kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.Há pequenas torres de vigia.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.Os primeiros restos de fósseis foram encontrados em Olivola, Itália.
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Remanescentes de nova são muito menos maciços que remanescentes de supernova ou nebulosas planetárias.
En son 30 Aralık 2013 tarihinde erişildi. ^ "400 yıl sonra kalıntıları bulundu".Eles tem fumado por quatrocentos anos, vocês acham que vai parar nos próximos duzentos?'"
Günümüzde bazı nadir kalıntılara rastlanmaktadır.Conhece-se, entretanto, algumas raras paisagens.
Bilinen ilk halk banyosu İndus Vadisi Uygarlığı'nın kalıntılarında bulundu.Os primeiros banhos públicos são encontrados nas ruínas no da Civilização do Vale do Indo.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Muitas dessas galáxias são remanescentes de fusão.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Aqui se conserva ainda o penedo, onde ocorreram as aparições.
Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor.Atualmente está extinto das fontes.
Bu yazıtın kalıntılar Roma'da bulundu ve bugün Kapitoline Müzesi'nde sergilenmektedir.Restos desta inscrição foram encontrados e estão nos Museus Capitolinos.
Şehir duvarının kalıntıları.As muralhas da cidade
Vela süpernova kalıntısı bize en yakın kalıntılardan birisidir.O remanescente de supernova da Vela é um dos mais conhecidos.
Neolitik Çağ'dan bile kalıntılar bulunmuştur.Também se encontraram restos do Neolítico.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Estas levadas ainda hoje se mantêm.
Şehrin kalıntıları günümüzde hala ayaktadır.Os restos existentes da igreja estão de pé ainda hoje.
Kaleye ait kalıntılar halen görülebilir durumdadır.Representação do Castelo Auras ainda íntegro.
Bu, Hindistan ve Madagaskar bölgesinde fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Esta é uma lista de dinossauros cujos restos foram recuperados na Índia e Madagascar.
Eski buzul çağlarından kalan buzul kalıntılarıdır.Eles são testemunhos da última Idade do Gelo.
Buradaki araştırmalarda M.Ö. 4. yüzyıl ile M.S. 3. yüzyıl arasında yaşandığına dair kalıntılar bulunmuştur.Alguns destes materiais permitem aferir que esta ocupação se tenha dado entre os IV e III milénios a.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Desde então, as encomendas da Igreja tornaram-se a sua única fonte de renda.
Bulunan kalıntılarda sembollere rastlanmakla beraber herhangi bir yazılı belgeye ulaşılamamıştır.Em nenhum caso e sob nenhuma circunstância, se permitia o acesso com papéis escritos.
Simon Russell Beale Ferdinand Lyle eski mısır uygarlığından kalıntıları inceleyen kaşif.Simon Russell Beale como Ferdinand Lyle, um excêntrico egiptólogo.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Esta é uma lista de remanescentes de supernova.
Ülkenin bütün bölgelerinde Eski Taş Çağı ve Bakır Çağı'ndan kalıntılar bulunmuştur.Em toda a área da comuna foram encontradas fortificações que datam da Idade da Pedra.
Yolculuğun başlarında, Salvador yakınlarında kalıntılar buldular.Edifícios do Caminho das Árvores, em Salvador.
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları nimf ve pup kalıntılarını tüketirler.Formando então: Fibras anteriores, que seguem em direcção à substância perfurada e para o trato olfactivo.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Ele morreu no naufrágio do Titanic.
Gençliğinde antik kalıntılar ve eşyalara çok merak sarmıştı.Na infância, tinha grande fascinação por monges e ascetas errantes.
Kentte Roma Çağı kalıntıları da görülmektedir.O tamanho da cidade de Roma na época também precisa ser considerado.
En kapsamlı mimari kalıntılara üçüncü tabakada ulaşılmıştır.Valtteri Bottas se colocou ali em terceiro.
Bu kaplardaki kemik kalıntıların incelenmesiyle çocuk mezarları olduğu anlaşılmaktadır.Lá eles vêem nos túmulos de fogo os hereges.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Dit blijkt met name uit restanten van oude rivieren die door het hele land gevonden zijn.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hij of zij zetelde op een burcht of ander soort vesting, waarvan de naam werd afgeleid.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.De naam Nan Madol betekent letterlijk ruimte tussen, wat duidt op de kanalen tussen de deeleilanden.
1991 yılında, kalıntıların Carin Göring'e ait olabileceği tahmin edildi.Na grondonderzoek ontdekte men in 1991 nog enkele resten van Carin Göring.
İtalya’ da antik kalıntıları tekrar görme fırsatı elde ettiler.In Italië konden ze opnieuw oude ruïnes bezoeken.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Van deze koningen zijn geen archeologische resten gevonden.
Kaleye ait kalıntılar halen görülebilir durumdadır.De resten van dit kamp zijn nog steeds zichtbaar.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Later werd het Weert van den nedersten eynde.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Restanten bestaan vandaag nog.
Kalıntıları hala mevcuttur.Het restant staat er nog steeds.
Arkeolojik çalışmalar sonucu Tunç Devri ve Cilalı Taş Devri'nden kalan kalıntılar bulunmuştur.Archeologische expedities hebben de overblijfselen van aardverschuivingen en lavastromen gevonden.
Köyün kuzeyinde kilise kalıntılar vardır.In het dorp staat de Norra Råda kerk.
Nitekim o yıllardan kalma kalıntılar bunu açıkça belli etmektedir.Muurankers met dit jaartal herinneren hier duidelijk aan.
Nitekim İspanyollar Cuzco’ya yerleşirken binalarını İnka tapınaklarının kalıntıları üzerinde yükseltmişlerdir.Om naar Cuzco te komen, waar de tempel gebouwd zou worden, reisden ze door ondergrondse gangen.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Het scelet van Titanophoneus liggend.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Hij bouwde daar zijn "Borg ved Havn" (Burcht bij de Haven).
Burada M.Ö. 12.000yıllarından kalıntılar bulunmakta.Daarbij bestaat het meer slechts 12.000 jaar.
Günümüzde kalıntıların doğusunda aynı isimde bir de belde vardır.Vandaag de dag ligt er een tuin onder dezelfde noemer.
Son olarak 1966 civarında atış talimi için kullanılan geminin kalıntıları şimdi batık halindedir.In 1966 verliet het laatste beurtvaartschip de Laakhaven.
Necef'teki kalıntılar.Overblijfsels van de stijl.
Bu kalıntılar "Romalılar Müzesi" olarak halka açıktır.Deze bundel sluit aan op de roman Mijn Leven als museum.
Bunlar, tüm Anadolu'da ele geçen en erken fosil kalıntılarıdır.Het was het allereerste opgegraven dinosauriërfossiel op het antarctisch continent.
1500 senesine ait kalıntılar bulunmuştur.Daarnaast zijn er van na 1500 ook zelfstandige portretten bewaard gebleven.
1817 yılında çıkan yangında yıkılan Ulusal Tiyatro'nun kalıntıları üzerine yapılmıştır.Het werd opgetrokken rond de ruïnes van het Nationale Theater, dat in 1817 door een brand werd verwoest.
Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Ze leven bij ingangen van grotten, kelders en verwoeste gebouwen.
Dağın bazı yerlerinde, mezarlık olduğu sanılan bazı kalıntılar vardır.Een gebied met veel van dergelijke heuvels doet enigszins denken aan een kerkhof.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.De wanden zijn voor het grootste gedeelte onafgewerkt gelaten; de ruwe betonnen diepwanden blijven zichtbaar.
Birçok tarihi kalıntılar vardır.Er zijn vele historische panden te vinden.