Ana içeriğe geç
Sözlük

kalıntı ile cümle

kalıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kaleye ait kalıntılar halen görülebilir durumdadır.Representação do Castelo Auras ainda íntegro.
Bu, Hindistan ve Madagaskar bölgesinde fosilleri ve kalıntıları bulunmuş dinozorların listesidir.Esta é uma lista de dinossauros cujos restos foram recuperados na Índia e Madagascar.
Eski buzul çağlarından kalan buzul kalıntılarıdır.Eles são testemunhos da última Idade do Gelo.
Buradaki araştırmalarda M.Ö. 4. yüzyıl ile M.S. 3. yüzyıl arasında yaşandığına dair kalıntılar bulunmuştur.Alguns destes materiais permitem aferir que esta ocupação se tenha dado entre os IV e III milénios a.
Günümüzde kalıntılarına rastlanan kilise, bölgenin tek ibadet yeriydi.Desde então, as encomendas da Igreja tornaram-se a sua única fonte de renda.
Bu hamam eski bir Roma kalıntısı üzerine inşa edilmiştir.O palacete foi construído sobre uma antiga vila romana.
Yelken Atarcası da bu kalıntıyla ilişkilidir.A produção de Aguardente de Medronho está também bastante associada a esta freguesia.
Bulunan kalıntılarda sembollere rastlanmakla beraber herhangi bir yazılı belgeye ulaşılamamıştır.Em nenhum caso e sob nenhuma circunstância, se permitia o acesso com papéis escritos.
Simon Russell Beale Ferdinand Lyle eski mısır uygarlığından kalıntıları inceleyen kaşif.Simon Russell Beale como Ferdinand Lyle, um excêntrico egiptólogo.
Bir amino asit kalıntısı ile diğeri arasındaki bağ bir "amit bağ" veya peptit bağı olarak bilinir.Quando os aminoácidos se combinam, formam uma ligação especial chamada ligação peptídica.
Gözlenen süpernova kalıntıları listesi.Esta é uma lista de remanescentes de supernova.
Ülkenin bütün bölgelerinde Eski Taş Çağı ve Bakır Çağı'ndan kalıntılar bulunmuştur.Em toda a área da comuna foram encontradas fortificações que datam da Idade da Pedra.
Yolculuğun başlarında, Salvador yakınlarında kalıntılar buldular.Edifícios do Caminho das Árvores, em Salvador.
Kendilerinden öncekilerin bıraktıkları nimf ve pup kalıntılarını tüketirler.Formando então: Fibras anteriores, que seguem em direcção à substância perfurada e para o trato olfactivo.
Günümüzde yıkık vaziyette bulunan hisarın kalıntılarına rastlanmaktadır.Pedimos que a privacidade deles seja respeitada neste momento difícil.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Ele morreu no naufrágio do Titanic.
Gençliğinde antik kalıntılar ve eşyalara çok merak sarmıştı.Na infância, tinha grande fascinação por monges e ascetas errantes.
Kentte Roma Çağı kalıntıları da görülmektedir.O tamanho da cidade de Roma na época também precisa ser considerado.
En kapsamlı mimari kalıntılara üçüncü tabakada ulaşılmıştır.Valtteri Bottas se colocou ali em terceiro.
Başka önemli bir kalıntı St. Nicholaus kilisesidir.Um exemplo disto é a Igreja de San Francisco.
Türkiye'de sadece birkaç adet taş kabartma kalıntısı ele geçirilebilmiştir.Na Coreia do Norte, apenas alguns penteados são permitidos pelo governo.
Ayrıca ilçede birkaç kale kalıntısı, eski mezarlıklar ve de bir gümüş madeni bulunmaktadır.Na atualidade permanecem no local um par de fundações, duas sepulturas e vários poços da velha mina.
Bu kaplardaki kemik kalıntıların incelenmesiyle çocuk mezarları olduğu anlaşılmaktadır.Lá eles vêem nos túmulos de fogo os hereges.
Ancak söz konusu inşa işlerinde kullanılmak üzere birçok antik kalıntının taşları söküldü.Esta substituiu muitos outros tipos de madeira em aplicações de construção por estas razões.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.Dit blijkt met name uit restanten van oude rivieren die door het hele land gevonden zijn.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?Hij of zij zetelde op een burcht of ander soort vesting, waarvan de naam werd afgeleid.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.De naam Nan Madol betekent letterlijk ruimte tussen, wat duidt op de kanalen tussen de deeleilanden.
1991 yılında, kalıntıların Carin Göring'e ait olabileceği tahmin edildi.Na grondonderzoek ontdekte men in 1991 nog enkele resten van Carin Göring.
