Mağara girişlerinde, bodrum ve yıkık bina kalıntılarında bulunurlar.Ze leven bij ingangen van grotten, kelders en verwoeste gebouwen.
Dağın bazı yerlerinde, mezarlık olduğu sanılan bazı kalıntılar vardır.Een gebied met veel van dergelijke heuvels doet enigszins denken aan een kerkhof.
Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.De wanden zijn voor het grootste gedeelte onafgewerkt gelaten; de ruwe betonnen diepwanden blijven zichtbaar.
Tarihte, gözlenen süpernova patlaması ile birlikte, sadece yarım düzine süpernova kalıntısı eşleştirilmiştir.In een nabije groeve uit de oudere Suiningformatie werd nog eens een half dozijn skeletten gevonden.
Birçok tarihi kalıntılar vardır.Er zijn vele historische panden te vinden.
Yazılı kalıntısı bulunmayan kültürler hakkındaki bilgilerin çoğu bu kaynaklardan oluşmaktadır.Veel hits van artiesten die zelf niet schrijven zijn afkomstig van deze producers.
Tuva tarihi, antik yerleşim kalıntılardan Paleolitik Çağa kadar geriye gittiği öne sürülür.Oude bronnen vertellen over het bestaan van de vroegere palmprocessie.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Świadczą o tym zwłaszcza pozostałości starożytnych rzek znalezionych w całym kraju.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Czy nie rzucił przeciwko nim ptaków lecących stadami, które obrzuciły ich kamieniami z palonej gliny?
Onların kalıntıları (bazıları hala işlev görmekte) bugün hala pek çok yerde bulunabilir.Pozostała ich część opuściła Zagórze (dziś Gryfice) w terminie późniejszym.
Tek deliklilerin en eski kalıntıları 120 milyon yaşındadır.Najstarszy zabytkowy dworek ma ponad 120 lat.
Ancak kalıntıları görülmektedir.Obecnie można zobaczyć jego pozostałości.
Sene 1992'de geminin kalıntıları Fransız arkeolog Franck Goddio tarafından bulundu.Odkryty w roku 2000 przez francuskiego archeologa podmorskiego Francka Goddio.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.W pobliżu znajdują się pozostałości wieży obserwacyjnej.
Gaz kabuğu RCW 86'nın bu sürecin bir kalıntısı olduğundan şüphelenilmektedir.Gazowe powłoki RCW 86 są pozostałością po tej supernowej.
Kale içindeki kalıntılar.Pozostałości po zamku.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Notatki z ocalałych szpargałów.
Günümüzde ise sarnıcın kalıntıları hâlâ görülmektedir.Pozostałości okopów można zaobserwować jeszcze obecnie.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Dziś bez żadnych pozostałości.
Ancak günümüze kaleye ait çok az miktarda kalıntı ulaşabilmiştir.Obecnie z zamku prawie nic nie pozostało.
Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile tanınır.Rozwijało się zainteresowanie starożytnością i jej naturalnymi pozostałościami.
Günümüzde bu köprülere ilişkin herhangi bir kalıntıya rastlanmaz.Dziś nie można oglądać ruin tych domostw.
Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor.Na południowym zachodzie od wsi, znajdują się ruiny starego cmentarza.
Bu patlama 75.000 yıl önce önce Toba yanardağında olmuş olup kalıntısı Sumatra, Endonezya'daki Toba gölü'dür.Największa erupcja miała miejsce 75 000 lat temu, gdy wybuchł superwulkan Toba (obecnie jezioro Toba).
Halen ev kalıntıları bulunmaktadır.Widoczne są jeszcze podmurówki domów.
Kaleye ait kalıntılar halen görülebilir durumdadır.Pozostałości tego muru są wciąż widoczne.
Tarihi Hasankeyf Köprüsünün kalıntıları. ^ yazısıHistoryczne zdjęcia mostu Orłów
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Pozostałości po nowych są o wiele mniej masywne niż pozostałości po supernowych lub mgławice planetarne.
San Giovanni Evangelista Bazilikası'nın kalıntıları.Znajduje się na terenie parafii San Giovanni Evangelista.
Kentten günümüze Roma dönemi yapı kalıntılarından bazı parçalar gelebilmiştir.W nawie południowej można jeszcze dziś rozpoznać elementy architektury romańskiej.
