kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Albowiem wielki lud szedł za nim, wołając: Zgładź go.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.căci mulţimea norodului se ţinea după el, şi striga: ,,La moarte cu el!``
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.car la multitude du peuple suivait, en criant: Fais-le mourir!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.denn es folgte viel Volks nach und schrie: Weg mit ihm!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.for hele mengden av folket fulgte efter og skrek: Drep ham!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.kajti šla je za njim množica ljudstva, kričeč: Pogubi ga!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.이는 백성의 무리가 그를 없이 하자고 외치며 따라 감이러라
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.La massa della gente infatti veniva dietro, urlando: «A morte!»
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.lebo išlo za ním celé to množstvo ľudu, a kričali: Zabi ho!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Mereka diikuti dari belakang oleh gerombolan perusuh-perusuh itu yang berteriak-teriak, "Bunuh dia!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Ішло бо за ним множество народу з криком: Страть його!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.כי עם רב הלך אחריו והם צעקים ואמרים הסר אתו׃
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.‎لان جمهور الشعب كانوا يتبعونه صارخين خذه
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.眾 人 跟 在 後 面 、 喊 著 說 、 除 掉 他
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.眾人 跟在 後面 、 喊 著說 、 除掉 他
Kalabalık olmayacağını düşünerek filmin başlamasından birkaç dakika önce salona vardık.Azt hittük, nem kell tömegnyomorra számítanunk, és pár perccel a kezdés előtt érkeztünk.
Kalabalık olmayacağını düşünerek filmin başlamasından birkaç dakika önce salona vardık.Pensábamos que no habría mucha afluencia de público y fuimos unos minutos antes del comienzo.
Kalabalık olmayacağını düşünerek filmin başlamasından birkaç dakika önce salona vardık.Когда-то мысль о том, чтобы пойти в кино, вызывала волнение.
Kalabalık olmayacağını düşünerek filmin başlamasından birkaç dakika önce salona vardık.ظننّا أنه لن يكون هنالك زحام فذهبنا قبل بضع دقائق من بداية الفيلم.
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:dall'alto delle mura essa chiama, pronunzia i suoi detti alle porte della città
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Do alto dos muros clama; �s entradas das portas e na cidade profere as suas palavras:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Elle crie à l`entrée des lieux bruyants; Aux portes, dans la ville, elle fait entendre ses paroles:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Ia berseru di pintu-pintu gerbang dan di tempat-tempat yang ramai
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:I bullrande gathörn predikar hon; där portarna i staden öppna sig, där talar hon sina ord:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Khôn ngoan kêu la ở đầu đường dộn dực ồn ào; Tại cửa thành, và nội trong thành người phán lời mình ra,
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Khôn_ngoan kêu_la ở đầu đường dộn dực ồn_ào ; Tại cửa thành , và nội trong thành người phán lời mình ra ,
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:훤화하는 길 머리에서 소리를 지르며 성문 어귀와 성중에서 그 소리를 발하여 가로되
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Lármás utczafõkön kiált a kapuk bemenetelin, a városban szólja az õ beszédit.
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:meluisten katujen kulmissa se kutsuu, porttien ovilta kaupungissa sanansa sanoo:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:oppe på Murene kalder den, tager til Orde i Byen ved Portindgangene:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:på hjørnet av larmfylte gater roper den, ved portinngangene, rundt omkring i byen taler den og sier:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Proclama sobre las murallas, en las entradas de las puertas de la ciudad pronuncia sus dichos
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:sie ruft in dem Eingang des Tores, vorn unter dem Volk; sie redet ihre Worte in der Stadt:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:strigă unde e zarva mai mare; la porţi, în cetate, îşi spune cuvintele ei:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:V největším hluku volá, u vrat brány, v městě, a výmluvnosti své vypravuje, řka:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Volá na hlavných miestach najrušnejších, pri vchodoch do brán, v meste hovorí svoje reči:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:vpije, kjer se največ ljudstva gnete, ob vhodu v vrata, v mestu, govori besede svoje:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:W największym zgiełku woła, u wrót bram, w miastach powieści swoje opowiada, mówiąc:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:в главных местах собраний проповедует, при входахв городские ворота говорит речь свою:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:Вика по главните места на пазарите, При входовете на портите, възвестява из града думите си:
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:בראש המיות תקרא בפתחי שערים בעיר אמריה תאמר׃
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:تدعو في رؤوس الاسواق في مداخل الابواب. في المدينة تبدي كلامها
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:在 熱 鬧 街 頭 喊 叫 、 在 城 門 口 、 在 城 中 發 出 言 語
Kalabalık sokak başlarında bağırıyor, Kentin giriş kapılarında sözlerini duyuruyor:在 熱鬧 街 頭 喊叫 、 在 城門 口 、 在 城中 發出 言語
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všecken zástup hledal se ho dotknouti; nebo moc z něho vycházela, a uzdravovala všecky.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A všetok zástup hľadal dotknúť sa ho, lebo vychádzala od neho moc a uzdravovala všetkých.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.A wszystek lud szukał, jakoby się go dotknąć; albowiem moc wychodziła z niego, i uzdrawiała wszystkich.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài , vì từ Ngài có quyền phép ra , chữa lành hết mọi người .
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Cả đoàn dân đến kiếm cách rờ Ngài, vì từ Ngài có quyền phép ra, chữa lành hết mọi người.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.És az egész sokaság igyekezik vala õt illetni: mert erõ származék belõle, és mindeneket meggyógyíta.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.E toda a multidão procurava tocar-lhe; porque saía dele poder que curava a todos.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Et toute la foule cherchait à le toucher, parce qu`une force sortait de lui et les guérissait tous.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Iedereen probeerde Hem aan te raken, omdat een geweldige kracht van Hem uitging. Hij maakte ze allemaal beter.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.In vsa množica je iskala, da bi se ga dotikali, ker moč je iz njega šla in ozdravljala vse.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Ja kaikki kansa tahtoi päästä koskettamaan häntä, koska hänestä lähti voima, joka paransi kaikki.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.온 무리가 예수를 만지려고 힘쓰니 이는 능력이 예수께로 나서 모든 사람을 낫게 함이러라
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Och allt folket sökte att få röra vid honom, ty kraft gick ut ifrån honom och botade alla.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Og alt folket søkte å få røre ved ham; for en kraft gikk ut fra ham og helbredet alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.og hele Skaren søgte at røre ved ham; thi en Kraft gik ud fra ham og helbredte alle.
Kalabalıkta herkes İsaya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü Onun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.Semua orang berusaha menjamah Yesus, karena ada kuasa yang keluar dari diri-Nya yang menyembuhkan mereka semua
İlgili Sayfalar