kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Eyaletteki en kalabalık beşinci şehirdir.Daarmee is het de vijfde stad in de provincie.
Ağustos 1860'ta, ekip Melbourne'dan heyecanlı bir kalabalık tarafından uğurlanarak yola çıktı.W sierpniu 1860 roku wyprawa wyruszyła z Melbourne, żegnana przez rozentuzjazmowane tłumy.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Nie podejrzewa, jak szeroki tak naprawdę jest świat.
En kalabalık ailede birey sayısı 16'dır.Większość parlamentarna wynosi 16.
Yürüyüşleri şişe fırlatan ve bağıran kalabalıklarla yüz yüze geldi ve bir isyana neden olmaktan korktular.Moje książki przyjęto wśród zbyt wielu krzyków czy nienawiści, by mogły wywołać jakiś skutek.
Bir gün yine gittim baktım bir kalabalık var.I nagle dostrzegłem go w tłumie.
Cenevre ve Lozan’dan sonra ülkenin Fransızca konuşan Suisse Romande bölgesinin en kalabalık üçüncü kentidir.Po Genewie i Lozannie jest to trzecie pod względem wielkości miasto we francuskojęzycznej Szwajcarii.
İspanya'nın en kalabalık 8. havalimanıdır.Jest 8. portem lotniczym Hiszpanii.
Japonya 126 milyonluk nüfusuyla dünyanın nüfus açısından onuncu en kalabalık ülkesidir.Z liczbą ludności 126,5 mln osób Japonia zajmuje 10. miejsce na świecie.
1946 yılında Kansas City'de doğdu ve İrlanda asıllı kalabalık bir ailede büyüdü.Pochodził z Włoch, gdzie się urodził około 940 w zamożnej rodzinie.
Bölge Fransa'nın 41. en kalabalık yöresidir.Jest 41. największym miastem w prowincji.
Üyeleri kalabalıktı.Kim był, tłum.
Kalabalık toplandıktan sonra saat 10.04'te, 3 saniye arayla iki patlama gerçekleşti.Około 15:30 w ciągu dziesięciu minut nastąpiły dwie eksplozje.
Kalabalık tarafından sarılır.Był wielbiony przez tłumy.
Çok kalabalık koloniler oluşturular.Powstają liczne kolonie robotnicze.
Kalabalık, 1189'da I. Richard'ın taç giyme törenine katılan Yahudi heyetine saldırdı.W 1189, delegacja Żydów biorąca udział w koronacji Ryszarda Lwie Serce została zaatakowana przez tłum.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.Nad ranem do pałacu wkroczyły siły lądowe.
Resmî site IMDb'de Kalabalık ve MutluDługo i szczęśliwie w bazie IMDb (ang.)
Honshū (Japonca: 本州, "Ana ada"), Japonya'nın en büyük ve en kalabalık adasıdır.本州 Honshū) – największa, a tym samym główna wyspa Japonii.
Çılgın Kalabalıktan Uzak (film, 1967), John Schlesinger filmi.Rodzaj miłości (ang. A Kind Of Loving) – brytyjski film z 1962 roku w reżyserii Johna Schlesingera.
St. John's, Antigua ve Barbuda'nın başkenti ve en kalabalık şehridir.Największym miastem Antigui i Barbudy jest stolica Saint John’s.
Kalabalık, çocukları içeri göndermesini istedi.Namawia dzieci do ruchu.
Alay Köşkü önünde büyük bir kalabalık toplandı.Przed siedzibą poczty zebrał się tłum.
Koğuş o kadar kalabalıktı ki, burada paşaya bir yer bulmak mümkün olmadı.Więźniów było tak wielu, że nie było dla nich miejsca do położenia się.
Kaliforniya eyaletindeki en kalabalık, Amerika Birleşik Devletlerindeki 2. en kalabalık şehirdir.Los Angeles jest drugim co do wielkości miastem w USA.
Arsenal, oldukça kalabalık bir taraftar kitlesine sahiptir.Gracz ma do dyspozycji dość spory arsenał.
Ontario, Kanada'nın en kalabalık ve ikinci en büyük eyaletidir.Ontario jest najludniejszą i najprężniejszą ekonomicznie częścią Kanady.
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Stora folkmassor samlades för att titta på matchandet.
