Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Peninggalan dari kedua jenis teratai asli Mesir ini ditemukan di makam Ramses II.
1993'te kalıntıları bulunduktan sonra cüce mamut olarak sınıflandırıldılar.Setelah ditemukan pada tahun 1993, mereka dianggap sebagai mamut kerdil.
Kalıntıları 1979 yılında Dünya Mirası kapsamına alınmıştır.Puing-puingnya diresmikan sebagai situs Warisan Dunia pada tahun 1979.
6 ila 8 sistein kalıntısını saklayan 15-20 amino asitden meydana gelmişlerdir.Defensin terdiri dari 18-45 macam asam amino termasuk 6-8 residu sistein yang terawetkan.
Kalıntı, bir işlem veya süreç sonucunda arta kalan şeydir; artık, bakiye.Sedangkan rukun itu hal-hal, cara, tahapan atau urutan yang harus dilakukan dalam melaksanakan ibadah itu.
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Penghuninya waktu itu masih sangat sedikit.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Sisa-sisa Diolkos masih ada sampai saat ini di sebelah terusan modern.
Bu eski Rustavi kentinden günümüze sadece kale kalıntıları kalmıştır.Hanya reruntuhan yang tersisa di benteng ini sekarang.
Günümüzde bu eserlerin sadece ufak tefek kalıntıları vardır.Hari ini teori ini hanya memiliki sedikit dukungan.
Bugün antik Al Mansur şehrinin sadece birkaç kalıntıları vardır.Hari ini tidak banyak yang tersisa dari kota kuno Al Mansur.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Bagian atas tengkorak tersebut kini diidentifikasi sebagai milik spesies Homo erectus.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Saat ini tidak ada salinan yang tersisa.
Kalıntıların bir bölümü müzenin alt katında görülebilmektedir.Sisa-sisa benteng dapat dilihat di ruang bawah tanah museum.
Evin kalıntıları hala oradadır.Disinilah bupati Klaten tinggal.
Elastin'in molekül ağırlığı yaklaşık 68 KDa'dir ve yaklaşık 750 amino asit kalıntısından oluşur.Albumin memiliki berat molekul sekitar 65 kD dan terdiri dari 584 asam amino tanpa karbohidrat.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Dia adalah korban laki-laki terakhir dari Titanic.
Tarihi kalıntı olarak durmaktadır.Tafsir Sejarah Nagarakretagama.
Dikkate değer bir kalıntıya rastlanmamaktadır.Mendapat rezeki yang tidak terduga.
Bu odalarda insan kemikleri ve olası mezar kalıntıları ya da adak sunuları bulundu.Tulang manusia dan kemungkinan harta benda makam atau persembahan nazar ditemukan di ruang-ruang ini.
Bir rastlantı sonucu uzaydaki kalıntı ışınımı buldu.Hal ini menyebabkan terjadinya kebocoran atmosfer ke luar angkasa.
Böylece Yugoslavya'nın son kalıntıları da ortadan kalktı.Dengan ini, berakhirlah perjalanan panjang negara Yugoslavia.
Ceneviz duvar kalıntıları hâlâ görülebilir.Monumen tersebut masih bisa dilihat.
Tula kentinin kalıntılarının büyük kısmı halen keşfedilmemiş halde, toprak altında durmaktadır.Kebanyakan wilayah kota hilir masih belum ditemukan.
Predacon kalıntıyı alır ama Miko tuzağa düşer.KPK terus melakukan konfrontasi tapi Miryam tetap menyanggah.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Hal ini membuat Paramount harus menunda perilisan Titanic di Amerika Serikat.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Teras di atasnya tidak terdapat tinggalan arkeologis.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Các dấu tích của cả hai loại hoa này đều được tìm thấy trong lăng mộ của Ramesses II.
SN 1054'ün bulutsu kalıntıları şimdi Yengeç Bulutsusu olarak bilinmektedir.Các tàn tích dạng mây của SN 1054 được biết đến như là tinh vân Con Cua.
Chow Chow'un iskelet yapısı birkaç milyon yıl öncesine dayanan fosilleşmiş köpek kalıntılarına benzemektedir.Chow chow có ngoại hình rất giống với hình mẫu chó đá hoá thạch từ hàng triệu năm trước.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Tên gọi Nan Madol có nghĩa là "khoảng không ở giữa" là tham chiếu cho những con kênh rạch khắp tàn tích.
Bu, hayvan kalıntılarının üç boyutlu yapısını koruduğu anlamına gelmektedir.Điều này có nghĩa là con vật vẫn còn giữ lại cấu trúc ba chiều.
