kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu pazar özellikle Cumartesi günleri çok kalabalık oluyor.Особливо багато відвідувачів було в неділю.
Sonuçta kalabalık dağıldı.Натовп розсіявся.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.У цьому місті його зустрічають натовпи шанувальників.
Merkez Bölgesi, ülkenin en kalabalık bölgesidir.Центральний район — це найбільш населений регіон країни.
Aşağı oba mevkii nüfus açısından biraz daha kalabalıktır.Другий за чисельністю після Назрані населений пункт Інгушетії.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Раніше в селі було багато корів, але зараз їх дуже мало.
Bu tür kişilerin kalabalık korkusu vardır.Таких людей треба побоюватися.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Тоді стане зрозуміле, наскільки вона ефективна.
Kalabalık, çocukları içeri göndermesini istedi.Тому вона все робила для того аби діти вийшли в люди.
Daha çok küçük yaştaki, kalabalık oyuncu grupları için uygundur.Думаю, як і більшість дітей-акторів мого віку.
Japonya 126 milyonluk nüfusuyla dünyanın nüfus açısından onuncu en kalabalık ülkesidir.Японія посідає 10-е місце у світі за чисельністю населення, яке становить близько 127 мільйонів осіб.
Bölgenin başkenti ve en kalabalık şehri 'Ar'ar'dır.Найбільші міста ДР Конго і їх населення (en).
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Звідусіль сходились люди, щоб побачити його.
Bu o zamana kadar bir NBA All-Star Maçı'nı izleyen en kalabalık seyirci kitlesiydi.Через рік був учасником Матчу всіх зірок НБА.
En kalabalık nüfusa Tekinbaşlar sahiptir.Визнає тільки старші народи.
Kalabalık tarafından çevrilince Bart, önceki gün yaşananları anlatmaya başlar.Obklopený nevrlým davem, Bart poprosí o pochopení a popíše události předcházejícího dne.
Posta arabası sabah 10:30 civarında kalabalık meydana geldi.Kolem 10:30 hod k místu přijelo policejní auto.
Köy önceden çok kalabalıktı fakat, son dört-beş senede bayağı azalma görülmüştür.To nebylo nic jednoduchého, neboť se jednalo o národy ještě před čtyřmi pěti lety nepřátelské.
Ontario, Kanada'nın en kalabalık ve ikinci en büyük eyaletidir.Ontario je nejlidnatější a druhá největší z deseti kanadských provincií.
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Na popravu se přišlo podívat velké množství obyvatel.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.Obec Dolní Přím .
Endonezya dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesidir.Indonésie je čtvrtou nejlidnatější zemí na světě.
En kalabalık ailede birey sayısı 16'dır.Počet domů pro trvale bydlící obyvatele je 16.
Pula şehri Istria bölgesinin en kalabalık şehridir.Pula je zároveň největším městem Istrijské župy.
Yine de bu motorları seyretmek için kısa sürede büyük kalabalıklar fuarlara akın eder.Brzy se však ukázalo, že těchto motorů bude nedostatek.
Ülke yaklaşık 100 milyonluk nüfusuyla, Asya kıtasının en kalabalık 8. ülkesidir.Se svými 100 000 obyvateli je osmým největším libanonským městem.
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.Londýn byl nejlidnatějším městem od roku 1825 do 1925, kdy byl překonán New Yorkem.
Mahallenin oldukça kalabalık bir nüfusu vardır.Město má velice různorodé obyvatelstvo.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.V obci pracovala početná odbojová skupina.
Kalabalık kurtulmak için kapılara hücum ettiğinde çıkışların kilitlendiğinden dışarı çıkamadı.Vybrali jsme z něho cihly a aby nám tam nemohl nikdo vlézt, vyplnili jsme jimi okna.
Bir yıl sonra daha kalabalık bir göçle bölgeye gelinmiş ve yerleşilmiştir.O rok později přistavoval k novému sídlu nádvorní dílnu a sklad.
Yüksek ve beklenmedik seslere aşırı tepki verirler, çok kalabalık ve gürültülü ortamlarda tedirgin olurlar.Na cokoliv, co jim přijde zvláštní nebo neobvyklé budou reagovat hlasitým štěkotem.
