kalıntılar ile cümle
kalıntılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ama bu kalıntıların çok azı günümüze kadar ulaşabilmiştir.Но следов этой деятельности сохранилось до наших дней очень немного.
Kalıntıları 1970 yılında bulunmuştur.Эти останки были найдены в 1927 году.
Mahallede o zamanlar Rumlar oturduğundan mahalle dışında hala Rum kalıntıları bulunmaktadır.Как и в предыдущем методе, в этом случае остаются свободные комнаты.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Большинство из этих галактик являются остатками процесса слияния.
Çocukların kalıntılarının bulunuşu ile Holmes'in kaderi tayin edilmiş olur.Найденные останки детей поставили точку в судьбе Холмса, по крайней мере, в умах общественности.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Онджи́ва, ранее Онжива (порт.
Kasabada aynı zamanda eski kalıntılara rastlanılmaktadır.В посёлке также проживают староверы.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Сейчас можно увидеть только её остатки.
İstasyonun inşaatı sırasında bulunan bazı arkeolojik kalıntılar istasyonun içerisinde sergilenmektedir.При строительстве станции сделан ряд археологических находок.
Bunun yanında Kadıköy'de Fenikelilere ait kalıntılar bulundu.В одном были найдены останки половца.
Temelinde yerleşim kalıntıları bulunur.Прослеживаются остатки фундамента.
Arkeolojik kazılarda degişik dönemlere ait kalıntılar bulunmuştur.На каникулах проводил археологические раскопки.
Hıdırlık denilen mevkide eski çağlara ait kalıntılara rastlanmıştır.Живым их свидетельством служат остатки древней лестницы.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.В башне размещены приборы наблюдения.
Söz konusu yapıların Fırtına Tanrısı'na adanmış tapınağın kalıntıları olduğu düşünülmektedir.Горы были местом многих древних храмов бога бури.
Bölgede tarihi kilise kalıntıları bulunur.Внутри церкви находятся исторические места.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Появились из крови титанов.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Существует гипотеза, что к падальщикам можно отнести тираннозавров.
Nitekim İspanyollar Cuzco’ya yerleşirken binalarını İnka tapınaklarının kalıntıları üzerinde yükseltmişlerdir.Когда испанцы основались в Куско, они заняли в качестве резиденций дворцы Инков.
Özellikle doğu roma imparatorluğuna ait ait kalıntılar büyük yer tutmaktadır.Городище, находившееся на крайней восточной периферии Римской империи, оставалось заброшенным.
1991 yılında, kalıntıların Carin Göring'e ait olabileceği tahmin edildi.В 1901 году он посчитал, что останки, возможно, принадлежали птерозавру.
Stalin'in yönetimi sırasında bu heykel kaldırıldı ve Kamo'nun kalıntıları başka bir bölgeye taşındı.Ещё при сталинском правлении останки Камо и памятник были перенесены в другое место.
Dağ yamacına kurulmuş kale kalıntıları ve kaya mezarları vardır.В скалах водятся горные бараны и горные суслики.
Buradaki kalıntılar, Harran Sin kültürüne aittir.Первые поселения на этой территории относятся к мадленской культуре.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Британская империя росла в течение более двух сотен лет.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Местные пейзажи веками служили источником вдохновения для писателей.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Было установлено, что все нейрегулины имеют EGF-подобный домен.
Çalküy’de Bizans dönemine ait kalıntılar günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.Представители этой побочной линии гессенского дома продолжают свой род вплоть до наших дней.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Состояние церкви — сохранена.
Burada tarihi evler ve tarihi kalıntılar da mevcuttur.Сохранились исторические дома и крепости.
Bu kalıntılar, ülkenin ilk Dünya Mirası eseridir.Это первый природный объект всемирного наследия на территории страны.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.Эти белки проявляют энзиматическую активность АТФазы, необходимую для сокращения актомиозина.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Остатки Диолка в настоящее время существуют рядом с каналом.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Далее идет рассказ о предшествующих событиях.
Üç kurbanının yalnızca iskelet kalıntıları bulunmuş, bunların kimlikleri hala tespit edilememiştir.Все трое пассажиров погибли на месте и были опознаны только по отпечаткам зубов.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.يتضح ذلك بشكل خاص من خلال آثار الأنهار القديمة التي يعثر عليها في جميع أنحاء البلاد.