Ancak kalenin kalıntılarını görmek mümkündür.Można zobaczyć pozostałości jego fundamentów.
Günümüze ait kalıntıları Arjantin'in Misiones Eyaletinde bulunmaktadır.Jego niekompletne szczątki odkryto na terenie obecnej Argentyny.
Şehir duvarının kalıntıları.Bydgoskie mury miejskie.
Bu resimde 6 köylü yediği insanların kalıntılarının başındalar.Liczy ona 24 mieszkańców zamieszkałych w sześciu gospodarstwach rolnych.
İnsangillere (Hominidae) ait ilk kalıntılar da Doğu Afrika'da bulunmuştur.Pierwsze skamieniałości Homininae odkryto w północnej Afryce.
Antik kalıntılar bulunmaktadır.Znajdują się tam pozostałości dawnej zabudowy.
İsrail Krallığı'nın kalıntıları iki yüzyıl daha ayakta kaldı.Osłabione królestwo Izraela przetrwać miało jeszcze dziesięć lat.
Günümüze gelen herhangi bir yapı kalıntısı bulunmamaktadır.Jakichkolwiek planów odbudowy na chwilę obecną nie ma.
Adını şu anda hiçbir kalıntısı kalmayan bir değirmenden alır.Nazwę wzięła od nieistniejącego obecnie potoku Trosina.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Obecnie w miejscu gdzie znajdował się kościół stoi jedyny we wsi sklep.
Bodrum yakınlarındaki tarihi kalıntılar.Przebijania ostatnich piwnic.
Daha sonra Einstein’ın kalıntıları ailesi tarafından yaktırıldı ve külleri bilinmeyen bir yere serpildi.Tego samego dnia jego zwłoki poddano kremacji w Trenton, a popioły rozsypano w nieznanym miejscu.
Kalıntılarına otopark yapılmıştır.W podziemiach ulokowano parking.
Kalıntılar, deniz kenarında üç tarafı çevrili kulvarın üzerindedir.Poniżej przełęczy nad brzeg Morskiego Oka schodzą trzy żleby.
Bölgede Roma ve önceki uygarlıklara ait birçok arkeolojik mağara ve kalıntı gözlemlenmiştir.Na jego brzegach znajdują się ważne prehistoryczne i rzymskie pozostałości archeologiczne.
Fakat Rieti'de 19. ve 20. yüzyıl yapılan arkeolojik kazılarda bir zengin kalıntılar bulunmamıştır.W XVIII i XIX wieko nie dokonano żadnych ważnych odkryć archeologicznych.
Şu anda tamamen viran olmuş, sarayın kalıntıları vardır.Obecnie po dworze zostały resztki cegieł.
Bölge yayla olduğundan kalıntılar toprağın altında kalmıştır.Po wysiewie przykryć je należy ziemią.
Parkın en ünlü kalıntıları Australopithecus ve erken homo fosilleridir.Den mest kända lämningarna i parken är Australopithecus och tidiga mänskliga fossiler.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.Panama Viejo är de återstående delarna av gamla Panama City och landets tidigare huvudstad.
Oligosen ve Miyosen dönemlerinde karıncalar bulunan tüm fosil kalıntılarının %20 ile %40'ını oluşturur.Under oligocen och miocen utgör myror 20–40 % av alla de insekter som återfinns i större fossila lämningar.
Süpernova kalıntıları dizini ^ a b c "SN1987A in the Large Magellanic Cloud".Bilder & media Lista över supernovor ^ ”SN1987A in the Large Magellanic Cloud”.
1970 yılında KGB direktörü Yuri Andropov ceset kalıntılarını yok etmek için bir operasyona izin verdi.I april 1970 beordrade KGB-chefen Jurij Andropov att kvarlevorna skulle förstöras.
Kalıntıları hala mevcuttur.Resterna finns kvar.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.De första fossilen hittades i Olivola i Italien.
Fosil kalıntıları ilk olarak Palaeoloxodon antiquus falconeri olarak tanımlanmıştır.Dessa fossil klassificerades i början som Felis palaeosinensis.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.De monumentala ruinerna har inspirerat resenärer, upptäcktsresanden och författare i århundraden.
1500 senesine ait kalıntılar bulunmuştur.1500 andra arkiv bevaras också.
Şu an hiçbir kalıntı kalmamıştır.Idag finns inga rester kvar.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Även tidigare kataloger förekommer.