St. Blaise şapeli ise bugün son kalıntısıdır.Sankt Martins-fontänen är Milles sista fullbodade verk.
Bitkisel kalıntılarsa emmer buğdayının temel besin olduğunu göstermektedir.När man odlar äpplen, är det viktigt vilken grundstam trädet har.
Bu kalıntılarda yazısız dikili taşlardır.På platsen finns inga rester av bearbetade stenar.
Günümüzde ise pek kalıntı kalmamıştır.Av gammalt finns nu inte mycket kvar.
1817 yılında çıkan yangında yıkılan Ulusal Tiyatro'nun kalıntıları üzerine yapılmıştır.Det byggdes på ruinerna av nationalteatern som brann ner 1817.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Vissa lämningar finns kvar att se.
Ancak bu tezi destekleyen bir kanıt (tezgâh kalıntısı vs.) tespit edilememiştir.Det finns dock ingen tillförlitlig bevisning som stöder denna anklagelse.)
Ama pek kalıntı bulunmamaktadır.Men särskilt mycket vila blir det inte.
Genç devir kalıntıları günümüze gelebilmiştir.O skulle tidens lekverk Människan bestå?
Ayrıca Fırat kıyısında bir liman ve bu limana ait bir mendirek kalıntıları bulunmuştur.Här finns också en grusad parkeringsplats i anslutning till hamnen.
Troya kalıntılarının bulunduğu ildir.Bland annat visas belägringen av Troja.
Höyükte ele geçen hayvan kalıntılarının % 95'i evcil hayvanlara aittir.95 procent av det funna benmaterialet härrörde från domesticerade djur.
Site, henüz tam olarak araştırılmamış Buda kalıntılarını içermektedir.Här finns lämningar efter Buddha, som inte blivit helt utgrävt.
Zayıfça dağılmış ışınlar ikinci kez dağılma olayına girmeksizin kristal kalıntısının içinden geçer.Till sist bryts ljusstrålen en andra gång då den passerar ut genom regndroppen.
Hot Springs dışındaki kasabalarda hala bu olayın kalıntıları durmaktadır.I omgivningarna runt Hot Springs växer i huvudsak städsegrön lövskog.
Bu kalıntılar, ülkenin ilk Dünya Mirası eseridir.Jag fäster dig som en av Jordens Skatter.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Arten finns även i argentinska provinsen Misiones.
Kazılarda konutların içinde herhangi bir çöp ya da kalıntı bulunmamıştır.Likväl ska det inte kastas i soptunnan eller i avloppet.
Bu büyük orman kalıntılarıdır.Den undviker täta skogar.
Bu kalıntıların yaşları 300.000 ila 125.000 yıl arasına tarihlenmiştir.Kvarlevorna är 300 000 till 12 000 år gamla.
Kentin batı kesiminde büyük bir kale kalıntıları bulunmaktadır.Det finns dock en hel del skog kvar på stadsdelens västra sida.
Mahallede hala eski Roma Hamamı kalıntıları bulunmaktadır.Även andra romerska lämningar finns bevarade.
Kalıntı şizofreniden ayırmak zor olabilir.De skulle löpa ökad risk för schizofreni.
Tapınağin kalıntıları hala ayaktadır.Grunden till detta tempel finns ännu kvar.
Bu iki çiçeğin kalıntıları II. Ramses'in mezarında bulunmuştur.Rester av egyptisk vitlotus har hittats i farao Ramses II:s grav.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Storfurstendömet kom dock att stå sig som term i över två århundraden.
Üst evrede mimari bir kalıntıya ulaşılamamıştır.Det var omöjligt för Det Heliga Officium att komma fram till en slutsats.
Kalıntılar 13.900 yıllıktır.Målningarna är mellan 13 000 och 9 500 år gamla.
SN 1054'ün bulutsu kalıntıları şimdi Yengeç Bulutsusu olarak bilinmektedir.Säteriet Viken är känt först från 1540 och är idag känt som Nötcenter Viken.
