kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ülkenin en kalabalık bucağıdır.Vùng đông dân nhất của quốc gia.
Papageno Sarastro’nun ve kalabalık maiyetiyle birlikte geldiğini işitir.Papageno và Pamina nghe thấy âm thanh của đoàn tùy tùng của Sarastro.
Nijerya'nın en kalabalık, dünyanın en kalabalık 100 şehrinden birisidir.Vào thời điểm đó, nó là thành phố trẻ nhất thế giới với hơn một triệu người.
Kaliforniya Amerika Birleşik Devletlerinin en kalabalık eyaletlerinden bir tanesidir.Fayette là tên của nhiều thành phố của Hoa Kỳ.
Manzanar'da en kalabalık zamanda 10.046 kişi ve toplam 11.070 kişi hapsedildi.マンザナー収容所は最大時には10,046名を収容し、収容された総数は合計で11,070名となる。
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.ロンドンは1831年から1925年にかけて、世界最大の人口を擁する都市であった。
Bunun üzerine halk, kalabalık topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya başladı.それによれば秦前漢の頃に、越の遺民が移住したという。
Çılgın Kalabalıktan Uzak (özgün adıyla Far from the Madding Crowd), Thomas Hardy'nin bir romanı.Far from the madding crowd(遙か群衆を離れて) - トーマス・ハーディの小説、およびその映画化タイトル。
Bu onun o ana kadar yaptığı en kalabalık konseri oldu.これは彼らにとって最大のコンサートだった。
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.さらにどのくらいの級相当かが分かる。
Geçmişte hayli kalabalık olan mahallenin, geçmiş sakinleri göç etmişlerdir.過去に一族から多くの魔人を輩出してしまい不遇をかこっていた。
Yaz mevsimi boyunca Avrupa'daki en kalabalık havalimanlarından olmaktadır.夏のバカンスシーズンには、旅行者で空港はヨーロッパでも最も混雑する空港の一つとなる。
Dulkadiroğlu Hanedanı köye yerleştiğinde yanında çok kalabalık bir kapıkulu bulunuyordu.王子が旅を続けると、大きな町があった。
Genelde kalabalık bir topluluk için hazırlanmış bir yemeğe sadece birkaç tohum atılmaktadır.一般的に、何点かの料理を1つの皿に盛るように区切られたランチプレートが用いられる。
Yerde kalabalık kâğıt varken blöf yapmak daha risklidir.乱暴なプレイスタイルで怒ると怖い、血の気の多いチーム。
Kalabalıkta herkes asla geri dönmeyeceğimizi hissediyordu.市民の多くは街を離れ二度と戻らなかった。
Nüfusun kalabalık olması da bu sebeptendir.故に人口がもっとも多い。
Hindistan cumhuriyeti dünyanın yedinci en büyük ve ikinci en kalabalık ülkesidir.インド共和国は世界で7番目に広い国土を持ち、2番目に人口の多い国である。
Rusya aynı zamanda 2014 yılı itibarı ile 144 milyon nüfusu ile dünyanın en kalabalık dokuzuncu ülkesidir.2012年時点で、ロシアの人口は1億4300万人で世界第9位である。
Ayrıca kalabalıktan dolayı 10.000-15.000 kişinin geri döndüğü de rapor edildi.イベントには、100,000〜150,000人の群衆が集まったと報告された。
Hanife oğulları Haricilerin en kuvvetlileri ve en kalabalık olanları idi.ノードの「大きさ」(size) は(自分自身を含んだ)そのノードの子孫の数である。
En kalabalık ada Tahiti'dir.一番大事な存在がタンダ。
Bu durum, alanda kalabalık kuş topluluklarının beslenmesine imkân sağlamaktadır.このため鳥が白い個体を捕食する機会は増大した。
1967-1968 yıllarında dünyaya gelen nesil, Romanya tarihindeki en kalabalık kuşaktı.出生于1967年和1968年的一代是罗马尼亚历史上最大的一代。
Yarışma, İrlanda'nın başkenti ve en kalabalık şehri olan Dublin'deki Gaiety Theatre'da düzenlendi.比賽在愛爾蘭首都暨最大城市都柏林的歡樂劇院(Gaiety Theatre)舉行。
Güneydeki İngiliz sömürgeleri ise daha kalabalık ve varsıllardı.當時南部的英國殖民地人口眾多,而且十分富裕。
Kalabalık tarafından sarılır.故受万民拥戴。
