kalabalık ile cümle

kalabalık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İkili, kalabalık bir Londra caddesinde yeniden bir araya gelecektir.Schließlich versöhnen sich die beiden und küssen sich mitten auf einer gefüllten Londoner Straße.
Daha sonra kalabalık , evlerine döner.Danach kehren die Gefährten in ihre Heimat zurück.
Illınois, ABD'nin en kalabalık beşinci, en büyük yirmi beşinci eyaletidir.Er ist außerdem der fünfthöchste Berg der Vereinigten Staaten und der zwölfthöchste Nordamerikas.
Çevrende toplanmış büyük kalabalıkla birlikte hazırlan.Beiträge in Sammelbänden Eine starke Truppe.
Terör'ün bitimiyle bu kalabalıklar aniden dağılır.Nach der Geburt verstummt die Menschenmasse plötzlich.
Sokak ortasında çevresini saran kalabalık tarafından dövüldükten sonra taşlanarak öldürülmüştür.Er war auf der Straße zusammen geschlagen worden, nachdem ein Drogendeal geplatzt war.
Kalabalıktan bir homurtu yayıldı.Un murmure se propagea dans la foule.
O kalabalık tarafından kuşatılmıştı.Il était entouré par la foule.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.La foule des gens en-dessous, motivée par un discours de Jackson, encourage et applaudit le Docteur.
Aziz Peter Meydanındaki gösteri için gelen kalabalık halk disiplinli ve örgütlü bir şekilde alana girdi.La foule qui s'était rassemblée à St Peter's Field était arrivée en groupe disciplinés et organisés.
Kalabalık haykırırken Red Guy kalabalığın içindeki Roy'u fark eder.Le personnage rouge remarque Roy dans la foule.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.Une foule nombreuse de peuple l'accompagna.
Birleşik Krallık tarihi İngiltere, Birleşik Krallığı oluşturan 4 ülkeden en geniş ve en kalabalık olandır.L’Angleterre est la plus étendue et la plus peuplée des quatre nations qui composent le Royaume-Uni.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.Elle est de fait fortement fréquentée les week-ends.
Çin ordusu Moğol ordusundan daha kalabalık ve silahlanmış durumdaydı.La flotte chinoise est plus grande et armée de canons plus grands.
Kalabalık Mouzalon kardeşleri öldürmek amacı ile kiliseye doğru hareketlendiler.Rejoints par la foule, les soldats se précipitent dans l'église avec pour objectif de tuer les frères Muzalon.
Hindistan cumhuriyeti dünyanın yedinci en büyük ve ikinci en kalabalık ülkesidir.L'Inde est le deuxième pays le plus peuplé et le septième pays le plus grand du monde.
Ölüyü görmek için kalabalıklar toplandı.Une petite foule s’est réunie pour pleurer le mort.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.Le 2 mai, la foule commence à affluer devant le palais royal.
Londra’nın Doğu Yakası’nda bulunan Whitechapel mahallesi gittikçe aşırı kalabalıklaşmıştır.Le district de Whitechapel dans l'East End devint de plus en plus surpeuplé.
Kalabalık, 1189'da I. Richard'ın taç giyme törenine katılan Yahudi heyetine saldırdı.En 1189, la députation juive venue pour le couronnement de Richard cœur de Lion est attaquée par la foule.
Bu bölgeler pis ve kalabalıktı.De plus, ces territoires étaient peuplés, et fertiles.
Ana madde: Madrid Madrid, İspanya'nın en kalabalık ve ekonomik açıdan en önemli şehridir.Madrid Écouter (en espagnol : ) est la capitale et la plus grande ville de l'Espagne.
Bölge Fransa'nın 29. en kalabalık yöresidir.Elle est la 29e plus grosse cloche de France.
Nüfusu 1 milyonu aşan Roma dünyanın en kalabalık kenti oldu.Rome est avec un million d'habitants la plus grande ville du monde méditerranéen.
Kalabalık, çocukları içeri göndermesini istedi.Ils parvinrent à faire libérer les enfants.
Bölge Fransa'nın 9. en kalabalık yöresidir.Elle est la 9e Miss France.
Peru'daki en kalabalık metropol listesidir.Ce qui suit est une liste des régions métropolitaines les plus peuplées au Pérou.
