kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :V tabuľke bol veľký, ale tri boli všetci pohromade v jednom rohu to:
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :Ο πίνακας ήταν ένα μεγάλο, αλλά οι τρεις ήταν όλοι συνωστίζονται σε μια γωνία του αυτό:
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :Масата беше голяма, но три са претъпкан всички заедно в един ъгъл на :
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :Стіл був великий, але всі троє скупчилися в одному кутку він:
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :Стол был большой, но все трое сгрудились в одном углу он:
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :השולחן היה אחד גדול, אבל שלושת הצטופפו כולם יחד באחת מפינות
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :وكان الجدول كبير واحد ، ولكن كانت مزدحمة كل ثلاثة معا في أحد أركان
Bu tablo büyük bir, ama üç her bir köşesinde birlikte kalabalık :それ:"いいえ部屋!彼らが見たときに部屋が!"彼らが叫んだない
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.A všetky tie zástupy žasly a vravely: Či nie je toto ten syn Dávidov?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Chúng lấy làm lạ, mà nói rằng: Có phải người đó là con cháu vua Ða-vít chăng?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Chúng lấy_làm lạ , mà nói rằng : Có phải người đó là con_cháu vua Ða - vít chăng ?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.De mensen wisten niet wat zij zagen. "Misschien is Jezus de Christus wel!" zeiden zij.
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.És elálmélkodék az egész sokaság, és monda: Vajjon nem ez-é Dávidnak ama Fia?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.E toda a multidão, maravilhada, dizia: É este, porventura, o Filho de Davi?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.E tutta la folla era sbalordita e diceva: «Non è forse costui il figlio di Davide?»
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.I divili se všickni zástupové a pravili: Není-liž tento Syn Davidův?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.In vse množice so se zavzemale, govoreč: Ali ni ta sin Davidov?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.I zdumiał się wszystek lud, i mówili: Nie tenże jest on syn Dawidowy?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Ja kaikki kansa hämmästyi ja sanoi: "Eiköhän tämä ole Daavidin poika?"
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.무리가 다 놀라 가로되 이는 다윗의 자손이 아니냐 하니
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Och allt folket uppfylldes av häpnad och sade: »Månne icke denne är Davids son?»
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Og alle Skarerne forfærdedes og sagde: "Mon denne skulde være Davids Søn?"
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Og alt folket blev ute av sig selv av forundring og sa: Mon dette skulde være Davids sønn?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Semua orang heran dan berkata, "Mungkinkah Dia ini Anak Daud yang dijanjikan itu?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Toate noroadele, mirate, ziceau: ,,Nu cumva este acesta Fiul lui David?``
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Toda la gente estaba atónita y decía: --¿Acaso será éste el Hijo de David
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Toute la foule étonnée disait: N`est-ce point là le Fils de David?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Und alles Volk entsetzte sich und sprach: Ist dieser nicht Davids Sohn?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.Και εξεπληττοντο παντες οι οχλοι και ελεγον Μηπως ειναι ουτος ο υιος του Δαβιδ;
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.И всичките множества се смаяха и думаха: Да не би Този да е Давидовият син?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.И дивился весь народ и говорил: не это ли Христос, сын Давидов?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.І здивувавсь увесь народ, і казали: Чи сей не син Давидів?
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.וישתוממו כל המון העם ויאמרו הכי זה הוא בן דוד׃
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.فبهت كل الجموع وقالوا ألعل هذا هو ابن داود.
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.眾 人 都 驚 奇 、 說 、 這 不 是 大 衛 的 子 孫 麼
Bütün kalabalık şaşırıp kaldı. ‹‹Bu, Davutun Oğlu olabilir mi?›› diye soruyorlardı.眾 人 都 驚奇 、 說 、 這 不 是 大衛 的 子孫麼
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Deixar todas as janelas abertas (o ecrã fica confuso)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Laat alle vensters open (rommelig en vol bureaublad)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Lad alle vinduer være åbne (rodet desktop)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Laisser toutes les fenêtres ouvertes (bureau encombré)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Lämna alla fönster öppna (skräpigt skrivbord)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Lasciare aperte tutte le finestre (ingombrando tutto il desktop)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Lassen Sie alle Fenster geöffnet. (Verwirrend)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Puede dejar todas las ventanas abiertas (escritorio desordenado).
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Vsa okna pustite odprta, namizje bo pač nastlano.
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Zostawić wszystkie okna otwarte (bałagan na pulpicie)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Залишити всі вікна відкритими (засмічена стільниця)
Bütün pencereleri açık bırakın (kalabalık masaüstü)Оставить открытыми все окна (загромождённый рабочий стол)
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.A nagy kísérletek közelebb vannak az igazi válaszhoz.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.De grote proeven zitten dichter bij het ware antwoord.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.De større forsøg er nærmere et sandt svar.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Die großen Versuche sind näher an der wahren Antwort.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Duże eksperymenty są bliższe prawdzie.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.I grossi esperimenti sono più vicini alla realtà.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.큰 규모의 실험은 참 대답에 가깝습니다
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Les larges tests sont plus proches de la bonne réponse.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Los grandes ensayos se acercan más a la verdadera respuesta.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Những thử nghiệm lớn này gần với đáp án đúng.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Os grandes testes estão mais perto da verdadeira resposta.
Büyük (kalabalık) deneylerin sonucu gerçeğe daha yakındır.Stora försök är närmare ett riktigt svar.
İlgili Sayfalar