kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
4
ORT. KELİME
Yol kalabalık bu yüzden muhtemelen söz verilen zamanda varmayacağız.The road is crowded so we probably won't get in promised time.
Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Otobüs kalabalık oldu.The bus became crowded.
Bir kalabalık onu görmek için bekledi.A crowd waited to see him.
Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.An angry crowd screamed at her.
Kalabalıktan muazzam bir tezahürat patladı.A mighty cheer burst from the crowd.
John Quincy Adams kalabalıkla konuştu.John Quincy Adams spoke to the crowd.
Kalabalık birkaç dakika alkışladı.The crowd applauded for several minutes.
Tiyatro çok kalabalıktı.The theater was too crowded.
Kalabalık bir trende dayanırken netbook kullanabilir miyim?Can I use a netbook while standing in a crowded train?
Tom kalabalıkta Mary'nin görüntüsünü kaybetti.Tom lost sight of Mary in the crowd.
Kalabalık tekrar için bağırdı.The crowd cried out for an encore.
Bugün kalabalık.It's crowded today.
Bugün yine kalabalık.It's crowded again today.
Bütün geçen hafta boyunca burası kalabalıktı.It was crowded here all last week.
Burası bir hayli kalabalık. Haydi başka bir yere gidelim.It's way too crowded in here. Let's go somewhere else.
Tren, olacağını düşündüğüm kadar kalabalık değildi.The train wasn't as crowded as I thought it would be.
Kırsal yolları şehir yolları kadar kalabalık değil.Country roads aren't as crowded as city roads.
Kalabalıkta Jack'in görüntüsünü kaybettik.We lost sight of Jack in the crowd.
Orası tamamen kalabalık.It's completely crowded in there.
Kalabalık balatayı sıyırıyor.The crowd is going nuts.
O zaman, tren çok kalabalıktı.At that time, the train was very crowded.
Tom ve Mary kalabalık plajlardan hoşlanırlar.Tom and Mary like crowded beaches.
Asya, dünyanın en kalabalık kıtasıdır.Asia is the most populated continent in the world.
Bu Publix her zaman kalabalık.This Publix is always crowded.
Tom kalabalık bir asansörde sıkıştı.Tom was stuck in a crowded elevator.
Kalabalık postanenin önünde toplandı.The crowd assembled in front of the post office.
Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbuldur.The most crowded city in Turkey is Istanbul.
Jack kalabalıkta gözden kayboldu.Jack disappeared from view in the crowd.
Gazze dünyanın en aşırı kalabalık ve fakir sömürgelerinden biridir.Gaza is one of the most overcrowded and poorest colonies in the world.
Park kalabalıktı.The park was crowded.
Hâlâ kalabalık.It's still crowded.
Kalabalık alkışladı.The crowd applauded.
Kalabalık tezahürat yaptı.The crowd cheered.
Kalabalık inledi.The crowd groaned.
Kalabalık güldü.The crowd laughed.
Kalabalık kapıdan dışarı çıktı.The crowd poured out through the gate.
Kalabalık, konuşmacının etrafında toplandı.The crowd gathered around the speaker.
Kalabalık yol verdi.The crowd gave way.
Onlar kalabalık tarafından çiğnendiler.They were trampled by the crowd.
Partide büyük bir kalabalık vardı.There was a great crowd at the party.
Tom oranın kalabalık olduğunu söylüyor.Tom says it's crowded.
Aziz Petrus meydanı kalabalıktır.Saint Peter's Square is crowded.
Aziz Petrus meydanı kalabalıktı.Saint Peter's Square was crowded.
Büyük kalabalıkların önünde konuştuğum zaman asabım bozulur.I get nervous when I speak in front of large crowds.
O bir gol atınca kalabalık çılgına döndü.The crowd went crazy when he got a goal.
Kalabalık oditoryuma akın etti.The crowd surged into the auditorium.
Kalabalık oditoryuma aktı.The crowd flowed into the auditorium.
Konserde umduğumuzdan daha büyük bir kalabalık vardı.There was a larger crowd at the concert than we had anticipated.
Oda çok kalabalıktı.The room was too crowded.
Plaj kalabalıktı.The beach was crowded.
Oda kalabalıktı.The room was crowded.
O, hızla kalabalıkta kayboldu.He quickly disappeared in the crowd.
Hastane kalabalık.The hospital is crowded.
Hastane kalabalık değil.The hospital is not crowded.
Kalabalık çıldırdı.The crowd went wild.
Tom kalabalıkta kayboldu.Tom disappeared in the crowd.
Tom Mary'nin kalabalıkta kaybolduğunu izledi.Tom watched Mary disappear into the crowd.
Meydanda bir kalabalık, sokak şarkıcılarını çevreleyip dinledi.At the square, a crowd surrounded and listened to the street singers.
Tom kalabalık tarafından katranla kaplandı ve tüyle kaplandı.Tom was tarred and feathered by the crowd.
İlgili Sayfalar