kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Studiile mari se află mai aproape de răspunsul adevărat.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Uji coba besar itu lebih dekat ke jawaban sebenarnya.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Večji testi so bližje pravemu odgovoru.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Velké zkoušky jsou blíže ke správné odpovědi.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Οι μεγάλες μελέτες είναι πιο κοντά στην αλήθεια.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Большие испытания ближе к истинному ответу.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Великі випробування є ближчими до істини.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Големите изследвания се доближават до истината.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.הניסויים הגדולים קרובים יותר לתשובה האמיתית.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.فالتجارب الكبيرة تكون أقرب للإجابة الصحيحة.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.下に降りるほど
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Ai carri troppo grandi non è permesso entrare in città fino a dopo l'ora nona ma le strade sono affollate.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Carroças grandes não são permitidas na cidade até depois da nona hora mas mesmo assim as ruas estão cheias.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Duże wozy nie mogą wjeżdżać do miasta przed godziną dziewiątą, ale i tak ulice są zatłoczone.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Gerobak besar tak diizinkan di dalam kota sebelum jam ke-9 namun jalanan tetap saja padat.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Grote wagens zijn pas na het negende uur toegestaan in de stad, maar de straten zijn nog steeds propvol.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Những chiếc xe ngựa lớn thì không được phép vào thành phố cho đến sau 9 giờ tối nhưng phố xá vẫn đông đúc.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Trăsurile mari n-au voie în oraş până la ora 9 dar străzile sunt oricum aglomerate.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Μεγάλα βαγόνια δεν επιτρέπονται στην πόλη πριν την ένατη ώρα αλλά οι δρόμοι είναι ήδη συνωστισμένοι.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.Большие телеги не пускают в город до девяти часов.
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.עגלות גדולות לא מורשות להכנס לעיר לפני השעה התשיעית
Büyük yük arabalarının dokuzuncu saate kadar şehre girmesi yasak, ama yine de sokaklar çok kalabalık.لا يسمح للعربات الكبيرة الدخول إلى المدينة إلا بعد الساعة التاسعة ولكن الشوارع تكون مازالت ممتلئة.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Ce sont des gens gentils, Julian, des gens gentils.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Die mögen Dich, Julian, die mögen Dich.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Es una multitud maleable, Julian.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.E' un pubblico mite, Julian, un pubblico mite.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Ez egy hálás közönség, Julian, hálás közönség.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Het is een gematigd publiek, Julian, een gematigd publiek.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Ini peserta yang kalem, Julian. Peserta yg kalem.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Jsou měkcí, Juliane.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Mili gledalci so, Julian, mili gledalci.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Sú mäkkí, Julian, mäkkí.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Sunt indulgenţi, Julian, sunt indulgenţi.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Tämähän on pehmoyleisö, Julian.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.To łagodny tłum, Julianie, łagodny tłum.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Είναι ένα ήπιο κοινό, Τζούλιαν, ένα ήπιο κοινό.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Те са много мека тълпа, Джулиан, мека тълпа.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Это добросердечная аудитория, Джулиан, ну правда.
Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.もう1つの例を見ましょう
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.CA: 이분들은 점잖은 사람들이에요.
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Đây là những khán giả hiền lành, anh Julian ạ.
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.Det er en blød hob Julian, en blød hob.
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.É tudo gente flexível, Julian.
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.כ"א: זה קהל רך, ג'וליאן, קהל רך.
CA: Bu yumuşak bir kalabalık Julian, yumuşaklar.كريس : إنها ليست جموع كبيرة , جوليان .
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.A sišlo sa k nemu mnoho zástupov, takže vstúpil do lode a sadnul si tam, a celý zástup stál na brehu.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.In zbere se pri njem veliko ljudstva, toliko, da stopi v ladjo in sede, in vsa množica je stala na bregu.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.I sešli se k němu zástupové mnozí, takže vstoupiv na lodí, seděl, všecken pak zástup stál na břehu.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.I zebrał się do niego wielki lud, tak iż wstąpiwszy w łódź, siedział, a wszystek lud stał na brzegu.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.큰 무리가 그에게로 모여 들거늘 예수께서 배에 올라가 앉으시고 온 무리는 해변에 섰더니
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.og meget folk samlet sig om ham, så at han gikk ut i en båt og satte sig der; og alt folket stod på stranden.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.И собралось к Нему множество народа, так что Он вошел в лодку и сел; а весь народ стоял наберегу.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.И събраха се до Него големи множества, така щото влезе и седна в една ладия; а целият народ стоеше на брега.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.І зібралось до Него багато, народу, так що Він увійшов у човен, та й сїв; а ввесь народ стояв на березї.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.ויקהלו אליו המון עם רב וירד אל האניה וישב בה וכל העם עמדים על שפת הים׃
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.فاجتمع اليه جموع كثيرة حتى انه دخل السفينة وجلس. والجمع كله وقف على الشاطئ.
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.有 許 多 人 到 他 那 裡 聚 集 、 他 只 得 上 船 坐 下 . 眾 人 都 站 在 岸 上
Çevresinde büyük bir kalabalık toplandı. Bu yüzden İsa tekneye binip oturdu. Bütün kalabalık kıyıda duruyordu.有 許多 人 到 他 那 裡 聚集 、 他 只得 上 船 坐下 . 眾人 都 站在 岸上
Çok sayıda kalabalık olmak, sizleri köle yapmıyor.Banyaknya orang tidak membuat Anda menjadi budak.
Çok sayıda kalabalık olmak, sizleri köle yapmıyor.Creșterea populației nu te face sclav.