En son olarak da bulutların volkanik kül kalıntısı olduğu teorisi Malzev tarafından 1926’da çürütülmüştür.Học thuyết cho rằng mây dạ quang hợp thành từ tro bụi núi lửa cuối cùng đã bị Malzev bác bỏ năm 1926.
Bu kalıntıların yaşları 300.000 ila 125.000 yıl arasına tarihlenmiştir.Những hóa thạch này có niên đại giữa 300.000 và 125.000 năm.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Chứng tích của Diolkos vẫn còn tồn tại bên cạnh con kênh đào hiện đại ngày nay.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Các di tích này ngày nay vẫn còn.
Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Ngày nay, chúng được phân loại là Homo erectus ("người đứng thẳng").
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Đền thờ ông nay vẫn còn.
El-Hutm'daki kalıntılar temelde bir taş kale, çapı 20 metrelik bir kayadan yapılmış bir kuleyi içermektedir.Al-Khutm cơ bản là một pháo đài bằng đá, với một tháp làm bằng đá có đường kính 20 mét.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Ngày nay, nó thuộc tỉnh Misiones, Argentina.
Yapının restore edilmiş kısmı, yapının orijinal kalıntılarından kırmızı boyalı bir çizgi ile ayırt edilmiştir.Phần phục hồi của tòa nhà đã được phân biệt với phần còn lại ban đầu của phế tích bởi một dòng sơn màu đỏ.
Maden ve komşusu Black Trout Adit, gümüş madencilik endüstrisinin kalıntılarıdır.Mỏ bạc và cửa thoát nước Black Trout gần đó là những tàn dư của ngành công nghiệp khai thác bạc.
Eski zaman kalıntılarındaki her insan kafalı hayvan sfenks sayılmaz.Không phải tất cả các động vật có đầu người thời cổ đều là nhân sư.
Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Nó sống ở lối vào hang động, tầng hầm và các tòa nhà bị phá hủy.
Ayrıca bunların Dorset kültürünün son kalıntıları olduğuna dair de kanıtlar bulunmuştur.Tuy nhiên nó lại có những dấu vết của thời kỳ văn hóa tiền Dorset.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Vụ chìm tàu Titanic.
Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.Miếu và đền đều có thủ nhang riêng.
Bu, kalıntıları gözlemelenmiş ilk GIP'tı.Ðó là lần đầu tiên tiền sắt được nhắc đến.
Kalıntıları hala mevcuttur.Hàng hóa vẫn còn nguyên.
Fasil Ghebbi Etiyopya'nın Gondar kentinde yer alan bir kale kalıntısıdır.Fasil Ghebbi là phần còn lại của một pháo đài nằm tại Gondar, Ethiopia.
Fier, Apollonia antik kentinin kalıntılarından 8 km uzaklıktadır.Fier có cự ly 8 km so với phế tích thành phố Hy Lạp Apollonia.
Köyde iki adet eski kilise kalıntısı vardır.Phố Hàng Trống ngày này còn hai ngôi đền cổ.
Bunun yanında köyün sınırları içinde kalıntıları mevcut 4 adet kilise bulunmaktadır.Ngoài các chùa thờ Phật, trong làng còn có 4 ngôi đình thờ Thành hoàng.
Ağızdaki bazı bakteriler besin kalıntılarında yaşar özellikle şeker ve nişastada.Một số vi khuẩn trong miệng sống bằng thức ăn thừa, đặc biệt là đường và tinh bột.
Ancak bu tezi destekleyen bir kanıt (tezgâh kalıntısı vs.) tespit edilememiştir.Tuy nhiên người ta cũng chưa chứng minh được điều ngược lại (sự không tồn tại của thuật toán).
Dünya'nın Derinliklerindeki Hayali Kalıntılar (大激突!幻の地底遺跡だってばよ, Daigekitotsu!An nguy của Địa Cầu (カウントダウン!地球の命, Kauntodaun!
O kalıntılara "çegil" denmektedir.Chữ 犭bộ khuyển thì gọi là "muông".
Ayrıca altı adet kilise kalıntısı mevcuttur.Thực tế hiện nay chỉ có sáu Hồng y Giám mục mà thôi.
Titanic'in kalıntılarına saygı gösterilmesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştım.Nó được kỳ vọng sẽ thay thế Titanic một cách hoàn hảo.
Bu köyün kalıntılarına halen rastlanmaktadır.Phố đông còn nhớ bản làng?
Köy sınırları içinde tarihi bir kalıntı, eser yoktur ancak birkaç tane ahşap ev bulunmaktadır.Bên trong tường thành có một số nha môn, nhưng chỉ có vài ngôi nhà.