kalıntılar ile cümle

kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Men Indusfolket efterlod også genstande med tekst på.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Mutta Induksen ihmisiltä jäi myös esineitä, joissa oli kirjoitusta.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Namun orang Indus juga meninggalkan artefak yang memiliki tulisan.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Nhưng người Indus cũng đã để lại những hiện vật với chữ viết lên đó
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Pero las gentes del Indo también dejaron tras de sí artefactos con textos escritos en ellos.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Όμως οι κάτοικοι του Ινδού άφησαν και αντικείμενα που φέρουν γραφή.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Но древние индусы также оставили после себя артефакты с письменами.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Но хората от Инд са оставили и артефакти с надписи по тях.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.Однак люди Індської цивілізації також залишили артефакти з написами.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.אבל בני האינדוס השאירו מאחור גם פריטים ועליהם כתב.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.ولكن شعب الاندوس - السند - تركوا أيضا أعمال فنية تملك كتابة عليها
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.もちろんプラスチックの破片ではなく
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.Co zde vidíte, je z velké části od úrovní doby Augustovy k úrovním 2. století n. l.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.To co widzisz, to w większości ruiny z II w. n.e. powstałe za czasów panowania Augusta.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.Wat je ziet zijn voornamelijk de niveaus van de tijd van Augustus tot aan de 2e eeuw na Christus.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.То, что вы видите - это в основном период с правления Августа и до II в. н. э.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.Asutuksesta on löydetty jäänteitä, jotka ovat jopa 7000 vuotta vanhoja.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.Des vestiges d’habitation, dont certains datent même de 7 000 ans, ont été retrouvés.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.Man har hittat upp till 7 000 år gamla lämningar efter bosättning.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.Se han encontrado vestigios de población con 7000 años de antigüedad.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.На его территории при раскопках были найдены культурные остатки, возраст которых составляет 7000 лет.
Hatta, insan yerleşimi ile ilgili kalıntılar, 7000 yıl kadar eskidir.لقد تم العثور على بقايا من المناطق المسكونة يعود تاريخها إلى 7000 سنة.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.A folyók üledéket sodortak a tengerekbe, amíg az algák szerves maradványai be nem lettek temetve.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Floder sköljde ut sediment i haven tills det organiska materialet från algerna helt begravts.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Flüsse wuschen Sedimente in die Meere unter denen die organischen Überreste der Algen begraben wurden.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.I fiumi trasportarono sedimenti nei mari, perfino i resti organici delle alghe furono sepolti.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Joet huuhtoivat sedimenttejä meriin kunnes ne hautasivat alleen levien orgaaniset jäänteet.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.강은 침전물을 바다로 씻어내렸고, 조류의 유기물 잔재가 묻혔다.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Les rivières entraînent des sédiments dans les mers, qui viennent recouvrir les résidus des algues.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Râurile au transportat sedimente în mări până când ramasitele organice au fost îngropate.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Reke so odnašale sedimente v morja. Ti so sčasoma zakopali organske ostanke alg.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Rieky zmyli tento nános do oceánov, kde živočíšne pozostatky rias ostali pochované.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Rzeki zmyły osad do mórz, aż szczątki organiczne glonów zostały pogrzebane.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Ποτάμια ξέπλεναν το ίζημα στις θάλασσες, έως ότου τα οργανικά κατάλοιπα των άλγεων να θαφτούν.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.А реки выносили в моря ил и прочие осадки, и засыпали ими эту братскую могилу.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.Реките отмивали седимент в моретата, докато органичните останки от водораслите били затрупани.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.נהרות סחפו את המשקעים אל הים, עד שהשאריות האורגניות של האצות נקברו.
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.وجرفت الأنهار الرواسب إلى البحار، حتى انطمرت البقايا العضوية من الطحالب،
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.河水將沉澱物仲入海裏面 淹蓋咗藻類遺骸中嘅有機物
Irmaklar denizlere taşıdığı tortular, yosunların organik kalıntılarını tamamen gömdü.藻たちの死骸は埋められた 圧力によって温まると
Konuyu biraz görselleştirmek için; işte burada bir süpernovanın kalıntıları var.Jen pro představu. Tady je pozůstatek supernovy.
Konuyu biraz görselleştirmek için; işte burada bir süpernovanın kalıntıları var.Щоб вам легше було це уявити, візьмемо залишок наднової.
Neandertal kalıntılarınınDNA를 추출하는
Neandertal kalıntılarınınDNAを抽出する方法を研究しています
Neandertal kalıntılarınınוחיות שנכחדו
Neandertal kalıntılarınınوالحيوانات المنقرضة
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.Así, incluso el aspecto Medieval de la es importante preservar.
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.A więc nawet średniowieczny aspekt powinien być zachowany.
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.Così, anche l'aspetto medievale di esso è importante per essere conservato.
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.Vzhledem k vývoji je důležité zachovat i středověké prvky.
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.Поэтому даже средневековый аспект этого места важно было сохранить.
Ortaçağ'dan günümüze değin ulaşan kalıntılar da korunmaya değecek kadar önemli.Тому, важливо зберегти навіть її середньовічний аспект.
Resimde bir manastırın kalıntılarını görüyoruz, oldukça eski bir manastır.هذا صحيح في هذه اللوحة نرى الدمار لدير،دير قديم
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.매일매일 살람과 Lucy 대신
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.כמו סלאם ולוסי, על בסיס יומיומי.
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.أن تعيش في بيئة صحراوية؟
Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.見つかるのはゾウ サイ サル ブタ等です
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.A hátán és a fél azt elfuvarozni körül vele a por, szálak, haj, és maradványaik az élelmiszer.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Auf seinem Rücken und seinen Seiten er gekarrt mit sich herum Staub, Fäden, Haare und Reste von Lebensmitteln.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.그 뒤로 그의 양쪽에 그가 주변에 먼지, 스레드, 머리카락, 그리고 배설물을 carted 음식.

İlgili Sayfalar