Çevre mi, kalıtım mı?Copiat sau tradus?
Hem çevreden hem de kalıtımdan etkilendik.Am fost influențați atât de mediul înconjurător cât și de ereditate.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.A von Willebrand betegség egy másik gyakori vérzéses rendellenesség.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.De valódi sorsa máig rejtély maradt.
Çevre mi, kalıtım mı?Felzárkózás vagy bezárkózás?
Üçüncü bir HÜS türü Kalıtsal HÜS'tur.Hármas üdvösséges kérdés.
Habsburg Hanedanı'nda kalıtsal bir bozukluk vardı.Tragédiák a Habsburg-házban.
Sonuçta nedenleri olan bir durum ve birdenbire ya da kalıtımsal olarak ortaya çıkmış bir tutum değildir.Azért nincs, mert előbb-utóbb a feledés homályába merül.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Amolyan régimódi nemesúr ő.
Bağışıklık yetmezlikleri ayrıca kalıtılabilir ya da edinilebilir.Immunitásunk lehet velünk született vagy szerzett immunitás.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Von Willebrandin tauti (vWD) on periytyvistä verenvuototaudeista yleisin.
Bu fenomenler, epigenetik kalıtım sistemleri olarak sınıflandırılmıştır.Nämä ilmiöt luokitellaan epigeneettisiksi periytymisjärjestelmiksi.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Luonteeltaan hän on tinkimättömän jalo.
Kalıtsallık, daha büyük ölçeklerde de oluşabilir.Perinnöllisyyttä voi esiintyä myös suuremmissa mittakaavoissa.
Bedensel (somatik) mutasyonlar bu anlamda kalıtsal değildir.Näiden sisäisellä järjestyksellä (permutaatio) ei ole väliä.
Modern Tıp Vitiligo için kalıtsal olmayan ve iyileşebilen bir hastalık olarak görüyor.Kaikki eivät pidä kuuroutta sairautena, joka pitäisi parantaa.
Bazı kalıtım çalışmaları bu oranı %80 ila %86 olarak tahmin etmektedir.Tämä pudotti hieman suorituskykyä, joka oli noin 80-prosenttinen 6x86:een verrattuna.
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Ennen Mendelin perinnöllisyyskokeita, yksi yleinen hypoteesi oli perinnöllinen sekoittuminen.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Η Γενετική είναι η επιστήμη των γονιδίων, της κληρονομικότητας, και των μεταλλάξεων των οργανισμών.
Genetikçiler kalıtımı betimlemede şema ve semboller kullanırlar.Οι γενετιστές χρησιμοποιούν διαγράμματα και σύμβολα για να περιγράψουν την κληρονόμηση.
Kromozomal veya yapısal Kromozom anomalileri Tek bir kromozomun yapısında oluşan kalıtımsal değişimlerdir.Οι δομικές χρωμοσωμικές ανωμαλίες είναι αλλαγές στη δομή ενός ή περισσότερων χρωμοσωμάτων.
Bu direnç kalıtımla devam etmektedir.Περίμενε την αντίδρασή μου.
Kalıtsal olarak otozomal resesif aktarılır.Αναστολέας επαναπρόσληψης αδενοσίνης.
Bazı kalıtsal sorunlar ve bağışıklık sorunları da sinüzitin diğer sebepleridir.Μερικά τοπωνύμια και η ετυμολογία τους είναι τα παρακάτω.
Bipolar spektrumunda kalıtsallık orani 0.71 olarak tahmin edilmektedir.Η συνολική κληρονομικότητα της διπολικής διαταραχής έχει τεθεί σε 0,71.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Το πείραμα αυτό παρείχε επιπλέον ενδείξεις ότι το γενετικό υλικό ήταν το DNA, και όχι πρωτεΐνη.
Yaşamının misyonunu kocasının şiirsel kalıtını korumak ve yayımlamak olarak belirledi.Som et formål med sit liv satte hun sig for at bevare og udgive sin mands poetiske arv.
Bu görkemli kalıtımı sıkıca savunalım.Juster om nødevendigt dit greb.
Kalıtım (İng. inheritance), bir sınıfın üst sınıftan miras almasına denir.Man siger at en subklasse arver fra en superklasse.
Çevre mi, kalıtım mı?Historie oder bleibendes Erbe?
“Davranışlarımızın ne kadarı kalıtımsal ne kadarı çevre etkisinin sonucudur?”"How Accurate Is The Theory of Everything?".
Anormal ilaç etkileşimleri kalıtsal etkenlerden kaynaklanablir.Godartede tumorer inddeles efter deres oprindelse.
Bazı kalıtım çalışmaları bu oranı %80 ila %86 olarak tahmin etmektedir.Nogle forskere anslår faldet til at være så høj som 80%.
Bir karakter kalıtımı ancak birbirlerine zıt iki durum olduğu zaman incelenebilir.Et eksempel på drosteeffekten kan opnås ved at placere to spejle over for hinanden.
Bunlar yarı göçebe, gizli kalıtsal bilgi iletimi olan (babadan oğula geçen) akraba insanlardır.Medianen er «midt på tabellen» hvis resultatene settes opp i synkende (eller stigende) rekkefølge.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dette eksperimentet ga altså bevis for at DNA, ikke protein, var det genetiske materialet.
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.Von Willebrands sykdom er den mest vanlige arvelige koaguleringssykdommen som er beskrevet hos mennesker.
Onun sonraki hedefi imparatorluğun kalıtsal yolla geçmesini sağlamaktı.Hans neste mål var å gjøre den keiserlige krone arvelig.
Çevre mi, kalıtım mı?«Utvikling eller stagnasjon?».
Sıçrama geri tersinirdir ve koloni tipi kalıtsaldır.Gattet sitter langt bak, og fargemønsteret er karakteristisk.
1869 - Francis Galton zekanın kalıtsal olduğunu öne sürdü.Galton dokumenterte i 1869 at «genialitet» var arvelig.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Akkurat hvorfor og når er fremdeles et mysterium.
1511 yılında, Mackenzie'lerin koruyucuları olan Macrae Klanı'nı kalenin kalıtsal kollukçusu oldu.Pada tahun 1511, Macraes, pelindung kelompok Mackenzie, telah menjadi konstabel keturunan untuk Istana.
Bu türde hastalıkta kalıtsal bir neden yoktur.Kadang-kadang tidak ada penyebab munculnya penyakit ini.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Ia terkenal sebagai seorang pertapa.
Arayüz Kalıtlama ilişkisiHakaman tentang kecamatan Buluspesantren
Yaklaşık yüzde 50'si kalıtsaldır dolayısıyla değiştirilmesi pek mümkün değildir.Khoảng 15% là phần không dùng được, phải bỏ đi.
Bu fenomenler, epigenetik kalıtım sistemleri olarak sınıflandırılmıştır.Những hiện tượng này được xếp vào những hệ thống di truyền ngoài gen (epigenetic).
Mendel genetiğinin keşfinden önce, karışmalı kalıtım isimli hipotez, yaygın bir görüştü.Trước khám phá của Mendel về di truyền, một giả thiết từng phổ biến là sự di truyền pha trộn.
Genetikçiler kalıtımı betimlemede şema ve semboller kullanırlar.Các nhà di truyền học sử dụng các biểu đồ và biểu tượng để mô tả sự di truyền.
Çevre mi, kalıtım mı?Ring ~Sự cố hay sắp đặt?
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.Năm ngoái, ông đã trở thành một quý tộc di truyền.
Bu kalıtsal durum “Piedmontese” türü sığırlarda da bulunur.Điều đặc biệt ở Cassano chính là tính chất "quái" trong lối đá của anh.
Ancak yine de kalıtım konusu tamamıyla bir gizemdi.Tuy nhiên, nòng nọc của chúng vẫn là một bí ẩn.
Yeni kazanılan bu özellik ise gelecek nesillere kalıtım yoluyla aktarılabiliyordu.Sự dũng mãnh đó sẽ được truyền lại cho thế hệ tiếp theo.
Eğer öyleyse kalıtsal olarak soylu biridir.向とは対照的に、高貴な生まれ。
Bir kalıtım şekli.予約方式である。
Bu hastalık kalıtsaldır.これが下痢である。
Temel sınıftan kalıtım, "public", "protected" ve "private" olarak ilan edilebilir.基底クラスからの継承はpublic、protected、privateのいずれかとして宣言する。
Çevre mi, kalıtım mı?高さ、または囲い地か。