kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Η Βασιλική έμεινε ανέπαφη για δύο αιώνες.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Υπάρχουν όμως και παλαιότερα ευρήματα.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Μέχρι και σήμερα, αυτά τα αριστουργήματα δεν έχουν παρατηρηθεί από αρχαιολόγους.
Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir.Τα βυζαντινά απομεινάρια είναι ορατά και από τη θάλασσα.
Portekiz Ordusunun son kalıntıları da ülkeyi terk edecektir.Έναν μήνα μετά αποσύρθηκαν και τα τελευταία πορτογαλικά στρατεύματα.
Mahallede çok eski tarihlere ait uygarlıkların kalıntıları halen mevcuttur.Στην οροσειρά υπάρχουν πολλά απομεινάρια παλιών πολιτισμών.
Bu bölgede eski köy mezarlığı ve diğer kalıntılar hala mevcuttur.Στο χωριό έχουν βρεθεί αρχαίοι τάφοι και όστρακα διαφόρων εποχών.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Απομεινάρια της Διόλκου υπάρχουν ακόμη σήμερα δίπλα στη σύγχρονη διώρυγα.
Mahallede "Theotokos Kilisesi" 'nin kalıntıları vardır.Στην περιοχή της συνοικίας υπάρχει και η εκκλησία Κοιμήσεως της Θεοτόκου.
Parkın en ünlü kalıntıları Australopithecus ve erken homo fosilleridir.Det mest kendte fund i parken er Australopithecus og tidlige menneskelige fossiler.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Panama Viejo er de resterende dele af den gamle Panama City og landets tidligere hovedstad.
Bu sıralarda 4. Panzer Ordusu'nun dağılan kalıntıları hala Alman hatlarına ulaşabilme çabasındadırlar.I mellemtiden forsøgte de forrevne rester af 4. panserarmé stadig at nå tilbage til de tyske linjer.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Resterne kan stadig ses.
Bu, Kuzey Amerika Kıtasında fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Der er hovedsageligt fundet fossiler og rester af denne type dinosaurus i Nordamerika.
Mahallede, eski dönemlere ait tarihi kalıntılar da bulunmaktadır.Men selve historierne har uden tvivl eksisteret i folket i forvejen.
Bugün müzenin bodrum katında hala kalenin kalıntılarından izler görülebilir.Flere steder på museet kan man derfor stadig i dag se enkelte spor af branden.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.Også det må have været spor efter dorset-kulturen.
Kalıntılar 13.900 yıllıktır.Malerierne er mellen 13.000 og 9.500 år gamle.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Hun var passager på Titanic.
Karıncayiyengillerin fosilleşmiş kalıntıları Güney Amerika'dan başka kıtalarda da bulunmuştur.Dyret opdrættes nu også uden for Sydamerika.
Bu sınırda kilise kalıntıları yer almaktadır.I Sjelle Sogn ligger Sjelle Kirke.
Bu köyün kalıntılarına halen rastlanmaktadır.Man kan stadig se rester af bosætningen.
Kalıntıları hala mevcuttur.Rester af denne står fortsat.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Selv i dag er der rester af den.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Den ting der så er tilbage er så den stjålet ting.
Yere dayalı bir yapının kalıntıları 19. yüzyılda restore edildi.Jordberga blev etableret gård tilbage i 1300-tallet.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Restene av Diolkos finnes fremdeles ved siden av dagens kanal.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Navnet Nan Madol betyr "avstand mellom" og refererer til kanalene som skiller ruinene på alle kanter.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.Produksjonen av filmen begynte i 1995 da Cameron tok opptak av «Titanic»s vrak.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Rester av planten har blitt funnet i graven til Ramses II av Egypt.
Nitekim İspanyollar Cuzco’ya yerleşirken binalarını İnka tapınaklarının kalıntıları üzerinde yükseltmişlerdir.For å komme til Cuzco hvor de bygget tempelet reiste de i underjordiske huler.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Dets monumentale ruiner har inspirert fantasien til besøkende og skribenter i århundrer.
Sanat eserleri ve Yahudi kalıntılar yağmalandı.Jødiske skrifter og religiøse bøker ble brent.
Neolitik Çağ'dan bile kalıntılar bulunmuştur.Her er det også funnet levninger fra neolittisk tid.
Kalıntılar 13.900 yıllıktır.Maleriene er mellom 13 000 og 9 500 år gamle.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.Noen arter, som kan gjøre mye skade, utvikler seg i bløte frukter (se skadedyr).
Çünkü Avrupa'da Kutsal Mızrak olduğu iddia edilen diğer "kutsal kalıntılar" bulunmaktadır.Skjønt, de er ikke enig om at det nevnte tempelet er hellig for Europa.»
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Den levde i krittperioden i det som nå er Argentina.
Bu kalıntılar adını antikj Anadolu uygarlıklarının Kır Tanrısı Priapos'tan almıştır.Navnet er avledet av byens antikke skytsgud Poseidon.
Kayacık yaylacılarına ait yayla kalıntıları yörede hâlâ mevcuttur.Restene av disse øvingsskyttergravene finnes fremdeles på Plevnahöjden.
Ancak kalenin kalıntılarını görmek mümkündür.Man kan enda se rester av bosetningen.
Kişinin fiziksel kalıntılarını belirtir.Enkeltmenneskets siste skanse.
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Fundamentet til dette tempelet står ennå.
O kalıntılara "çegil" denmektedir.Prekestolen ble beskrevet som «slet».
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Ingen presteklasse har ennå blitt identifisert.
Olgunlar mahallesinde de kilise kalıntıları vardır.I kirkene finnes også relikvier.
Dağın üzerinde geç Hitit medeniyetine (MÖ 8. yüzyıl) tarihlenen yerleşme kalıntıları bulunmuştur.Pada saat itu pula, di Bumi manusia mendeteksi ada sesuatu yang jatuh di bulan.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Reruntuhan-reruntuhan monumentalnya menjadi inspirasi bagi pengelana dan penulis selama berabad-abad.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Peninggalan dari kedua jenis teratai asli Mesir ini ditemukan di makam Ramses II.
1993'te kalıntıları bulunduktan sonra cüce mamut olarak sınıflandırıldılar.Setelah ditemukan pada tahun 1993, mereka dianggap sebagai mamut kerdil.
Kalıntıları 1979 yılında Dünya Mirası kapsamına alınmıştır.Puing-puingnya diresmikan sebagai situs Warisan Dunia pada tahun 1979.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Sisa-sisa Diolkos masih ada sampai saat ini di sebelah terusan modern.
Bu eski Rustavi kentinden günümüze sadece kale kalıntıları kalmıştır.Hanya reruntuhan yang tersisa di benteng ini sekarang.
Günümüzde bu eserlerin sadece ufak tefek kalıntıları vardır.Hari ini teori ini hanya memiliki sedikit dukungan.
Bugün antik Al Mansur şehrinin sadece birkaç kalıntıları vardır.Hari ini tidak banyak yang tersisa dari kota kuno Al Mansur.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Bagian atas tengkorak tersebut kini diidentifikasi sebagai milik spesies Homo erectus.
Kalıntıların bir bölümü müzenin alt katında görülebilmektedir.Sisa-sisa benteng dapat dilihat di ruang bawah tanah museum.
Evin kalıntıları hala oradadır.Disinilah bupati Klaten tinggal.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Dia adalah korban laki-laki terakhir dari Titanic.
Bu odalarda insan kemikleri ve olası mezar kalıntıları ya da adak sunuları bulundu.Tulang manusia dan kemungkinan harta benda makam atau persembahan nazar ditemukan di ruang-ruang ini.