Healy'nin kalıntıları bir yıl sonra doğu Seattle dağlarında bulundu.Debbie's remains were later found in Southern Virginia.
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Today, very little remains.
Bölgede bir insanın iskelet kalıntıları bulunmuştur.There they find a group of humans surviving in the area.
Üst evrede mimari bir kalıntıya ulaşılamamıştır.Emergency personnel could not reach her.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.This second incarnation of the Kingdom of Jerusalem endured for another century.
Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren su kemerinin kalıntıları seçilebilmektedir.Thus today only the southern tip of City Point is bordered by water.
Ceneviz duvar kalıntıları hâlâ görülebilir.The ruins of the post station's honjin can still be seen.
Reseptör ayrıca kilomikron kalıntıları ve VLDL kalıntılarında (IDL) bulunan apoE proteini de tanır.The receptor also recognizes the apoE protein found in chylomicron remnants and VLDL remnants (IDL).
Kalıntıları 1979 yılında Dünya Mirası kapsamına alınmıştır.Its remains were designated a World Heritage Site in 1979.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.Remnants of the observation tower.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.This is a list of observed supernova remnants.
Mauritius'ta bulunan fosil kalıntılarından tanımlanmıştır.A fossil species occurred on Mauritius.
Yamaçtaki surların içinde apsisli bir kilise kalıntısı bulunur.Inside the church is a deeply chamfered chancel arch.
Kalıntıları ilk kez 1950'lerde, daha sonra 1990'larda Ankara yakınlarında bulunmuştur.Its remains were found close to Ankara in central Turkey beginning in the 1950s.
Şehrin ilk surlarının kalıntısı MÖ 5.-4. yüzyıldan kalmadır.It is the remains of a fortress, from the 5th to 9th century.
Museo Civico (Şehir Müzesi): Şehirde kazilarda çıkarılan birçok arkeolojik kalıntı sergilenir.Visoko's museum houses many artifacts founded by archeological excavations in the valley.
Ayrıca Fırat kıyısında bir liman ve bu limana ait bir mendirek kalıntıları bulunmuştur.In fact, remains of an elaborate entrance were found on this side of the villa complex.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.Today only the remains of the ramparts are visible.
SN 1006 Süpernova kalıntısı genişleme karşılaştırması.It lies close to the supernova remnant SN 1006.
Masal, aynı zamanda Şamanizmin kalıntıları (Gök Tanrı inanışları) ile örülüdür.Blessed is He that cometh in the Name of the Lord.
Kuzeyde Bizans yapı kalıntısı ve kütüphane yer almaktadır.To the north of the vihear is the library.
Araştırmacılar, gölün sularında en az 500 kişinin kalıntılarına ulaştı.Scientists believe that less than 500 mature individuals remain in the wild.
O zaman sadece Etrurya ve Roma kalıntılarını içeriyordu.Then the big push out and the capture of Rome.
Buna rağmen topraklar ve kalıntılar, henüz kontrol edilemeden ortadan kayboldu.The soil and remains were lost without having been properly examined.
Ayrıca bölgede antik Trakya kale kalıntıları bulunmuştur.You can also discover the old catch pits in the area.
İnsanlar onlardan korktukları için harabelerde ve kalıntılarda gezmeye çekinirler.They then go on a rampage to finish him and his houseguests off.
Ancak söz konusu inşa işlerinde kullanılmak üzere birçok antik kalıntının taşları söküldü.Where possible, many of the original stones were used in the reconstruction.
Göl kıyısında ise, antik liman kentleri Herakleia ve Pyrrha'nın kalıntıları bulunur.Beyond the Grachtengordel are the former working class areas of Jordaan and de Pijp.
Son olarak 1966 civarında atış talimi için kullanılan geminin kalıntıları şimdi batık halindedir.Last used for target practice around 1966, the remains are now submerged.
Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.The prejudices and hatreds have survived.
Troya kalıntılarının bulunduğu ildir.The remainder were tropical storms.
Rodos'ta endemik cüce fil kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.On the island of Rhodes, bones of an endemic dwarf elephant have been discovered.
Daha sonra aynı ülkede, Wyoming'de benzeri kalıntılar bulundu.Remains have been discovered in Wyoming, in the United States.