Bu toplam, bir savaşta yer alan en kalabalık Sparta ordusu olacaktır.Toto byla největší vojenská síla, jakou do té doby Sparta vyslala do pole.
Bir gün yine gittim baktım bir kalabalık var.Odată ajuns în piață, am văzut mulțimea.
Peru'daki en kalabalık metropol listesidir.Aceasta este o listă a celor mai populate zone metropolitane din Peru.
Eskiden Rakim'in yaptığı gibi Madonna hâlâ kalabalıkları harekete geçirebiliyor." yorumunu yaptı.Precum Rakim înainte, Madonna încă poate antrena o mulțime.”
Bu defa daha teşkilatlı, daha kalabalıktılar.De data asta au venit mai deschiși și cu mult mai mult curaj!
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Nu se știe câți dintre aceștia vorbesc efectiv sârbește.
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Numeroși generali au fost curioși să vadă biserica.
Nurmijärvi, Finlandiya'da şehir statüsüne sahip olmayan en kalabalık nüfuslu belediyedir.Mestre reprezintă cel mai mare oraș din Italia care nu are statutul de comună autonomă.
St. John's, Antigua ve Barbuda'nın başkenti ve en kalabalık şehridir.St John's este capitala statului Antigua și Barbuda, o țară localizată Marea Caraibelor.
Mahallenin oldukça kalabalık bir nüfusu vardır.Orașul are o populație cu ca.
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Vânătorii adună o mulțime de oameni ca să-l urmărească.
Kalabalık bir aile gibi düşün.Mint egy nagy család.
Çılgın Kalabalıktan Uzak (film, 1967), John Schlesinger filmi.1967: Távol a tébolyult tömegtől - Rendező: John Schlesinger.
Kalabalık,başkanın çekilmesini isteyerek Tahrir Meydanı'nda protestoya devam etti.Ezután a tömegek tovább tüntettek a Tahrír téren, az elnök távozását követelve.
Victoria'nın başkenti ve en kalabalık şehri Melbourne'dir.Victoria legnagyobb városa és egyben fővárosa Melbourne.
Londra’nın Doğu Yakası’nda bulunan Whitechapel mahallesi gittikçe aşırı kalabalıklaşmıştır.London East Enden található Whitechapel nevű negyede hihetetlen mértékben túlzsúfolttá vált.
Alan, gece geç saatlere kadar kalabalıktır.Paul késő éjszakákig dolgozik a terveken.
1945'te 1,9 milyonluk nüfusuyla Kanagawa, Japonya'daki en kalabalık 15'inci prefektörlüğü idi.1945-ben Kanagava volt a 15. legnépesebb prefektúra, nagyjából 1,9 millió lakossal.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.Hétvégén többnyire magasabb a díjazás.
İkili, kalabalık bir Londra caddesinde yeniden bir araya gelecektir.Több alsóbbrendű, kétsávos főútvonal is keresztezi egymást Londonnál.
Filmde 300 Spartalı asker çok kalabalık bir Pers ordusuyla savaşmaktadır.A filmben 300 spártai szembeszáll a szinte végtelennek tűnő perzsa hadsereggel.
Endonezya dünyanın en kalabalık dördüncü ülkesidir.Indonézia a világ negyedik legnépesebb országa.
Burada büyük ve coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanır.A környező utcákban nagy és lelkes tömeg gyűlt össze.
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.A város volt a világ legnépesebb városa 1831 és 1925 között.
Köy, önceden çok kalabalıktı ama şimdi fazla kimse kalmamıştır.Régen rengetegen voltak, de mára csupán egyetlen család maradt.
New Jersey Otoyolu ABD'nin en çok bilinen ve en kalabalık eyaletlerarası yollarındandır.A New Jersey Fizetőút egyike az Egyesült Államok legismertebb és legforgalmasabb fizetős autóútjainak.
Yaz mevsimi boyunca Avrupa'daki en kalabalık havalimanlarından olmaktadır.A rezgő nyár valamennyi nyár közül a leggyakoribb Európában.
Kalabalık tarafından sarılır.Tömegével díszlik a gyapjúsás.