kalabalık ile cümle
kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Billboard'tan Silvio Pietrolungo, "2.200 kişilik kalabalık kesinlikle sadıktı." ifadesini kullandı.Silvio Pietrolungo, da Billboard, disse que "as 2.200 pessoas, foram, sem dúvida, dedicadas".
Eskiden Rakim'in yaptığı gibi Madonna hâlâ kalabalıkları harekete geçirebiliyor." yorumunu yaptı.Como Rakin em seu tempo, Madonna todavia ainda pode mover a multidão".
Nüfusun %58'inin yaşadığı Cava adası, dünyanın en yoğun nüfuslu kalabalık adasıdır.58% vivem na ilha de Java, a ilha mais populosa do mundo.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.De madrugada, a multidão entrou no palácio.
Bu sırada şehirde büyük bir kalabalık toplanıp burunu aramaya koyulmuştur.Logo ao chegar na cidade este procurou Viana e assistiu vários dos seus cultos.
Başarılı olmasına rağmen demofobi, kalabalık korkusu çekti ve uyurgezerdi.Apesar de seu sucesso, ela sofria de demophobia, medo de multidões, e era sonâmbula.
Çok kalabalık koloniler oluşturular.Apresentam colônias grandes.
Kalabalık bunu hakaret kabul etti ve kız hemen yakalandı ve hayatına orada yakılarak son verildi.A população, ofendida, imediatamente capturou a garota e a executou queimando-a viva.
Kalabalık Mouzalon kardeşleri öldürmek amacı ile kiliseye doğru hareketlendiler.Juntos com uma grande multidão, invadiram a igreja como o objetivo de matar os irmãos Muzalon.
Kalabalık, açık bir şekilde polisler ile alay etmeye başlamıştı.A multidão então começou a zombar abertamente a polícia.
Kalabalık haykırırken Red Guy kalabalığın içindeki Roy'u fark eder.Red Guy percebe Roy no meio da multidão, que fica parado.
İçim kalabalık çekiyor.Tenho pena dessa multidão.
Ayrıca çok kalabalık sürüleri vardı.Também havia muita pecuária.
Eski dönemlerde köyün nüfusu bayağı kalabalıkiken şu anda eskiye göre yarı yarıya azalmıştır.Na Idade Média possivelmente metade das florestas europeias já havia desaparecido.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.É mais frequentada nos finais de semana.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.A polícia estava lá embaixo.
Kendisini burada büyük bir kalabalık karşılar.Vocês terão um bom número de pessoas se aproximando.
Kalabalık olan köy iç içe girmiş olup hemen hemen herkes akrabadır.Como é um município pequeno, praticamente todos os moradores se conhecem.
Yazları bir hayli kalabalıktır.No verão está repleta de gente.
Japonya 126 milyonluk nüfusuyla dünyanın nüfus açısından onuncu en kalabalık ülkesidir.O Japão possui a décima maior população do mundo, com cerca de 128 milhões de habitantes.
Tarikatın ismi Kikuyu dilinde "kalabalık" anlamına gelmektedir.O nome significa "um povo unido" ou "multidão" na língua Kikuyu.
Peru'daki en kalabalık metropol listesidir.A seguir está uma lista das mais populosas áreas metropolitanas no Peru.
Konstantinopolis'te dahi, kalabalıklar Phocas'ın alkolizmi çağrıştıran likör sevgisi ile alay ediyorlardı.Mesmo em Constantinopla, a multidão provocava Focas por conta de sua paixão pelas bebidas alcoólicas.
1967-1968 yıllarında dünyaya gelen nesil, Romanya tarihindeki en kalabalık kuşaktı.Entre os anos de 1967 e 1969, a Ferroviária viveu talvez a maior era de sua história.
Bir süre itiraz etmeye çalışır fakat kalabalık onu bir yere götürür.Ela tenta chegar até ele, mas é atrapalhda pela multidão.
Üyeleri kalabalıktı.O povo era em massa.
Bölge Fransa'nın 6. en kalabalık yöresidir.É a sexta maior cidade de França.
Londra'ya büyük bir kalabalık olarak yığıldılar.No dia de casamento, juntaram-se grandes multidões em Londres.
Bölge Fransa'nın 10. en kalabalık yöresidir.A sua área urbana é a décima da França.
