kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.Người đã nghe tin về Ðức_Chúa_Jêsus , bèn lẩn vào đằng sau giữa đám đông , mà rờ áo Ngài .
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.pride, ko je slišala o Jezusu, med množico odzadaj in se dotakne obleke njegove.
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.tá, keď počula o Ježišovi, prišla v zástupe odzadu a dotkla sa jeho rúcha,
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.Tämä oli kuullut Jeesuksesta ja tuli kansanjoukossa takaapäin ja koski hänen vaippaansa;
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.tendo ouvido falar a respeito de Jesus, veio por detrás, entre a multidão, e tocou-lhe o manto;
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.udito parlare di Gesù, venne tra la folla, alle sue spalle, e gli toccò il mantello. Diceva infatti
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.Uslyšavši o Ježíšovi, přišla v zástupu pozadu, a dotkla se roucha jeho.
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.Usłyszawszy o Jezusie, przyszła z tyłu między ludem, i dotknęła się szaty jego;
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.ακουσασα περι του Ιησου, ηλθε μεταξυ του οχλου οπισθεν και ηγγισε το ιματιον αυτου
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.като чу отзивите за Исуса, дойде между народа изотзад и се допря до дрехата Му.
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.почувши про Ісуса, приступила між народом іззаду, та й приторкнулась до одежі Його.
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.услышав об Иисусе, подошла сзади в народе и прикоснулась к одежде Его,
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.ויהי כשמעה את שמע ישוע ותבוא בהמון העם מאחריו ותגע בבגדו׃
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.لما سمعت بيسوع جاءت في الجمع من وراء ومسّت ثوبه.
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.他 聽 見 耶 穌 的 事 、 就 從 後 頭 來 、 雜 在 眾 人 中 間 、 摸 耶 穌 的 衣 裳
Kadın, İsa hakkında anlatılanları duymuştu. Bu nedenle, kalabalıkta Onun arkasından gelip giysisine dokundu.他 聽見耶穌 的 事 、 就 從後頭來 、 雜 在 眾人 中 間 、 摸 耶穌 的 衣裳
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Mert követi vala a népnek sokasága, kiáltozva: Öld meg õt!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Nebo šlo za ním množství lidu, křičíce: Zahlaď jej!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Pois a multidão o seguia, gritando: Mata-o!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.porque la muchedumbre del pueblo venía detrás gritando: "¡Mátale!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.sillä suuri kansanpaljous seurasi perässä ja huusi: "Vie pois hänet!"
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.thi Folkemængden fulgte efter og råbte: "Bort med ham!"
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.ty folkhopen följde efter och skriade: »Bort med honom!»
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Vì có đám dân theo sau đông mà kêu rằng : Hãy giết đi !
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.Vì có đám dân theo sau đông mà kêu rằng: Hãy giết đi!
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu."Weg met hem!" schreeuwde de mensenmassa.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.επειδη το πληθος του λαου ηκολουθει, κραζον Σηκωσον αυτον.
Kalabalık, ‹‹Öldürün onu!›› diye bağırarak onları izliyordu.ибо множество народа следовало и кричало: смерть ему!
[Kalabalik sesleri][cantando]
[Kalabalik sesleri] [Korna sesleri](Persone che cantano) (Clacson)
Kalabalık alanı diğer yayalarla paylaşabilmek için ... ...yeterli kabiliyete sahibim.J'ai la même capacité unique à me débrouiller avec d'autres piétons dans un espace bondé.
Kalabalık alanı diğer yayalarla paylaşabilmek için ... ...yeterli kabiliyete sahibim.동일한 능력을 갖는 독특한 것으로요 복잡한 공간에서 다른 보행자와 함께 지낼 수 있는 것으로요
Kalabalık alanı diğer yayalarla paylaşabilmek için ... ...yeterli kabiliyete sahibim.אני לא נראה כמו רכב ממונע. יש לי טביעת רגל זהה לזו של הולך רגל,
Kalabalık alanı diğer yayalarla paylaşabilmek için ... ...yeterli kabiliyete sahibim.لدي قدرة مميزة للتعامل مع المشاة في مكان مزدحم.
Kalabalık alanı diğer yayalarla paylaşabilmek için ... ...yeterli kabiliyete sahibim.共存する能力を有します 私はこれをグランドゼロに持ち込んで
[kalabalık alkışlıyor][applaudissements de la foule]
[kalabalık alkışlıyor]Menge klatscht
[kalabalık alkışlıyor][multidão aplaudindo]
[kalabalık alkış]Nejsou v delfínním repertoáru, ale jsou snadno něma napodobovány.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Dans un bus bondé, il y a toujours des genoux sur lesquels s'asseoir.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Di dalam bis yang padat selalu ada pangkuan untuk duduk.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.En un autobús abarrotado siempre había un regazo donde sentarse.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.In een overvolle bus was er altijd een schoot om op te zitten.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.In einem vollen Bus gab es immer einen Schoß zum Sitzen.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Intr-un autobuz aglomerat există mereu o poala pe care să te aşezi.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.사람이 많은 버스에서도 항상 앉을 허벅지는 있었습니다.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Su un autobus affollato c'era sempre un grembo su cui mettersi.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Trên một chiếc xe bus đông đúc luôn có một cái đùi để ngồi lên.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.V přeplněném autobuse se vždy našel klín, na který jsme se mohli posadit.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.W zatłoczonym autobusie zawsze znajdą się kolana do siadania.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.Σε ένα γεμάτο λεωφορείο υπήρχαν πάντα γόνατα για να καθίσουμε.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.В переполненном автобусе всегда были колени, чтобы посидеть.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.В претъпкан автобус винаги е имало един скут, на който да седнеш.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.באוטובוס הומה אדם תמיד היו ירכיים לשבת עליהם.
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.وعلى مقعد باص مكتظ دائما هنالك " حضن " للجلوس عليه
Kalabalık bir otobüste her zaman oturulacak bir kucak vardır.子どもや10代の女の子達が
Kalabalık bir salon.Ale was tu jest.
Kalabalık bir salon.Begitu banyak orang.
Kalabalık bir salon.Ce mulți sunteți!
Kalabalık bir salon.Hay tantos de Uds.
İlgili Sayfalar