O sırada meydanda bir kalabalık birikmiştir.这时,广场上已经聚集了一群人。
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.由上往下看整個共同警備區。
Çokluğun sayılabilir kalabalıklara dönüşmesi için potansiyelinin edime dönüşmesi gerekmektedir.希望她們能夠成為一個能夠滋潤人們想法的團體。
Bu kalabalık içinde dua eden bir keşiş ya da rahip de vardır.這是牧師或僧侶做個人禱告的地方。
Toronto, Kanada'nın en kalabalık ve Kuzey Amerika'nın en büyük beşinci kentidir.多倫多為安大略省首府、加拿大最大以及北美第五大都市。
Ya da kalabalık bir grupla savaşmak için adam kiralayabiliyorlar.可以裝載大量的人型自在戰鬥裝甲騎。
Bunun üzerine halk, kalabalık topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya başladı.猗㐌並將部落之事,委諸漢人,漢人因此紛紛歸附。
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.1831年至1925年间,伦敦为世界最大的城市。
Bölge Fransa'nın 61. en kalabalık yöresidir.臺北都會區是世界第71大都會區。
Kızgın kalabalıklar Tahran'da dükkânları kırdı, camları parçaladı.愤怒的群众在德黑兰攻入商店,拆除招牌和窗户。
Günümüzde, en kalabalık Yahudi nüfusa sahip ülkeler Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'dir.现今拥有最多犹太人口的国家是美国。
Aynı zamanda İspanya'nın en kalabalık adasıdır.同时也是地中海最大的岛。
Bölge Fransa'nın 18. en kalabalık yöresidir.是香港18個區議會中面積最大的地區。
Hem bir intihar notu hem de Josef Stalin ve kalabalık çevresinin etrafını kuşattığı bir suçlamadır.该诗既是一个自杀性的便条,也是对斯大林和他身边的人的辛辣控诉。
Paleo-Kızılderililer çok kalabalık değildi.其伽罗瓦群是无限群。
Mısır'daki protestocuların başlıca şikayet ettiği durum hapishanelerin kalabalıklığı ve polis şiddeti idi.在埃及大城市裡的監獄人滿為患,而且也有不少人對外投訴表示警察對示威者的暴行。
Şehirler (si 시), illere bağlı en kalabalık bölümler olup Nampo özel şehir (tukkupsi 특급시) statüsüne sahiptir.曙光市,一個跟大部份城鎮一樣的城市,卻因為不明原因被魔物軍團:邪礙者所盯上。
Çepniler Oğuzların Üçok kolunun Gökhan boyunun yirmi dördüncüsü ve en kalabalık olanıdır.印度一名男婴共有34只手指和脚趾,为世界最多。
Tai o Hae Adası en büyük ve en kalabalık ada olma özelliğini taşır.芝罘岛是全国最大和最典型的陆连岛。
Bu defa daha teşkilatlı, daha kalabalıktılar.这次来势更加汹汹,准备更加充足。
Çevrende toplanmış büyük kalabalıkla birlikte hazırlan.一個遊蕩集為遊蕩點的聚合。
2008'de nüfus 8,9 milyon civarındaydı ve 2006'da Kanagawa, Japonya'daki ikinci en kalabalık il olmuştu.2008년의 인구는 약 890만 명이었고 2006년에 가나가와는 일본에서 두 번째로 인구가 많은 현이 되었다.
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.런던은 1831년부터 1925년까지 세계에서 가장 많은 인구를 보유했던 도시이기도했다.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.적어도 주말에는 외박을 나오는 경우가 많다.
Nüfusun kalabalık olması da bu sebeptendir.워낙 대작에다가 소화하는데 무리가 있다는 이유에서다.
Bir gün yine gittim baktım bir kalabalık var.그는 어느 날 밖에 나갔다가 동족이 고생하는 모습을 보게 되었다.
Kalabalık bir evdir.주택이 많다.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.이후 맴버들은 각자 집으로 떠낫다.
Yazları bir hayli kalabalıktır.여름은 무더위가 많다.
Kalabalıkta herkes asla geri dönmeyeceğimizi hissediyordu.명계에서는 누구도 한번 가서 돌아올 수 없었다.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.그를 추모하기 위해 많은 인민들이 천안문 광장으로 모였다.
Bölge Fransa'nın 77. en kalabalık yöresidir.독일 전체에서 77번째로 큰 도시이다.
2010 nüfus sayımına göre şehir Rusya'nın en kalabalık 13. şehridir.2001년 인구 조사 결과에 따르면, 이 지역은 그리스의 13개 주 가운데 가장 인구가 적은 주였다.