St. John's, Antigua ve Barbuda'nın başkenti ve en kalabalık şehridir.A maior cidade da ilha, Saint John's, é também a capital de Antígua e Barbuda.
En kalabalık ada Tahiti'dir.A maior ilha é o Taiti.
Songpa en kalabalık semt olup Seocho ise yüzölçümü en büyük semttir.Songpa é o mais populoso, enquanto que Seocho possui a maior área.
Daha sonra gelen İtalikler ilklerden daha kalabalıktı.Apologias diferentes das anteriores tornavam-se necessárias.
Ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri Bangkok'tur.A capital e maior cidade é Bangkok.
İstanbul'un yolları kalabalıktır.As ruas de Istambul são apinhadas.
Günümüzde, en kalabalık Yahudi nüfusa sahip ülkeler Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'dir.Tegenwoordig zijn de grootste Joodse gemeenschappen in de Verenigde Staten en Israël.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.Op 2 mei verzamelde zich een grote menigte op het plein voor het Koninklijk Paleis.
Başlangıçtan itibaren kalabalık İmparator I. Justinianus'a hakaretler etmeye başladı.De menigte begon al meteen vanaf het begin beledigingen naar het hoofd van Justinianus te slingeren.
Kalabalık, çocukları içeri göndermesini istedi.Ze roepen de kinderen naar binnen.
1967-1968 yıllarında dünyaya gelen nesil, Romanya tarihindeki en kalabalık kuşaktı.De generaties geboren in 1967 en 1968 zijn de grootste in de Roemeense geschiedenis.
Oslo, Norveç'in başkenti ve en kalabalık şehridir.Oslo is de hoofdstad en grootste stad van Noorwegen.
Yaz mevsimi boyunca Avrupa'daki en kalabalık havalimanlarından olmaktadır.In de zomermaanden is het een van de drukste vliegvelden in Europa.
Kalabalık tarafından sarılır.Hij wordt door de bevolking gelyncht.
Her yıl daha da kalabalık olmaya başldı.Ieder jaar deden meer mensen mee.
Jackson Mississipi eyaletinin en kalabalık şehri ve metropoliten bölgesidir.Het is de grootste stad van Mississippi na de hoofdstad Jackson.
En kalabalık böcek takımıdır; bilinen 350.000 kadar türü vardır.De kevers zijn de grootste groep met minstens 350.000 soorten.
Saraya girmeye çalışan kalabalık Francisco de Paula'nın ülkeden çıkartılmasına engel olmaya çalıştı.De menigte bestormde het paleis om de reis van Francisco de Paula te voorkomen.
Bu bölge de gece çok kalabalık olan bölgelerden biridir.Jij bent een stad zonder nacht.
Ancak düşmanları da bayağı kalabalıktır.Tevens is het aantal vijanden vaak groot.
Eyaletin başkenti Columbia'nın hemen arkasından Güney Karolina'nın en kalabalık ikinci şehridir.Het is daarmee na de hoofdstad Columbia de grootste stad van de staat South Carolina.
Çılgın Kalabalıktan Uzak (film, 1967), John Schlesinger filmi.Far from the Madding Crowd is een Britse dramafilm uit 1967 onder regie van John Schlesinger.
Böylece onları izlemeye gelen kalabalık coştu.Een menigte volgt hen.
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Duizenden inwoners hadden zich verzameld om de nieuwe president te zien.
Bu defa daha teşkilatlı, daha kalabalıktılar.Ditmaal met meer succes, en de bewoners bleven.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.De meeste restaurants bellen de politie.
Paleo-Kızılderililer çok kalabalık değildi.Uit het Paleoceen zijn daarom geen grote riffen bekend.
O zaman anlarız gerçekte ne kadar kalabalık olduğumuzu.Hierdoor merkten meer mensen op hoe breed de verzameling eigenlijk was.
Burada kalabalık ve neşeli bir koloni bulmayı bekliyorlardı.Vanaf die tijd was er sprake van een georganiseerde en bloeiende Joodse gemeenschap.
Londra, 1731'den 1925'e kadar dünyanın en kalabalık şehriydi.Tussen 1831 en 1925 was Londen de grootste stad ter wereld.
Bölge Fransa'nın 9. en kalabalık yöresidir.Het is de 9de luchthaven van Frankrijk.