Günümüzde Kosova'da Dardanlara ait birçok kalıntıya rastlanmaktadır.Flera av de polska fordonen är för närvarande i Afghanistan.
Köyde birçok yerde eski yerleşim yerlerine ait kalıntılara raslanılmaktadır.Många äldre byggnader i området måste rivas.
İlkçağ kalıntıları arasında, Meydum'daki 3. sülale dönemi (MÖ y.På forntidspromenad i Frölunda. : .
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Han omkom vid Titanics förlisning.
Bu eski Rustavi kentinden günümüze sadece kale kalıntıları kalmıştır.Idag återstår bara ruiner av det gamla palatset.
Buradaki kalıntılar, Harran Sin kültürüne aittir.Resterna finns kvar som kulturminnen.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Detta är en lista över observerade supernovarester.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Klosterkyrkan står kvar.
Batı yönünde bulunan narteksten günümüzde sadece yapı kalıntıları kalmıştır.Endast mindre spår av barockträdgården väster om herrgården finns idag kvar.
1970'lerde Katedrale yakın bir Roma hamamı kalıntısı bulunmuş ama bunu sergilemek imkâni bulunamamıştır.En kyrkklocka köptes in år 1740, men man var inte nöjd med den.
Zamanımıza sadece antik şehrin duvar kalıntıları kalmıştır.До наших днів збереглися лише стіни колишньої божниці.
Sanat eserleri ve Yahudi kalıntılar yağmalandı.Художні твори та єврейські реліквії були пограбовані.
İlyaki adasında iki grup cüce fil kalıntısı bulunmuştur.Дві групи решток карликових слонів були знайдені на острові Тілос.
Bu demektir ki, birincil yapıdaki iki yan yana kalıntı aynı hidrojen bağı örüntüsünü oluşturmalıdır.Це означає, що два сусідні залишки в первинній структурі повинні сформувати той же тип водневого зв'язку.
Şehir duvarının kalıntıları.Залишки міських стін.
ABD'de Tennessee’de bulunan yerli iskeleti kalıntılarında saptanmıştır.Їх виявили на залишках скелетів індіанців у Теннессі, США.
1500 yılında ise bu yapıya ait kalıntılar tamamen yok oldu.До 1350 року всі відомі залишки цього руху були знищені.
"Örneğin, bir bilim insanı bir kalıntıya radyokarbon testi uygulasın.«Наприклад, вчений може провести радіовуглецевий аналіз артефакта.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Його залишки існують і зараз.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Його монументальні руїни надихали уяву мандрівників і письменників упродовж багатьох століть.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Також — Алме́йдівська форте́ця (порт.
Kalıntıları henüz belirlenememiştir.Їхні викопні рештки досі не виявлено.
Eski çağlarda yaşamış insanların kalıntıları bulunmaktadır.Життя людей за первісних часів.
Günümüze çok az kalıntısı kalmıştır.Тепер їх залишилось зовсім небагато.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Назва «Нан-Мадол» означає «проміжки», тобто систему каналів, що його пронизують.
Kalıntıları halen durmaktadır.Її залишки збереглися.
Köyde MÖ 2. yüzyıl ait Roma yapılarının kalıntıları vardır.На території самого села трапляються знахідки римських монет ІІ століття.
Oligosen ve Miyosen dönemlerinde karıncalar bulunan tüm fosil kalıntılarının %20 ile %40'ını oluşturur.З усіх комах, знайдених у олігоценових і міоценових копалинах, від 20 до 40 % становили мурахи.
Kalıntıları 1970 yılında bulunmuştur.Ці останки були знайдені в 1927 році.
Bulunan kalıntılarda sembollere rastlanmakla beraber herhangi bir yazılı belgeye ulaşılamamıştır.Я перепрошую у всіх тих, кого не змогла зустріти на підписуванні примірників.
Bu kalıntıların yanı sıra, bölgede başka medeniyetlerin yaşadığı da tahmin edilmektedir.Разом з тим він висловляє думку, що десь на інших континентах люди залишилися.