kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ve sabahları bulunabileceğiniz en iç karartıcı yer, çok kalabalık.And it's a very depressing place to be in the morning, it's very crowded.
Eşsiz Sea-star Earrings ile kalabalıkların önünde olunStand out from the crowd with the unique Sea-star Earrings
Eski bir deyiş vardır, İki kişi ortaktır, üçüncü kalabalıktır.As the old saying goes, two is company, three is a crowd.
Ancak Faz 1'in içi çok kalabalık, sanırım burada 114 veya 115 milyon kişi var.I think we have 114 or 115 million people in there.
-Daha önce orada Anaklılar kadar uzun boylu, güçlü ve kalabalık olan Emliler yaşıyordu.(The Emim lived therein before, a people great, and many, and tall, as the Anakim:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:She calls at the head of noisy places. At the entrance of the city gates, she utters her words:
Öfkemi Mısırın kalesi Sin üzerine boşaltacak, Kalabalık No halkına son vereceğim.I will pour my wrath on Sin, the stronghold of Egypt; and I will cut off the multitude of No.
İsa dağdan inince büyük bir kalabalık Onun ardından gitti.When he came down from the mountain, great multitudes followed him.
Kalabalık dışarı çıkarılınca İsa içeri girip kızın elini tuttu, kız ayağa kalktı.But when the crowd was put out, he entered in, took her by the hand, and the girl arose.
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.All the multitudes were amazed, and said, "Can this be the son of David?"
İsa tekneden inince büyük bir kalabalıkla karşılaştı. Onlara acıdı ve hasta olanlarını iyileştirdi.Jesus went out, and he saw a great multitude. He had compassion on them, and healed their sick.
Erihadan ayrılırlarken büyük bir kalabalık İsanın ardından gitti.As they went out from Jericho, a great multitude followed him.
Kalabalıklar, ‹‹Bu, Celilenin Nasıra Kentinden Peygamber İsadır›› diyordu.The multitudes said, "This is the prophet, Jesus, from Nazareth of Galilee."
İsa adamla birlikte gitti. Büyük bir kalabalık da ardından gidiyor, Onu sıkıştırıyordu.He went with him, and a great multitude followed him, and they pressed upon him on all sides.
İsanın annesiyle kardeşleri Ona geldiler, ama kalabalıktan ötürü kendisine yaklaşamadılar.His mother and brothers came to him, and they could not come near him for the crowd.
İsanın kim olduğunu görmek istiyor, ama boyu kısa olduğu için kalabalıktan ötürü göremiyordu.He was trying to see who Jesus was, and couldn't because of the crowd, because he was short.
İyileşen adam ise Onun kim olduğunu bilmiyordu. Orası kalabalıktı, İsa da çekilip gitmişti.But he who was healed didn't know who it was, for Jesus had withdrawn, a crowd being in the place.
Ardından büyük bir kalabalık gidiyordu. Çünkü hastalar üzerinde yaptığı mucizeleri görmüşlerdi.A great multitude followed him, because they saw his signs which he did on those who were sick.
Kalabalık, ‹‹Cin çarpmış seni!›› dedi. ‹‹Seni öldürmek isteyen kim?››The multitude answered, "You have a demon! Who seeks to kill you?"
Bu sözleri işiten kalabalık ve kentin yetkilileri telaşa kapıldı.The multitude and the rulers of the city were troubled when they heard these things.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.for the multitude of the people followed after, crying out, "Away with him!"
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Leave all windows open (cluttered desktop)
@umitalan: Taksim'le Agos arasında müthiş bır kalabalık var.Hrant Dink’s assassination was instantly widely recognised as one such plot.
Kalabalık olmayacağını düşünerek filmin başlamasından birkaç dakika önce salona vardık.We thought that there would be no rush and went a few minutes before the start.
"Kalabalık sürekli daha da artıyor."Every time is getting more and more crowded.
Kalabalık Ağustos idilleriThe crowded idylls of August
Zagrep'teki ilk Metallica konserini büyük ve taşkın bir kalabalık izledi.The first ever Metallica concert in Zagreb attracted a big and boisterous crowd.
Artan mahkum sayısı hapishanelerdeki aşırı kalabalık hakkında kaygılara yol açıyor. [Reuters]The rising number of inmates sparks worries about overcrowding. [Reuters]
Görüşülen kişiler, bina çevresinin günün bu saatinde genellikle çok kalabalık olduğunu söyledi.Correspondents said the place is usually very crowded at that time of the day.
Başlıca tehdit olan kalabalık ve ayaklanma kontrolüne karşı daha iyi eğitimli durumdayız.We are better trained for crowd and riot control, which is the principal threat.
Georgieva hemen, "Evet" diye yanıt verdi ve AP toplantı salonundaki kalabalıktan alkış aldı."Yes, sir," she answered promptly, cheering the audience at the packed EP meeting room.
İnsanlar öğle vakti toplanmaya başlıyor ve kalabalık, güneş batana kadar kalıyor.People start gathering around noon and the place is crowded for as long as there is daylight.
