Ana içeriğe geç
Sözlük

kalacaklar ile cümle

kalacaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Пройшло 9 років.
X-Men savaşta tarafsız kalacaklarını ilan ederler.Швеція прагне мати можливість залишатися нейтральною в разі війни.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.Перебував у в'язниці Кордоби.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.A konec jich bude jedině v ohni pekelném a budou tam nesmrtelní.“ (Korán, Súra 100/59, 16n).
Tesise giren ekip kısa bir süre sonra korkunç bir gerçekle karşı karşıya kalacaklardır.Štěpán s Odolenem se brzy dostanou do víru dramatických událostí.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.El îi va lăsa să intre în Grădinile pe sub care curg râuri, unde vor fi veșnici.
Cehennem ebedidir çünkü oradaki insanlar cehennemi sevdikleri için orada kalacaklardır.Cei ce au tăgăduit și au socotitt semnele noastre minciuni vor fi soții Focului, unde vor fi veșnici.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.În prezent se află la închisoarea din Callao.
İlk sınavda Tamino ve Papageno bir kadının cazibesine karşı sessiz kalacaklardır.Tamino és Papageno első próbája abban áll, hogy a kísértés során némának kell maradniuk.
Sonsuza kadar onsuz kalacakları kişilere ithaf edilmiştir.Mindörökre Kisemmizettek lesztek.
Çalma listesi yaklaşık yirmi şarkıyı aşarsa, muhtemelen birden fazla CD yapmak zorunda kalacaklardır.Állítása szerint zene nélkül nem tud rajzolni, ezért több mint 200 CD-je van.
Akvaryum ortamında daha küçük kalacaklardır.Akvaario-oloissa pienempi.
Bardas Fokas ve akrabaları yakalanıp, izleyen yedi yıl kalacakları Prote'ye sürgün edildiler.Ο Φωκάς και οι συγγενείς του συνελήφθησαν και εξορίστηκαν στην Χίο, όπου πέρασαν τα επόμενα επτά χρόνια.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Υπολείπονται 9 ημέρες.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.For at citere Koranen: »Til dem, der er vantro, vil der blive skåret kæder af ild.
Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır.For at nedkæmpe disse befæstninger ville tyskerne blive nødt til at indsætte deres tunge belejringsartilleri.
İlk sınavda Tamino ve Papageno bir kadının cazibesine karşı sessiz kalacaklardır.Den første testen går ut på at Tamino og Papageno skal forbli tause mens de fristes av kvinner.
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.Lalu dimasukkannya mereka kedalam syurga yang mengalir dibawahnya sungai-sungai, mereka kekal di dalamnya.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Di situ ia menetap sembilan tahun.
Eğer üvendire onları dürtmese, çuvallarına tıkılmış olarak mı kalacaklardır?Bagaimana mereka itu satu, jika di dalam mereka tidak diam suatu kesempurnaan kesatuan abadi Keilahian?"
Ve sonra hep birlikte antik topraklara, bizzat Yunanistan’a yelken açmak zorunda kalacaklarını anlayacağız.Mereka juga diwajibkan menyediakan kora-kora serta pendayungnya untuk berlayar ke negeri atau pulau lain.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.Tướng Kornilov bị bắt giam.
Allah, onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır.アッラーは悪を行う都市を数限りなく滅ぼされ、そこに別の民を立てられてきた。
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.戦後は屠畜業を経て奈良に移住し果樹園を営む。
Burada dokuz yıl kalacaklardı.在住9年。
Tesise giren ekip kısa bir süre sonra korkunç bir gerçekle karşı karşıya kalacaklardır.その活躍はやがて不良グループに目を付けられてしまうことになる。
Burada dokuz yıl kalacaklardı.在那里,他们生活了九年。
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.시장은 코스텔니치카를 감옥으로 데려간다.
İki özel koruma onları kalacakları Sznôrr oteline götürür.두 역으로 가기 위해서는 신선 신주쿠 쪽 홈으로 이동하여야 한다.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.הם ארכו 9 שבועות.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Там тя престоява 9 седмици.
Kornilov Olayına dek hapiste kalacaklardır.Масовият процес се помещава в затвора Коридалос.
Bunlar Lozan Antlaşması bitimine kadar bölgemizde kalacaklardır.Остава тук до сключването на Одринското примирие.
İki özel koruma onları kalacakları Sznôrr oteline götürür.Двамата се местят да живеят в хотел „Марсилия“.
Çocuklar yerde uyumak zorunda kalacaklar gibi.Изглежда, че децата ще са принудени да спят на пода.
Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedi kalacakları cennetlere sokacaktır.U njima će čiste žene imati, i u njima će vječno boraviti."
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.Oni koji zanemaruju, ili samo pretvaraju da vjeruju u Alaha ostati će u Džehennemu nakon sudnjeg dana.
Böyle nesiller çok yakın zamanda aynı geleceğe maruz kalacaklardır.Queen će se ubrzo naviknuti na taj drugi svijet.
Fakat bu teslim olmaktan sonra serbest bırakılıp İtalya'yı terk etmek zorunda kalacaklardı.Po kapitulaciji Italije je bila izpuščena iz taborišča.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Praėjo 9 metai.
Bundan sonra İngiliz sömürgeler daha çok savunmada kalacaklardı.Vėliau daugėjo kolonistų vokiečių.
Greklerin kendi topraklarını korumada kalacakları düşünülüyordu.Jaapanlased üritasid oma maad kaitsta.
Burada dokuz yıl kalacaklardı.Liiga pidi kestma 9 aastat.
Pokemon Diamond/Pearl) WPA üzerinden bağlanmak zorunda kalacaklar.Mängijatel Pokemon Diamondi või Pearliga on võimalus kasutada lahingute pidamiseks oma Nintendo DS-i puldina.
Siyasiler ve vatandaşlar zor durumda kalacaklardır.Meie riik ja rahvas on raskeid aegu üle elanud.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Aber die Patienten werden Medikamente nehmen müssen, die ihr Immunsystem ein Leben lang unterdrücken.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Ale pacjenci będą musieli do końca życia przyjmować leki, zmniejszające reakcję układu immunologicznego.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.하지만 환자들은 여생을 위해서 면역 체계를 억제하는 약을 복용해야만 합니다.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Mas os pacientes terão de tomar medicamentos para reprimir o sistema imunitário durante o resto da vida.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Men patienterna kommer behöva ta läkemedel som trycker ner immunsystemet för resten av livet.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienții vor trebui să ia imunosupresoare pentru tot restul vieții.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Pacienti však budou muset brát léky aby podpořili jejich imunitní systém do konce jejich života.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Але пацієнтам тоді довелося б приймати ліки, які б пригнічували їхню імунну систему, до кінця життя.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.Пациентам придется всю жизнь принимать лекарства подавляющие иммунную систему.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.אך על המטופלים יהיה לקחת תרופות לדיכוי מערכת החיסון שלהם למשך שארית חייהם.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.ولكن المرضى سيكون عليهم تعاطي العقاقير هذا سيقمع نظامهم المناعي لبقية حياتهم.
Ancak, insanlar kalan hayatları boyunca, bağışıklık sistemlerini baskılayan ilaçlar almak zorunda kalacaklar.飲み続けなければいけません ということは
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Aku tak pernah berpikir itu bakal bertahan.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.En koskaan ounastellut sen selviävän.
Ayakta kalacaklarını hiçbir zaman düşünmedim zaten.Ich habe nie daran geglaubt, dass es überlebt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod