kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bağıran fanatik kızlardan oluşan bir kalabalık tarafından çevrilmişti.Tom was surrounded by a horde of screaming fangirls.
Kalabalık sokakları doldurdu.The crowd filled the streets.
Kalabalık dağılıncaya kadar bekle.Wait until the crowd scatters.
Tren o kadar kalabalıktı ki yolculuk boyunca ayakta durmak zorunda kaldım.The train was so crowded that I had to stand up the whole trip.
Tom'un boyu onu bir kalabalıkta ön plana çıkarıyor.Tom's height makes him stand out in a crowd.
Oslo Norveçte en kalabalık şehirdir.Oslo is the most populous city in Norway.
Bugün tren neden bu kadar kalabalık?Why is the train so crowded today?
Kalabalık azalana kadar bekleyelim.Let's wait until the crowd thins out.
Burası biraz kalabalık oluyor.It's getting kind of crowded in here.
Londra Delhi'den daha az kalabalık.London's less crowded than Delhi.
İtalya'nın sahilleri yazın kalabalıktır.Italy's beaches are crowded in the summer.
Kalabalıktan uzaklaşmak için bir sonraki plaja doğru yürüdük.We walked to the next beach to get away from the crowds.
Kalabalık, dakikalar geçtikçe daha da büyüdü.The crowd grew larger minute by minute.
Kalabalık güvenli bir mesafeden yangını izledi.The crowd watched the fire from a safe distance.
Kalabalık güvenli bir uzaklıktan izliyordu.The crowd watched from a safe distance.
Kalabalık güvenli bir mesafeden izliyordu.The crowd watched from a safe distance.
Ofis binamızın dışında toplanan büyük bir kalabalık var gibi görünüyor.There seems to be a big crowd gathering outside our office building.
Aniden kalabalık sustu.Suddenly, the crowd fell silent.
Arabada kalabalık vardı.It was crowded in the car.
Kalabalık sessizdi.The crowd was silent.
Kalabalıktan gelen uğursuz bir ses "Bunun arkasında büyücülük var" dedi.There is sorcery behind this, said a sinister voice coming from the crowd.
Plajlar eylül ayında daha az kalabalık.The beaches are less crowded in September.
Bar kalabalık.The bar is crowded.
Hapishane aşırı kalabalıktı.The jail is overcrowded.
Tom kalabalık asansöre bindi.Tom got on the crowded elevator.
Tom Mary'yi ararken odayı didik didik aradı ama kalabalıkta onu göremedi.Tom scoured the room looking for Mary, but couldn't pick her out in the crowd.
Otobüs sıcak ve kalabalıktı.The bus was hot and crowded.
Güneşli günlerde, sahil çok kalabalık olur.On sunny days, the beach is very crowded.
Burada biraz kalabalık.It's a little crowded in here.
Kalabalık sarsılmış görünüyordu.The crowd looked shocked.
Tom kalabalıktan çıktı.Tom emerged from the crowd.
Tom hızla kalabalıkta kayboldu.Tom quickly disappeared in the crowd.
Kalabalık çığlık atıyordu.The crowd was screaming.
Kalabalık genç.The crowd is young.
Kalabalık sustu.The crowd fell silent.
Kalabalık olup olmadığı önemli değil.It doesn't matter if there's a crowd.
Her yerde kalabalık olacak.It'll be crowded everywhere.
Bugün her yer kalabalık olacak.It'll be crowded everywhere today.
Otobüs son derece kalabalıktı.The bus was awfully crowded.
Büyük bir kalabalık caddede toplanmıştı.A large crowd had gathered on the street.
Kalabalıklardan nefret ediyorum.I hate crowds.
Tom büyük kalabalıklardan kaçınmayı seviyor.Tom likes to avoid large crowds.
Yarış, bir milyona yakın bir kalabalık tarafından izlendi.The race was watched by a crowd of nearly a quarter of a million people.
Kalabalık polis tarafından tahliye edildi.The crowd was evacuated by the police.
Mağaza o kadar kalabalıktı ki Tom ve Mary birbirlerini gözden kaybettiler.The store was so crowded that Tom and Mary lost sight of each other.
Dan kalabalık üzerine ateş açtı.Dan opened fire on the crowd.
Burası olmasını beklediğim kadar kalabalık değil.It's not as crowded here as I expected it to be.
"Bugün Salı, değil mi?" "Evet." "Neden bu kadar kalabalık?""Today's Tuesday, right?" "Yeah." "Why's it so crowded?"
İstanbul Türkiye'nin en kalabalık kentidir.Istanbul is the most populous city in Turkey.
Bar öyle kalabalıktı ki, zorlukla hareket ediliyordu.The bar was so crowded you could hardly move.
Kalabalık bir insan grubu toplandı.A large crowd of people gathered.
İstanbul kalabalık bir şehirdir.Istanbul is a crowded city.
O kalabalıktı.It was crowded.
Ben bu yıl sessiz bir plaj bulmayı umuyorum; kalabalık plajlardan zaten bıktım.I hope to find a quiet beach this year; I'm already tired of crowded beaches.
Mağaza çok kalabalıktı.The shop was busy.
Tekne çok kalabalıktı.The boat was very crowded.
Bu kalabalık, bu yüzden bir sonraki trene binelim.It's crowded, so let's take the next train.
Bu tren kalabalık, bu yüzden bir sonraki trene binelim.This one's crowded, so let's take the next train.
Bu kalabalık beni endişelendiriyor.This crowd makes me anxious.
Kalabalık, çoğunlukla kadınlar ve çocuklardı.The crowd was mostly women and children.
İlgili Sayfalar