kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.A chodila som do preplnených barov, aj keď by som radšej bývala šla na malú večeru s priateľmi.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Chodívala jsem do přelidněných barů, i když bych bývala upřednostnila klidnou večeři s přáteli.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.E andavo sempre in bar affollati quando in realtà avrei preferito andare a cena da amici.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.E ia sempre sair a bares cheios quando o que queria realmente era um jantar simpático com amigos.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.És zsúfolt bárokba járkáltam, amikor igazából inkább a barátaimmal vacsiztam volna.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Et j'allais toujours dans des bars bondés quand j'aurais vraiment préféré simplement un bon dîner entre amis.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Ik ging altijd uit in drukke bars terwijl ik eigenlijk liever gezellig met vrienden had gedineerd.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.In vedno sem hodila v prenatrpane bare, ko bi v resnici raje šla na prijetno večerjo s prijatelji.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.제가 친구들과 근사한 저녁을 먹고 싶을 때, 저는 복잡한 술집으로 자리를 뜨곤했습니다.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Lähdin aina ruuhkaisiin baareihin, kun oikeasti olisin halunnut vain illallisen ystävien kanssa.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Mă duceam mereu în baruri aglomerate deşi ceea ce îmi doream era să am o cină liniştită cu prietenii.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Og jeg tog altid på overfyldte barer, selvom jeg egentlig foretrak en hyggelig middag med venner.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Und ich ging immer in volle Bars, obwohl ich ein schönes Abendessen mit Freunden eigentlich bevorzugt hätte.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Zawsze chodziłam do zatłoczonych barów, choć naprawdę wolałam zjeść dobrą kolację z przyjaciółmi.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Винаги отивах в претъпкани барове, когато всъщност предпочитах да вечерям кротко с приятели.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Я отправлялась в шумные бары, хотя предпочла бы просто тихо поужинать с друзьями.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.Я постійно ходила в залюднені бари, хоч залюбки краще б посиділа за приємною вечерею з друзями.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.תמיד יצאתי לברים צפופים כשבעצם העדפתי לאכול ארוחה נעימה בחברת ידידים.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.وكنت أحاول دوماً الذهاب إلى الحانات المزدحمة بينما كانت رغبتي حينها أن أحصل على عشاء هادىء مع أصدقائي.
Hep kalabalık barlara gittim asıl istediğim arkadaşlarımla sakin bir akşam yemeği yemek olmasına rağmen.本当は友達と落ち着いて食事したい気分のときでも・・・ そういう自己否定的な選択を
Hep kalabalıktık. Çocuklar devamlı gürültü yapar, kavga eder, bir şeyleri kırarlardı.Vi är ju så många hemma.
Hep kalabalıktık.Wir sind so viele.
Hep kalabalıktık.Είμαστε τόσοι πολλοί στο σπίτι.
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil mi나라를 나타내는 방울은 그 나라의 인구의 크기를 보여줍니다. 1810년도엔 이 아래쪽에 많은 나라들이 있어요, 그렇죠?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil mi1810年はここが大混雑! どの国も貧しくて不健康
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miA buborék mérete az adott ország népességét mutatja. 1810-ben elég zsúfolt volt itt lent, ugye?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miA velikost populace v zemi se promítá do velikosti zobrazené kuličky. V roce 1810 tu byla velká tlačenice, že?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miBubblornas storlek visar ländernas befolkningsstorlek. År 1810 var det rätt trångt här nere, eller hur?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miOg størrelsen på landets bobbel viser størrelsen på befolkningen. I 1810 var der ret trængt dernede, ikke?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miVà trong năm 1810, đả khá đông dưới này, phải không nào ?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miגודל בועות המדינות מייצגות את גודל האוכלוסיה. ובשנת 1810, היה די צפוף שם למטה, נכון?
Her bir ülkenin balon büyüklüğü de nüfusunun büyüklüğünü gösterir 1810'da aşağısı baya kalabalık değil miيبين حجم الدائرة تعداد السكان. سنة 1810 كنا مزدحمين في هذه الزاوية, اليس كذلك؟
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.A Índia tem muitos porque são muitos.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Ấn Độ cũng có nhiều vì họ đông dân.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Inden har många för att de är så många.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.India ada banyak karena penduduknya banyak.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.India are mulţi pentru că ei sunt mulţi.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Indiában sokan vannak, mert az indiaiak sokan vannak.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.India heeft er veel omdat ze met velen zijn.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.India má veľa nakazených, pretože ich je celkovo veľa.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.India tiene muchos porque son muchos.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Indie jich má mnoho infikovaných, protože má mnoho obyvatel.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Indien hat viele, weil dort viele leben.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Indija jih ima mnogo, ker jih je mnogo.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Intiassa määrä on suuri koska väestö itsessään on niin suuri.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.인도 역시 인구가 많기 때문에 감염자도 많습니다.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.L'Inde en a beaucoup car ils sont très nombreux.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.L'India ne ha molti perchè sono in tanti.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.W Indiach wiele, bo jest ich dużo.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.Η Ινδία έχει πολλούς γιατί έχει μεγάλο πληθυσμό.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.В Индии много инфицированных, потому что население очень велико.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.В Индия има много, защото хората са много.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.В Індії багато інфікованих, тому що населення велике.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.בהודו יש רבים כיוון שהם רבים.
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.الهند لديها الكثير لأنهم كثر
Hindistan'da çok var çünkü çok kalabalıklar.東南アジアにもいますし、他もそうです
İki kişi ortaktır, üçüncü kalabalıktır."Dois é bom, três é demais."
İki kişi ortaktır, üçüncü kalabalıktır."Dvaja sú skupina, traja dav."
İki kişi ortaktır, üçüncü kalabalıktır."двое — компания, трое — толпа".
İki kişi ortaktır, üçüncü kalabalıktır."Двоє - компанія, а троє - вже натовп".