Ertesi gün Gabrielle'in kalıntıları başka bir soğuk hava kütlesi tarafından emildi.بوقت مبكر في اليوم التالي، تم استيعاب مخلفات غابرييل بجبهة باردة أخرى.
Bu bölgede hala bina kalıntılarına rastlamak mümkündür.ولكن لا زال من الممكن اقتفاء أثره في تلك المنطقة.
Ağızdaki bazı bakteriler besin kalıntılarında yaşar özellikle şeker ve nişastada.تعيش أنواع محددة من البكتيريا على بقايا الطعام في الفم، و خاصةً على السكر و النشا.
Süpernova kalıntıları dizini ^ a b "SIMBAD basic query result".Alpha Centauri A, سيمباد query result.
Bu resimde 6 köylü yediği insanların kalıntılarının başındalar.تنتمي المنطقة لقضاء غور المزرعة الذي يضم 6 مناطق.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.وما زالت بقاياها قائمة حتى اليوم.
Günümüze yüzeyde bulunan kimi kalıntılar kalmıştır.ئيوت (هوشيار - أي الذي يوقض الناس يوم الحشر بنفخهِ الصوور.
Şapelin kalıntıları 18. yüzyıl çizimlerinde görülmekteyse de, yapı 1804 yılında ise tamamen yıkılmıştır.وكانت المصلي في القرن ال18 تبدو كبقايا لشكل هندسي، الا انها تهدمت تماما في عام 1804.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?أو ربما، ZərûyZərûy Bāvel ((بالعبرية: זְרוּי בָּבֶל))، معنى " مُغربل بابل"، إشارةإلى منفاه في بابل.
Siklodekstrinler 6-8 glikoz kalıntılarıyla halka şeklinde yapı oluşturmuşlardır.الدكسترينات الحلقية لديها تركيبات حلقية أنشئت من خلال 6-8 نهايات جلوكوز.
Vela süpernova kalıntısı bize en yakın kalıntılardan birisidir.وتعد بقايا مستعر الشراع الأعظم واحدة من أقرب بقايا المستعرات العظمى المعروفة لدينا.
Antik kalıntılar bulunmaktadır.البقايا الأثرية الثلاثة.
İlk keşfedilen GIP son parılıtısı, GRB 970228'in X ışını kalıntılarıydı.ثم استطاعت تلسكوبات أخرى تسجيل الأشعة تحت الحمراء التي صدرت بعد ذلك من GRB 090423 .
Kentin güneyinde bulunan ormanın güneydoğusunda ayrıca yine kilise kalıntıları bulunmaktaydı.وكان هناك في جنوبي غربي القرية, على منحدر التل, بقايا كنيسة صليبية.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.هذه المثبطات توجد لتعديل بقايا الأحماض الأمينية الرئيسية اللازمة للنشاط الأنزيمي.
Kalıntıları hala mevcuttur.شلالات رعلة بقنا.
1970 yılında KGB direktörü Yuri Andropov ceset kalıntılarını yok etmek için bir operasyona izin verdi.Em 1970, o director do KGB Iúri Andropov autorizou uma operação para destruir os restos mortais.
Son zamanlarda Hubble Uzay Teleskobu bu olayın kalıntılarının fotoğraflamıştır.O telescópio espacial Hubble recentemente fotografou os remanescentes deste evento.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.O Panamá Viejo são os restos da antiga Cidade do Panamá e antiga capital panamense.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Suas ruínas monumentais inspiraram a imaginação dos viajantes e escritores ao longo de séculos.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.A produção começou em 1996, quando Cameron filmou os verdadeiros destroços do RMS Titanic.
Stalin'in yönetimi sırasında bu heykel kaldırıldı ve Kamo'nun kalıntıları başka bir bölgeye taşındı.Este monumento foi posteriormente removido, e os restos de Kamo foram movidos para outro lugar.
Avrupa Uzay Ajansı'nın Mars Express'i muhtemel sülfat epsomite ve kieserite kalıntıları bulmuştur.A sonda Mars Express da Agência Espacial Europeia encontrou evidências do que pode ser epsomita e kieserita.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Até hoje, estes artefatos não foram analisados por arqueólogos.