Son olarak, isyancı bir kalabalık, Weiyang Sarayı'na girip Wang Mang'ı öldürdü.Slutligen lyckades en insurgentsmobb trycka sig igenom in i Weiyangpalatset där de mördade Wang Mang.
Japonya 126 milyonluk nüfusuyla dünyanın nüfus açısından onuncu en kalabalık ülkesidir.Japan har världens elfte största befolkning med över 127 miljoner invånare.
Çok kalabalık koloniler oluşturular.De bildar där stora kolonier.
Songpa en kalabalık semt olup Seocho ise yüzölçümü en büyük semttir.Songpa är det mest befolkade och Seocho det största till ytan.
Asya dünyanın yüzölçümü olarak en büyük ve en kalabalık kıtasıdır.Asien är jordens största och mest folkrika världsdel.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Om du visste hur stolt jag är!
Nurmijärvi, Finlandiya'da şehir statüsüne sahip olmayan en kalabalık nüfuslu belediyedir.Det är Finlands mest tätbefolkade kommun som inte är en stad.
Jackson Mississipi eyaletinin en kalabalık şehri ve metropoliten bölgesidir.Staden hör till Jacksons storstadsregion Jackson Metropolitan Area.
Posta arabası sabah 10:30 civarında kalabalık meydana geldi.Diligensen anlände till torget runt halv elva på förmiddagen.
Türk Tümeni en kalabalık tümendi.Det värdefullaste är den turkiska delen.
Bölge Fransa'nın 28. en kalabalık yöresidir.Det är den 28:e största byggnaden i hela världen.
Bölge Fransa'nın 10. en kalabalık yöresidir.Frankrikes 10:e största stad.
Ancak bu anda bile alt katlarda halen kalabalık bir Alman kuvveti çatışmaya devam etmekteydi.Återigen lyckades ett mindre tyskt förband skära av korridoren för en tid.
Slavlar, Avrupa'da yaşayan en kalabalık etnik topluluktur.Long Beach är den mest etniskt blandade staden i USA .
Uttar Pradeş, Hindistan'ın en kalabalık eyaleti.Till ytan är Uttar Pradesh den fjärde största av Indiens delstater.
Bu konser dünyanın en kalabalık 7.konseridir.Denna gång den sjunde violinkonserten.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.Efter detta kan gruppen återvända till sina hem.
Her yıl daha da kalabalık olmaya başldı.Varje dag anslöt sig fler och fler personer.
Oklahoma, 50 ABD eyaleti arasındaki en geniş 20. ve en kalabalık 28. eyalettir.Oklahoma är den till ytan 20:e största och den 28:e folkrikaste av USA:s 50 delstater.
İsveç'te kalabalık bir Kululu toplumu yaşamaktadır.En stor mängd internationell trafik går genom Sverige.
Mistra ve Monemvasia, kalabalık ve refah içindeydi, hatta 14. yüzyıl ortasındaki kara vebadan sonra bile.Містра і Монемвасія були густонаселеними і процвітали навіть після Чорної смерті у середині 14-го століття.
Kalabalıkta herkes asla geri dönmeyeceğimizi hissediyordu.Усі в натовпі відчували, що зворотного шляху не буде.
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Натовп збігався дивитися на них.
Çok kalabalık koloniler oluşturular.Утворює великі колонії.
Posta arabası sabah 10:30 civarında kalabalık meydana geldi.Диліжанс проїхав через переповнену площу близько 10:30 ранку.
Kavak ilçesinin en kalabalık ve gelişmiş mahallesidir.При цьому де Валлен є найстарішим і найбільшим кварталом.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.Тут завжди була публіка, особливо по вихідних.
Goldstein, öfkeli kalabalık tarafından linç edildi.Гіпатія була вбита розлюченим натовпом християн.
Kalabalık tarafından sarılır.Обурення охопило народ.
Çılgın Kalabalıktan Uzak (özgün adıyla Far from the Madding Crowd), Thomas Hardy'nin bir romanı.«Далеко від збожеволілої юрби» — роман Томаса Гарді.
Çevrende toplanmış büyük kalabalıkla birlikte hazırlan.Заходи відбувалися при великому скупчені народу.
Kız evi önünde büyük bir kalabalık olur.До будинку приходить жінка.