600 yıllarına tarihlenen kalıntılar bulunmuştur.Plants have been dated at 600 years of age.
Krallığın kalıntıları 494 yılında Goguryeo Krallığı tarafından ilhak edilmiştir.Its remnants were absorbed by the neighboring and brotherhood kingdom of Goguryeo in 494.
Sırp Cumhuriyeti Ordusu (VRS), 12 Mayıs 1992'de Yugoslav Halk Ordusu'nun kalıntılarından kuruldu.The Army of Republika Srpska (Vojska Republike Srpske, VRS) was established on 12 May 1992.
Ancak bugün medresenin kalıntılarına ait hiçbir bulgu yoktur.Today nothing of Waldo remains.
Mahallede, eski dönemlere ait tarihi kalıntılar da bulunmaktadır.There are similar nods to previous stories within the dialogue.
Bu şekilde yapılmış bir köyün kalıntıları Haumessergrund yakınlarında bulunmuştur.As a result, a nearby thatched cottage was in danger.
Eski dönemlere ait olan kalıntılar çok fazla tahribata uğramıştır.The privileges they have enjoyed for too long from old times now must be curtailed.
Bu kalıntıların yanı sıra, bölgede başka medeniyetlerin yaşadığı da tahmin edilmektedir.Besides the mountain relieves, there are another geographic spots in La Unión.
Doğusundaki Ġgantija tapınağının kalıntıları çok ünlüdür.The decorative features in the temple are notable.
Sırtına ve onun taraf ona toz, iplik, saç ve kalıntıları carted yiyecek.On his back and his sides he carted around with him dust, threads, hair, and remnants of food.
Benim gökyüzümde, hayaller var ve bütün bu ceset kalıntılartı yanılsamadırlar.In my sky, there are dreams and all that remains are illusions.
Altı milyondan fazla insanın kalıntıları oraya yerleştirilmiştir; bazıları 1300 yıldan eski.The remains of over six million people are housed in there, some over 1,300 years old.
Biraz fazla acele kalıntısı olabilir. "A little over-precipitance may ruin all."
Ve bu kalay zerreleri bant başları üzerinde kalıntı bırakıyor ve bant başlarını bozuyorlardı.And these tin particles were deposited on the tape heads and were crashing the tape heads.
Bugün, kalıntılarını buzullarda buluyoruz. Yer altına geçen kuşlar var.There's burrowing birds.
Bizim evrenimizin daha büyük başka bir tarihin sadece kalıntısı olması mümkün müdür?Is it possible that our universe is just a plume off of some greater history?
Ancak, bir günlük bazda, bulduğunuz şeyler Selam ve Lucy gibi, insan kalıntıları değildir.But what you find are not the human remains, such as Selam and Lucy, on a day-to-day basis.
Bu uzak geçmişin yaşayan bir kalıntısı.It's a living relic of the distant past.
Argonauts bir kalıntısı değil bugüne kadar geldi; bir ses değil, atık çıktı.Not a vestige of the Argonauts ever turned up; not a sound came out of the waste.
Vücut içinde kalan metal kalıntılarına bakmamız çok kolay.It's very easy to look at metal artifacts that we can show inside of the body.
Bir tarafında küçük bir bacak kalıntısı vardı.He's got a small residual limb on one side.
Gördüğümüz büyük ölçüde Augustan'dan 2. yüzyıla kadar olan dönemin kalıntıları.What you see is largely on the Augustan to second century A.D. levels.
Fakat İndus halkı üstünde yazılar olan kalıntılar da bıraktılar.But the Indus people also left behind artifacts with writing on them.
Indus yazısı için, böyle bir kalıntı yok.We don't have such an artifact for the Indus script.
Ambalaj ipi kalıntıları ve gül eski kek, ince bir gösteri yapmak için scatter'd mıydı.Remnants of packthread, and old cakes of roses, Were thinly scatter'd, to make up a show.
Bu yapışkan kalıntı ile waycover mühürler kirlenmesini önlemekThis will avoid contamination of the waycover seals with the sticky residue
Ve ben bunlari kalintilar diye adlandirdim.And I called them relics.