Bölge Fransa'nın 95. en kalabalık yöresidir.Elle reste la 95e aire urbaine de France.
Oberhausen, kalabalık nüfusuna rağmen fakülte ya da üniversiteye sahip değildir.Verdun ne compte pas de cégep ou d'université sur son territoire.
Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü.Vue d’ensemble du cimetière.
Kantonun merkezi ve en kalabalık kenti kendisiyle aynı adı taşıyan Esch-sur-Alzette kentidir.Pour la ville du même nom, voir Esch-sur-Alzette.
Tarihte büyük kalabalıkların doğru olmayan, yanlış ve yalan haberler aktardığı da görülmüştür.Magazine mêlant vrais et faux reportages.
Bölge Fransa'nın 67. en kalabalık yöresidir.Elle est la 67e Miss France.
Kalabalık tarafından sarılır.Elle est attaquée par la foule.
Berlin'in toplam nüfusu 3,4 milyondur ve böylece Almanya'nın en kalabalık şehridir.L'agglomération berlinoise comptait alors 3,7 millions d'habitants ce qui était presque autant que Paris.
Daha sonra 2 kişinin daha kalabalıkta ezilerek öldüğü açıklanmıştır. ^Deux morts viennent, hélas, allonger la liste.
En kalabalık grup Buryat'lardır.C'est une bande de bandits locale.
Otobüs kalabalıktı.El autobús estaba lleno.
Tiyatroyu kalabalık buldum.Encontré el teatro abarrotado.
Yer kalabalıktı.El lugar estaba lleno de gente.
Çok fazla insan yürüyor. Bu kadar kalabalık olacağını düşünmemiştim.Anda muchísima gente. No pensé que iba a estar tan repleto.
Kalabalıkta herkes asla geri dönmeyeceğimizi hissediyordu.Todos en la muchedumbre sentimos que nunca íbamos a volver.
Kalabalık, açık bir şekilde polisler ile alay etmeye başlamıştı.La turba se burló abiertamente de la policía.
Sabahın erken saatlerinde kalabalık grup saraya girdi.Al amanecer, la multitud entró al palacio.
2010 nüfus sayımına göre şehir Rusya'nın en kalabalık 13. şehridir.Según el censo 2010, la ciudad era la decimotercera más poblada de Rusia.
Şarkı sona erince iyi giyinmiş bir erkek bu kalabalıktan ayrılır ve sahnenin öbür tarafına geçer.Al acabar la canción, un hombre bien vestido sale del público y entra en escena.
Bir gün yine gittim baktım bir kalabalık var.Caminé alrededor y encontré un grupo de mujeres.
Kalabalıktan bazı kişiler hastaneye yatırıldılar, ve dört tane polis memuru yaralandı.Algunos de los manifestantes fueron hospitalizados,​ y cuatro policías resultaron heridos.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.Hay bajas policiales.
Kalabalık halk onları alkışa tutup iki sevgiliyi yürekten onaylarlar ('O sole!Algunos pudieron escogerlos ellos mismos, creando apellidos con dos nombres que sonaran bien.
Çok kalabalık koloniler oluşturular.Forman colonias grandes.
Bu promo sırasında etkinlikteki kalabalık rekor kırdı.La banda pasó abajo muchas veces cuando la audición.
Özellikle hafta sonlarında daha kalabalık olmaktadır.Son comunes sobre todo a finales del verano.
Çok kalabalık bir cenaze töreni düzenlendi.Se celebró un espléndido funeral.
2 Mayıs günü, Madrid'deki kraliyet sarayının önünde büyük bir kalabalık toplandı.El 2 de mayo, la multitud comenzó a concentrarse ante el Palacio Real.
Osmanlı döneminde büyük Müslüman kentlerinde katliamlara karşı kalabalık gösteriler düzenlenmekteydi.Durante este periodo medieval los relojes de horas temporarias se realizaban en la cultura musulmana.
Bu defa daha teşkilatlı, daha kalabalıktılar.Esta vez su apariencia era más grande y más robusta.
Koğuş o kadar kalabalıktı ki, burada paşaya bir yer bulmak mümkün olmadı.El convoy era tan grande que no había posibilidad de que pudiera mantenerse en secreto.
Aynı zamanda İspanya'nın en kalabalık adasıdır.Es también la isla más poblada de Noruega.
İlgili Sayfalar