Kalabalık, Cumhurbaşkanı Boris Tadiç'e yönelik tehditleri de içeren milliyetçi sloganlar attı.The crowd shouted nationalist rhetoric, including threats against President Boris Tadic.
Kalabalıktan birisi, "Hiçbir açıklamada bulunmayacaklar, yorum yok!" açıklamasını yaptı."They won't give any statements, it's not going to happen!" someone from the crowd would announce.
Uzak bölgelerdeki okullarda fazlasıyla yer varken, şehirdeki okullar oldukça kalabalık.While many schools in outlying areas have too much space and few students, city schools are crowded.
Cezaevleri ve ıslahevlerindeki aşırı kalabalık sorununa henüz bir çözüm bulunamadı. [Reuters]Overcrowding at prisons and detention centres is a persistent problem. [Reuters]
Sırbistan, aşırı kalabalık hapishanelerle uğraşıyorSerbia tackles prison overcrowding
Ada yazın turistlerin istilasına uğrasa da kalabalık değil.Although the island is besieged by tourists in the summer, it is not crowded.
Zagreb'de kararları duymak için toplanmış bir kalabalık. [Petar Kos/SETimes]A crowd gathers in Zagreb to hear the verdicts. [Petar Kos/SETimes]
Ellerinde ABD ve Kosova bayrakları sallayan hevesli bir kalabalık sokakları doldurdu.Enthusiastic crowds waving US and Kosovo flags lined the streets.
Hırvatistan’da iki önemli film festivali, yazın en hareketli zamanında kalabalıkları ülkeye çekiyor.In Croatia, two major film festivals draw crowds at the peak of summer.
Yerel halk ilk tur seçimler için Pazar günü kalabalık sayıda sandık başına gitti.Locals hit the polls in big numbers Sunday for the first round of voting.
Priştine'nin kalabalık caddeleri yaz güneşinde sıcak ve boğucu olabiliyor.The crowded streets of Pristina can be hot and stuffy in the summer sun.
Tiran'da sandıklar dışarıda kalan kalabalık nedeniyle bir saat daha geç kapandı.In Tirana, polls stayed open an hour later after crowds were spotted forming outside.
Başkent Priştine, mavi ve sarı renkli ulusal bayrağı sallayan kalabalıklarla dolup taştı.The capital, Pristina, was filled with crowds waving the blue and yellow national flag.
Festival yetkilileri, bu yılki EXIT'e ülke dışından rekor sayıda bir kalabalık geldiğini söylediler.Festival officials say this year's EXIT drew a record-breaking crowd from outside the country.
Resmi kutlamalar için kentin ana meydanında muazzam bir kalabalık toplandı.A huge crowd gathered in the main city square for an official celebration.
Mart 2004'te, isyancı kalabalık bir ilahiyat okulu ve rahip konutlarını yıkmışlardı.In March 2004, rioters destroyed the buildings, a theological school and a bishop's residence.
Kalabalık, "Bize söz verdiniz, sonra bizi unuttunuz," diye bağırdı."You promised us, then you forgot us," they shouted.
"Rejimin müridi olan kalabalık buna boyun eğiyor."The crowd of regime followers acquiesce to this.
Kalabalık, Sırp milliyetçi hareketi olan çetniklerin marşıyla birlikte yürüdü.The crowd marched to the theme song of the chetniks, the Serbian nationalist movement.
Daha büyük olan ikinci patlamaysa kalabalık toplanınca meydana geldi. [AFP]The second, much larger blast came as crowds gathered. [AFP]
Romanlar, en kalabalık üçüncü etnik toplum olmaya devam ediyorlar.The Roma remain the third most numerous ethnicity.
Kalabalık Kosor'un oturduğu dairenin önünde de toplandı ve başbakanı istifaya davet etti.They also gathered in front of Kosor's appartment, shouting their request for her resignation.
Alışveriş merkezleri kalabalıklara hizmet verebilmek için geç saatlere kadar açık kalıyordu.The malls were open late to accommodate the crowds.
Fakat öğleden son yerini akşama bırakmaya başlayınca, kalabalık toplanıyor ve ses düzeyi yükseliyor.But as afternoon approaches evening, the crowds pick up and the noise level rises.
Raporda, çoğu Balkan ülkesinde cezaevlerinin aşırı kalabalık olduğu belirtiliyor. [Getty Images]Prisons in most Balkan countries suffer from overcrowding, the report said. [Getty Images]
Sınır birimileri formülleri tipik olarak tamamen kalabalıklaşmış matrislerin oluşmasına yol açar.Boundary element formulations typically give rise to fully populated matrices.
Populous: The Beginning, Kalabalık Nüfuslu: Başlangıç, bir strateji ve Tanrı bakışı video oyunudur.Populous: The Beginning is a strategy and god-style video game.
Bu şekilde ekilen tohumlar eşit olmayan şekilde dağıtılır ve aşırı kalabalıkla sonuçlanabilir.Seeds sown in this manner are distributed unevenly, which may result in overcrowding.
İlgili Sayfalar