onlara vermeye karar verdi.Hergé murió esa semana, pero su viuda decidió darles los derechos.
1645 ile 1648 arasında Osmanlı adanın geri kalanını da ele geçirdi ve başkent Kandiye’yi kuşatmaya hazırlandı.Entre 1645 y 1648, los turcos ocuparon el resto de la isla y se prepararon para tomar la capital, Candía.
1988 - Margaret Thatcher, 20. yüzyılda Birleşik Krallık'ın en uzun süre görevde kalan Başbakanı unvanını aldı.1988: Margaret Thatcher se convierte en la primera ministra más longeva del siglo XX.
Kalanı, boşluğun yoğunluğu olan karanlık enerji olmalıdır.El resto debería ser energía oscura, una densidad de energía constante para el vacío.
Emevîlerden kalan bir başka yapı biçimi de bir tür han olan ribat idi.Otros grupos, como Sumitomo, siguieron la misma suerte.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.En la isla, Claire se desmaya del agotamiento por calor, y descubren que el agua restante ha sido robada.
Tek başına kalan Sachs düşüncelerini önceki geceki şamata üzerine çeker.A solas, Sachs piensa sobre la rebelión de la noche anterior.
Eric ve Min-woo co-CEOlar olarak görev aldılar ve kalan üyeler de hissedar oldular.Está dirigida por Eric y Min-woo como co-directores generales, con los restantes miembros como accionistas.
Kendisine kalan miras sonucu, İtalya Yunanistan ve Mısır'da mülk sahibi oldu.A raíz de herencias, poseyó propiedades en Italia, Grecia y Egipto.