kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Em suas costas e seus lados ele carted redor com ele poeira, fios, cabelos e restos de alimentos.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na chrbát a jeho stranách si odvážal si s ním prach, vlákna, vlasy, zvyšky potravy.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na hrbtu in njegovih straneh je carted okrog z njega prah, niti, lase, in ostanki hrane.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na plecach i bokach, że wywozili w nim kurz, nitki, włosy, resztki żywności.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Na záda a jeho stranách si odvážel si s ním prach, vlákna, vlasy, zbytky potravy.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Op zijn rug en zijn zijkant hij afgevoerd met hem rond stof, draden, haar, en restanten van voedsel.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Pada punggung dan sisi ia dibawa main dengan dia debu, benang, rambut, dan sisa-sisa makanan.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.På hans rygg och hans sidor han forslas omkring med honom damm, trådar, hår och rester av mat.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.På ryggen, og hans sider han kørte rundt med ham støv, tråde, hår og rester af fødevarer.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Selällään ja hänen puolin hän carted noin hänen kanssaan pölyä, langat, hiukset ja jäänteet ruoan.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Sulla schiena e fianchi ha portati con sé polvere, fili, capelli e residui di cibo.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.Trên lưng và hai bên thân mình, ông carted xung quanh với bụi, chủ đề, tóc, và tàn tích thức ăn.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.На гърба му и му страни, той извозвани с него прах, конци, коса, и останки на храна.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.На спине и бокам, он возил с собой по всему пыль, нитки, волосы и остатки продуктов питания.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.На спині і боках, він возив з собою по всьому пил, нитки, волосся і залишки продуктів харчування.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.על גבו הצדדים הוא להסיע איתו אבק, הנושאים, שיער, שרידי של מזון.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.على ظهره وجنبيه ثم اقتادوا كان معه حول الغبار ، والمواضيع ، والشعر ، ومخلفات من المواد الغذائية.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.食べ物の。 彼は仰向けや洗掘するためのすべてに彼の関心があまりにも素晴らしかった
Sol taraftaki kalıntılara baktığımızda terk edildiklerini, metruk halde olduklarını düşünüyoruz. .إذا رأيت إلى ما تبقى من البناء ترى هذا،من بين الكل،هذا منظر بئيس جدا من الإنقاض نفسها.
Solunda ve sağında kalıntılar var, arka planda da klasik bir tapınağın ve dikilitaşın kalıntılarını görüyoruz.Vidíme ruiny napravo i nalevo od něj. A také v pozadí můžeme vidět klasický antický chrám a starověký obelisk.
Solunda ve sağında kalıntılar var, arka planda da klasik bir tapınağın ve dikilitaşın kalıntılarını görüyoruz.نحن نرى الأطلال من شماله إلى يمينه. وايضاً في المقدمة، حيث نرى الأطلال من معبد الكلاسيكية والمسلة القديمة.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.1983年にスタックスギャラリーで展示されました
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Chamei-lhes "relíquias".
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.E li chiamai reliquie. Furono mostrati per la prima volta alla Stux Gallery, nel 1983.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Et je les ai appelées Reliques.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Ik noemde ze relieken.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.전 그들을 유물이라고 불렀습니다.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Nazwałem te przedmioty reliktami.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Relikviáknak hívtam őket.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Şi le-am numit "Relicve".
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Und ich nannte sie "Relikte".
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Và tôi gọi chúng là những di vật.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Y les llamé reliquias.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.И ги наричах реликви.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Я назвав їх реліквіями.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.Я назвал их реликвиями.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.אני כיניתי אותן שרידים.
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.ودعوتها بالاثار.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Bardzo łatwo zaobserwować metalowe elementy znajdujące się wewnątrz ciała.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Det är väldigt lätt att se metallartefakter som vi kan visa inuti kroppen.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.E' facilissimo osservare gli artifatti metallici che si possono vedere nel corpo.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Es muy fácil detectar artefactos metálicos dentro del cuerpo.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Este foarte ușor să te uiți la obiectele de metal pe care le putem arăta în interiorul corpului.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Il est très facile d'observer les objets en métal, nous pouvons les montrer à l'intérieur du corps.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.금속으로 된 물체들은 잘 보이죠. 몸안에 무엇이 있는지 보이죠.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Metallartefakte können im Körper sehr leicht nachgewiesen werden.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Είναι πολύ εύκολο να κοιτάξουμε σε μεταλλικά τεχνουργήματα που μπορούμε να δούμε μέσα στο σώμα.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Много е лесно да видим металните предмети, които можем да покажем във вътрешността на тялото.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.Очень просто рассматривать металлические предметы, которые мы можем показать внутри тела.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.זה מאד קל לראות את חלקי המתכת שאנחנו יכולים להציג בתוך הגוף.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.من السهل جداً النظر الى تداخل المواد المعدنية والتي يمكن ان ترى من داخل الجسم
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.簡単に確認することができます 歯の中の加工物も確認できます
Yani, kütleleri çok büyük miktarlarda... ...ve bu aslında bir yıldızın kalıntıları.Así que, para ser sinceros, son bastante masivos. Y así es como debe ser el remanente estelar.
Yani, kütleleri çok büyük miktarlarda... ...ve bu aslında bir yıldızın kalıntıları.Jsou vážně velmi masivní, to si musíme uvědomit. A takový musí být zbytek takovéto hvězdy.
Yani, kütleleri çok büyük miktarlarda... ...ve bu aslında bir yıldızın kalıntıları.Sono, in effetti, chiaramente molto grandi.
Yani, kütleleri çok büyük miktarlarda... ...ve bu aslında bir yıldızın kalıntıları.Tak dla ścisłości, to naprawdę dużo, a to tylko pozostałość gwiazdy.
Yani, kütleleri çok büyük miktarlarda... ...ve bu aslında bir yıldızın kalıntıları.Отже, чорні діри такого типу дуже масивні. Ось таким має бути залишок зірки.
Yani şu an, ataların kalıntılarına bakıpAvând acum un genom neanderthalian
Yani şu an, ataların kalıntılarına bakıp우리는 이제 기준점으로
Yani şu an, ataların kalıntılarına bakıpאז כשיש לנו גנום ניאנדרטלי