İtalya’ da antik kalıntıları tekrar görme fırsatı elde ettiler.In Italië konden ze opnieuw oude ruïnes bezoeken.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Van deze koningen zijn geen archeologische resten gevonden.
Tahmini ve gerçek örnek verileri arasındaki fark hesaplanır ve kalıntı olarak bilinir.Het verschil tussen forecast en werkelijkheid wordt een voorspelfout genoemd.
Yamaçtaki surların içinde apsisli bir kilise kalıntısı bulunur.Binnen de muren staat een ingestorte kerk.
Kaleye ait kalıntılar halen görülebilir durumdadır.De resten van dit kamp zijn nog steeds zichtbaar.
Bu yerleşim yerleriyle ilgili hiçbir kalıntı yoktur.Er zijn geen overblijfselen van de nederzetting zichtbaar.
Türkiye'de sadece birkaç adet taş kabartma kalıntısı ele geçirilebilmiştir.In Rusland zijn slechts enkele kuddes overgebleven.
Ardından kalıntıların külleriyle kendisini kapladı.Later werd het Weert van den nedersten eynde.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Restanten bestaan vandaag nog.
Ama günümüze bir liman kalıntısı kalabilmiştir.Van de haven bestaat mogelijk nog een restant.
Asgari uzunluk 3 kalıntıdır.De bovenste begrenzing heeft een lengte 3.
Beyyazı Kasabası sınırları içerisinde tarihi kalıntı bulunmamaktadır.Binnen een burgerlijke gemeente worden niet altijd de oude grenzen gehandhaafd.
Yelken Atarcası da bu kalıntıyla ilişkilidir.Ook zeildoek wordt met deze binding gemaakt.
Kalıntıları hala mevcuttur.Het restant staat er nog steeds.
Arkeolojik çalışmalar sonucu Tunç Devri ve Cilalı Taş Devri'nden kalan kalıntılar bulunmuştur.Archeologische expedities hebben de overblijfselen van aardverschuivingen en lavastromen gevonden.
Bugün bu surların pek kalıntısı kalmamıştır.Tegenwoordig zijn er nog maar schamele resten van over.
Köyün kuzeyinde kilise kalıntılar vardır.In het dorp staat de Norra Råda kerk.
Nitekim o yıllardan kalma kalıntılar bunu açıkça belli etmektedir.Muurankers met dit jaartal herinneren hier duidelijk aan.
Nitekim İspanyollar Cuzco’ya yerleşirken binalarını İnka tapınaklarının kalıntıları üzerinde yükseltmişlerdir.Om naar Cuzco te komen, waar de tempel gebouwd zou worden, reisden ze door ondergrondse gangen.
Bu isim, 1970'li yıllarında kuzeyinden kesilen Mato Grosso eyaletinin isminden bir kalıntı.Zij is sinds 1970 de hoofdstad van de staat Mato Grosso do Sul.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Het scelet van Titanophoneus liggend.
Bu ad, bir liman köyü olan (liman kalıntıları hala durmaktadır.)Hij bouwde daar zijn "Borg ved Havn" (Burcht bij de Haven).
Burada M.Ö. 12.000yıllarından kalıntılar bulunmakta.Daarbij bestaat het meer slechts 12.000 jaar.
Günümüzde kalıntıların doğusunda aynı isimde bir de belde vardır.Vandaag de dag ligt er een tuin onder dezelfde noemer.
Son olarak 1966 civarında atış talimi için kullanılan geminin kalıntıları şimdi batık halindedir.In 1966 verliet het laatste beurtvaartschip de Laakhaven.
Necef'teki kalıntılar.Overblijfsels van de stijl.
Dolaylı Demokrasiler içinde uygulanır ancak Doğrudan Demokrasilerin bir kalıntısıdır.Deze rechten en voorwaarden kunnen alleen door een echte democratie gegarandeerd worden.
Bu kalıntılar "Romalılar Müzesi" olarak halka açıktır.Deze bundel sluit aan op de roman Mijn Leven als museum.
Bunlar, tüm Anadolu'da ele geçen en erken fosil kalıntılarıdır.Het was het allereerste opgegraven dinosauriërfossiel op het antarctisch continent.
1500 senesine ait kalıntılar bulunmuştur.Daarnaast zijn er van na 1500 ook zelfstandige portretten bewaard gebleven.
İçerisinde bugün bir cami kalıntısı ve köy evleri mevcuttur.Tegenwoordig is er een Heemkamer en het Gemeente-archief in gevestigd.
1817 yılında çıkan yangında yıkılan Ulusal Tiyatro'nun kalıntıları üzerine yapılmıştır.Het werd opgetrokken rond de ruïnes van het Nationale Theater, dat in 1817 door een brand werd verwoest.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod