kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları nimf ve pup kalıntılarını tüketirler.Schon vor seiner Weihe ließen einige Priester und Laien ihren Unwillen über die Ernennung spüren.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Satiren aus der Titanic.
Bu kalıntıların yanı sıra, bölgede başka medeniyetlerin yaşadığı da tahmin edilmektedir.Er nahm an, neben der Erde seien auch andere Himmelskörper bewohnt.
13. yüzyıl da burada yapılan manastır kilisenin kalıntıları hala durmaktadır.Zudem entstand im 13. Jahrhundert die heute noch erhaltene Dorfkirche.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.Polygynie (Vielweiberei) ist angesehen, aber meist nur wohlhabenden Híwi möglich.
1500-1000) tarihlenen kalıntılarıyla tanınır.1150–1500 (= Trierer Historische Forschungen.
Bununla birlikte, bu kalıntılar çok yaygındır.Dennoch ist diese Einteilung weit verbreitet.
Tümülüs içindeki mozaik kalıntıları gün yüzüne çıkartılmayı beklemektedir.Das parkähnlich gestaltete Aussengelände ist tagsüber frei zugänglich.
1500 yılında ise bu yapıya ait kalıntılar tamamen yok oldu.Um das Jahr 1600 war die gesamte Anlage völlig zerfallen.
Kaşkaların kendi ellerinden çıkma maddi kalıntıları henüz bulunamamıştır.Von den Schächten selber finden sich keine Spuren mehr.
Ancak kalenin kalıntılarını görmek mümkündür.Es sind nur noch Reste des Halsgrabens zu sehen.
Halen ev kalıntıları bulunmaktadır.Nur Domestiken seien noch geblieben.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Der Ursprung des Ortes liegt in einem Landgut (port.
Kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.Die Opfersitten erhielten sich bis in unsere Tage.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Fortsätze der Tergiten werden Tergalfortsätze genannt.
Sanat eserleri ve Yahudi kalıntılar yağmalandı.Musikinstrumente und Schachspiele waren zu verbrennen.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Dort gibt es auch Vergangenheitsdaten.
Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor.Im Außenbereich der Festung befindet sich ein alter Friedhof.
Sahne binasının kalıntıları, yapılan kazılarda büyük ölçüde ortaya çıkarılmıştır.Die Anschlüsse dieser Treppen wurden bei Ausgrabungen gefunden.
1887 yılında manastırın toprakları ve kalıntıları Harenne ailesi tarafından satın alındı.1899 wurde das Kloster und die Liegenschaft von der Regierung des Kantons käuflich erworben.
Hot Springs dışındaki kasabalarda hala bu olayın kalıntıları durmaktadır.In Desert Hot Springs gibt es mehrere Spas mit heißem Wasser.
Kalıntıları günışığına çıkarmak için arkeolojik kazılara başlanmıştır.Archäologische Funde lassen aber auf eine Besiedlung bereits zur Bronzezeit schließen.
Şehir duvarının kalıntıları.Die Stadtmauer der Kolonie.
Köyde birçok yerde eski yerleşim yerlerine ait kalıntılara raslanılmaktadır.Innerhalb des Ortes sind mehrere alte Wohngebäude in gutem Zustand erhalten.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Ihre Reste sind noch zu sehen.
Ceneviz duvar kalıntıları hâlâ görülebilir.Die Steinmauern des Hommaru sind bis heute zu sehen.
Eski taş devrinden beri çok sayıda kalıntılara ev sahipliği yapmıştır.Das Haus teilte sich seit dem Spätmittelalter in zahlreiche Linien auf.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Auch für die heutigen Archäologen stellt er in gewisser Weise einen Wendepunkt dar.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Anschließend wurden diese mit einem Erdhügel bedeckt.
Günümüze kadar kalıntıları kalmış olan eski Romalı zafer takları MÖ.Aus dieser Zeit stammt der heute noch erhaltene romanische Kirchturm.
Ormanlar kalıntılar halinde küçük parçalar halindedir.Innerhalb der Waldflächen befinden sich kleine Tümpel.
Kemaller köyü ve yayla çevresinde Roma zamanına uzanan belirsiz kalıntılar mevcuttur.Es gibt in der Umgebung sowohl Spuren aus der Kelten- als auch aus der Römerzeit.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Die Machtbefugnisse beider Herrscherhäuser haben sich jahrhundertelang überschnitten.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Ceci est particulièrement mis en évidence par les vestiges d'anciennes rivières trouvées dans tout le pays.
Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı.Il semble que les eaux du lac aient renfermé les restes d'au moins 500 individus.
2012 yılında, Powazki Mezarlığı kısmen Pilecki'nin kalıntıları bulabilmek için bir çaba ile kazılmıştır.En 2012, le cimetière de Powązki est partiellement fouillé dans le but de retrouver ses restes, sans succès.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hurry to the Dove's Nest of Evil (鳩よ悪の巣へ急げ, Hato yo Aku no Su e Isoge?)
Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır.Elle est connue par son histoire et ses beautés naturelles.
Ancak kalıntıları görülmektedir.On en voit encore les restes.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Panamá Viejo est la partie restante de la vieille ville de Panama, la capitale du pays.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Sa présence est incertaine dans la province de Misiones en Argentine.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Le Titanic est retrouvé.
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Ses restes n'ont pas été retrouvés.
Bu sazlıkta bir Venedik barajının kalıntıları da bulunmuştur.On y trouve aussi les restes d'un moulin à vent.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Église San Giovanni Evangelista.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Ce taxon est aujourd’hui considéré comme une forme d'Homo erectus.
Şehir duvarının kalıntıları.Une partie des murailles de la ville.
Çok eski bir yerleşim yeridir 2000 yıl öncesine ait tarihi kalıntılar mevcuttur.Ancienne place forte, il existe depuis mille ans.
Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile birçok kalıntılar hala durmaktadır.S'y trouvent de nombreuses mosquées, ainsi que plusieurs églises chrétiennes.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.On peut d'ailleurs toujours voir les restes de l'épave.
Sözü edilen mezraların kalıntılarına hala rastlanmaktadır.L'identité des saints représentés reste à déterminer.
Eski köprünün yüksekliği, kalıntıları üzerine yapılan Selçuklu eserinden yakl.Barrage de l'ancien moulin sur le Sesserant Saut du Sesserant au niveau des Cuves de Bléfond.
Son olarak 1939-40 yılında eğitim verip kalıntıları terk edildi.Le retour des réfugiés de 1939-1940 y est donc prohibé.
Aslında Norman'ın kalıntıları bunlar.Il est l'œuvre des Normands.
Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır.À cette époque il y a sur le site du monastère plusieurs églises et chapelles.
Kalıntıları ülkesine getirilerek Londra'daki Highgate Mezarlığı'na defnedilmiştir. ^ vgl.Sa dépouille fut inhumée au cimetière de Highgate de Londres.
Şimdilerde tahrip ve yok olan bu kalıntılar daha 20-30 yıl öncesine kadar mevcudiyetini muhafaza etmiştir.Cette déception, voire ce dégoût, est déjà à son paroxysme à ses vingt et un ans.
Kalıntıların bir bölümü müzenin alt katında görülebilmektedir.Des restes des bases médiévales peuvent encore être vus dans le sous-sol du musée.
Mevcut kalıntılar çok sınırlıdır.Ses revenus restent très limités.
Günümüze bu su kemerinin sadece kalıntıları ulaşmıştır.Or à cette époque, seule la voie d’eau répond à ces exigences.