Ana içeriğe geç
Sözlük

kalacaklar ile cümle

kalacaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Ik had nooit gedacht dat het zou overleven.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Jag trodde aldrig att den skulle överleva.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Jag trodde aldrig att den skulle överleva.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Jeg troede aldrig på at det ville overleve.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Je n'ai jamais pensé que ça perdurerait.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Mai pensato che potesse sopravvivere.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.N-am crezut o clipă că va dura.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Nem gondoltuk, hogy túlélné.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Nikdy jsem tomu nevěřil, že přežije.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Nunca pensé que iba a sobrevivir.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Tôi không bao giờ nghĩ là nó tồn tại.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Wiedziałam, że to nie przejdzie.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Ποτέ δεν πίστεψα ότι θα διαρκούσε.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Даже не мислех, че ще издържи толкова.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Я никогда не думал, что выживет.
Bankalar, bu CDO'ların kendi bilançolarındaki değerini 200 milyon $'a indirmek zorunda kalacaklar.18億ドルを帳消しにします。
Bankalar, bu CDO'ların kendi bilançolarındaki değerini 200 milyon $'a indirmek zorunda kalacaklar.Museli by snížit cenu na 200 milionů dolarů.
- Ben de üzülüyorum.. çünkü doktor masrafını ödemek zorunda kalacaklar. - Evet.J'ai de la peine pour les parents car ils doivent payer pour les factures médicales.
- Ben de üzülüyorum.. çünkü doktor masrafını ödemek zorunda kalacaklar. - Evet.Mi dispiace anche perchè devono pagare i medicinali
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.(91:15) они и в старости плодовиты, сочны и свежи,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.(92:15) Ils portent encore des fruits dans la vieillesse, Ils sont pleins de sève et verdoyants,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Als zij eenmaal zijn geplant in het huis van de HERE, groeien zij dichtbij Hem op.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.ánták [õk] az Úrnak házában; a mi Istenünknek tornáczaiban virágzanak.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Aun en la vejez fructificarán. Estarán llenos de savia y frondosos
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Dầu đến buổi già bạc , họ sẽ còn sanh bông trái , Ðược thạnh mậu và xanh_tươi ,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Dầu đến buổi già bạc, họ sẽ còn sanh bông trái, Ðược thạnh mậu và xanh tươi,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.De er plantet i Herrens hus, de blomstrer i vår Guds forgårder.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Ei aduc roade şi la bătrîneţă, sînt plini de suc şi verzi,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.He ovat istutetut Herran huoneeseen, he viheriöitsevät meidän Jumalamme kartanoissa.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Ja, sådana äro planterade i HERRENS hus; de grönska i vår Guds gårdar.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.늙어도 결실하며 진액이 풍족하고 빛이 청청하여
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Na velhice ainda darão frutos, serão viçosos e florescentes,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.piantati nella casa del Signore, fioriranno negli atri del nostro Dio
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.pohon yang masih berbuah di masa tua, tetap hijau dan segar
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.selv grånende bærer de Frugt, er friske og fulde af Saft
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Štípení v domě Hospodinově v síňcích Boha našeho kvésti budou.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Tí, ktorí sú zasadení v dome Hospodinovom, budú kvitnúť vo dvoroch nášho Boha.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Und wenn sie gleich alt werden, werden sie dennoch blühen, fruchtbar und frisch sein,
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Wszczepieni w domu Pańskim, w sieniach Boga naszego zakwitną.
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.θελουσι καρποφορει και εν αυτω τω βαθει γηρατι, θελουσιν εισθαι ακμαζοντες και ανθηροι
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.Ще бъдат плодоносни и в дълбока старост, Ще бъдат сочни и зелени;
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.עוד ינובון בשיבה דשנים ורעננים יהיו׃
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.‎ايضا يثمرون في الشيبة. يكونون دساما وخضرا
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.他 們 年 老 的 時 候 、 仍 要 結 果 子 . 要 滿 了 汁 漿 而 常 發 青
Böyleleri yaşlanınca da meyve verecek, Taptaze ve yeşil kalacaklar.他 們 年老 的 時候 、 仍 要 結果子 . 要滿 了 汁漿 而 常發青
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Ces garçons devront vivre avec ça pour le restant de leur vie."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Chuyện này sẽ đeo bám chúng cho đến suốt cuộc đời" (Phản ứng của đám đông)
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Deze jongens zullen er de rest van hun leven mee moeten leven."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Diese Jungs werden damit für den Rest ihres Lebens leben müssen."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Estes rapazes vão ter que viver com isto o resto das suas vidas".
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Estos chicos van a tener que vivir con esto el resto de sus vidas".
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Ezeknek a fiúknak ezzel kell együttélniük az életük végéig."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""그 소년들은 이 일을 평생 지고 갈 것이다." 라고 말했습니다.
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar."(Mulțimea reacționează)
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Nämä pojat joutuvat elämään tämän kanssa lopun elämäänsä."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Per questi ragazzi é qualcosa con cui dovranno convivere per il resto della loro vita".
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Títo chlapci s tým budú musieť žiť do konca života."
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Αυτό θα βαραίνει τα παιδιά για μια ζωή".
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Цим хлопцям доведеться жити з цим до кінця життя".
"Bu oğlan çocukları hayatlarının geri kalan kısmında bu durumla yaşamak zorunda kalacaklar.""Этим мальчикам придётся жить с этим до конца своих жизней".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod