kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
2000 yılında, eski bir Roma şehri olan Missionis'in kalıntıları Eski Cuma yakınlarında keşfedilmiştir.Au XIXe siècle, il a été découvert aux Bétonnières au sud du bourg les vestiges d'une ancienne villa romaine.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.On conçoit la frayeur qui règne à cet instant.
Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor.Leurs stocks arrivent donc à expiration.
Ancak bu bölgelerde 13 ile 7 milyon yıl öncesine ait fosil kalıntılara pek rastlanılmamaktadır.On a trouvé à ce jour très peu de fossiles d'hominidés datés entre 7 et 14 millions d'années en Afrique.
Fosil kalıntıları ilk olarak Palaeoloxodon antiquus falconeri olarak tanımlanmıştır.Palaeoloxodon antiquus Dessin de Palaeoloxodon antiquus.
Bilinen ilk halk banyosu İndus Vadisi Uygarlığı'nın kalıntılarında bulundu.Des toilettes qui utilisaient de l'eau se trouvent dans la civilisation de la vallée de l'Indus.
Kişinin fiziksel kalıntılarını belirtir.La singularité physique du vivant.
Arkeolojik kalıntılarla ilçenin tarihi Roma dönemine kadar uzanmaktadır.L'attitude des historiens demeure tout aussi prudente jusqu'à l'époque romaine.
Kuzey Afrika'nın en iyi korunmuş kalıntılarına ev sahipliği yapar.Ce sont les remparts les mieux conservés du nord de la France.
Görevin en önemli amacı Mars'ta yaşam için kalıntılar bulmaktı.L'étude a confirmé que les principaux éléments nécessaires à l'apparition de la vie étaient présents sur Mars.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Le royaume de Koukou a duré pendant deux siècles.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Sus ruinas monumentales han inspirado la imaginación de los viajeros y escritores desde hace siglos.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Nan Madol significa "entre espacios" y hace referencia a sus canales.
Tüm bu arkeolojik kalıntılar bazı ortak noktaları paylaşırlar.Todos estos restos arqueológicos tienen en común muchísimos aspectos.
Bugün Yenikale'nin kalıntıları turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilmektedir.Hoy en día las ruinas de Yeni-Kale son visitadas a menudo por los turistas.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.Los primeros restos fósiles fueron hallados en Olivola, Italia y nombrada como Panthera toscana.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.También encontró evidencia de que los Sadlermiut eran los últimos restos de la cultura Dorset.
Eski Sovyet komuta yapısının son kalıntıları da 1993 haziranında ortadan kaldırıldı.Los últimos restos de la antigua estructura de comando soviético fueron finalmente disueltos en 1993.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Restos de ambos tipos de nenúfares se han encontrado en la tumba de Ramsés II.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Los restos del Titanic.
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Los restos de nova son mucho menos masivos que los restos de supernova o las nebulosas planetarias.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Hay también restos prehistóricos.
Stalin'in yönetimi sırasında bu heykel kaldırıldı ve Kamo'nun kalıntıları başka bir bölgeye taşındı.Más tarde, ese monumento fue retirado y los restos de Kamó se trasladaron a otro lugar.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.En la actualidad todavía se pueden ver sus restos.
Olympian Zeus Tapınağı'nın kalıntıları.Templo de Zeus Olímpico.
Binbaşı Ethan Allen Hitchcock şubat ayında Dade Katliamı kalıntılarını bulmuştur.Ethan A. Hitchcock estaba entre los que quedaba del partido Dade en febrero.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Muchas de estas galaxias son remanentes de fusión.
Kalıntıları hala mevcuttur.Sus restos todavía están allí.
İlerde, Naziler tarafından bombalanan binaların kalıntıları yer alır.Bajo esta apariencia, construye máquinas de guerra por los nazis.
Kalıntıları 1970 yılında bulunmuştur.Los restos se trasladaron en 1970.
Bu döneme ait çeşitli kalıntılar vardır.Conserva varios retablos de la misma época.
Sene 1992'de geminin kalıntıları Fransız arkeolog Franck Goddio tarafından bulundu.Entre ellas están las expediciones egipcias del arqueólogo submarino Franck Goddio.
Şehir duvarının kalıntıları.Las murallas de la ciudad.
İlçede müze olmasa da tarihi eser kalıntıları çoktur.Aunque no es un museo, tiene muchos detalles históricos.
Kazan hanlarının eski kale kalıntıları üzerine Korkunç Ivan'ın emriyle kurulmuştur.Fue construido a instancias de Iván el Terrible sobre las ruinas del antiguo castillo de los Kanes de Kazán.
Şimdi kalıntıları Filipin halkları müzesinde sergileniyor. ^ Spate, Oskar Hermann Khristian (1983).El artículo de la Wikipedia en inglés cita como fuentes: Spate, Oskar Hermann Khristian (1983).
Şam doğusundaki kalan Suriye doğusu İskender Balas'ın kalıntılarının elindeydi.Del Báltico proceden los restos de ámbar.
Kalıntılar 13.900 yıllıktır.Restos de 13 000 años.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Así parecen indicarlo los restos encontrados.
Burada M.Ö. 12.000yıllarından kalıntılar bulunmakta.Restos fósiles de hace 12 000 años.
Şarlatanlar, günümüzde bu geleneğin kalıntılarıdır.En la actualidad, los hinduistas creen en esa tradición.
Necef'teki kalıntılar.Los restos del Ing.
Asarılar dağılır ve yurtlarının kalıntıları üzerinde yeniden yedi katlı bir ülke kurulur.Sigue adelante otra vez, encontrarás siete tiendas de paño en otro lugar.
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Sus restos no han podido ser localizados.
Evin kalıntıları hala oradadır.Sus restos se encuentran aquí.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.La calvaria ahora se identifica como perteneciente a la especie Homo erectus.
Genç devir kalıntıları günümüze gelebilmiştir.Vuelven a nosotros ahora esos emocionantes días de ayer.
Bu ilk kalenin kalıntıları Lindonhofkeller'de görülebilir.Sus restos mortales se hallan en la Catedral de Linköping.
Healy'nin kalıntıları bir yıl sonra doğu Seattle dağlarında bulundu.Los restos de Lynda Ann fueron descubiertos un año después en una montaña cercana.
Ancak bugün medresenin kalıntılarına ait hiçbir bulgu yoktur.No existen restos de ningún cairn allí hoy.
Günümüze bu eski yerleşim yerinden kalıntılar kalmıştır.En la actualidad apenas quedan algunos restos de aquellas viejas construcciones.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Sus restos son todavía visibles.
En eski arkeolojik kalıntıları Anadolu neolitik çağ yerleşimlerinde bulunmuştur.Encuentran los restos más antiguos de mamíferos en la Antártida.
Yanmış evinin kalıntıları üstündeydi.Restos del Edificio incendiado.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.El castillo permaneció en ruinas durante más de dos siglos.
Fakat Kargıcak mevkii civarlarında eski yaşam kalıntıları olduğu hala görülebilir.En las proximidades aún se pueden observar zonas de regadío de una gran antigüedad.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Se movía con paletas adosadas a sus costados.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Asimismo, abarca el mayor número de restos arqueológicos encontrados hasta la fecha.
Toplanan bitkiler hakkında, ele geçen bitki kalıntıları fikir vermektedir.Además de mantener colecciones de plantas vivas.
Relikt bir türdür (kalıntıları kalmış, çok az sayıda).Mayor fiabilidad (menos piezas).