Günümüzde bu kalıntıların tümü Homo erectus olarak sınıflandırılır.Было установлено, что все нейрегулины имеют EGF-подобный домен.
Çalküy’de Bizans dönemine ait kalıntılar günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir.Представители этой побочной линии гессенского дома продолжают свой род вплоть до наших дней.
Kilisenin kalıntıları durmaktadır.Состояние церкви — сохранена.
Burada tarihi evler ve tarihi kalıntılar da mevcuttur.Сохранились исторические дома и крепости.
Bu kalıntılar, ülkenin ilk Dünya Mirası eseridir.Это первый природный объект всемирного наследия на территории страны.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.Эти белки проявляют энзиматическую активность АТФазы, необходимую для сокращения актомиозина.
Diolkos'un kalıntıları bugün halâ modern kanal boyunca görülebilir durumdadır.Остатки Диолка в настоящее время существуют рядом с каналом.
Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır.Далее идет рассказ о предшествующих событиях.
Üç kurbanının yalnızca iskelet kalıntıları bulunmuş, bunların kimlikleri hala tespit edilememiştir.Все трое пассажиров погибли на месте и были опознаны только по отпечаткам зубов.
Bu, özellikle ülkenin tamamında bulunan eski nehirlerin kalıntıları tarafından kanıtlanmaktadır.يتضح ذلك بشكل خاص من خلال آثار الأنهار القديمة التي يعثر عليها في جميع أنحاء البلاد.
Ertesi gün Gabrielle'in kalıntıları başka bir soğuk hava kütlesi tarafından emildi.بوقت مبكر في اليوم التالي، تم استيعاب مخلفات غابرييل بجبهة باردة أخرى.
Ancak bu iki terim arasındaki sınır belirsizdir ve genelde 20-30 kalıntı dolayındadır.الحدود بين هاتين الكلمتين غير معرفة بدقة وتكون في الغالب بين 20-30 وحدة.
Ayrıca Çobanoğulları döneminden kalan bir hamam kalıntısı da günümüze kadar ulaşmıştır.وخلق غارثيا ماركيث عالمًا قريب الشبه جدًا إلى عالمنا اليومي، إلا أنه في الوقت نفسه يختلف كليًا عنه.
Bu patlamayla ilişkili süpernova kalıntısı 1965 yılına kadar teşhis edilemedi.ولم يتم تحديد البقايا المصاحبة لهذا الانفجار حتى عام 1965.
Bu bölgede hala bina kalıntılarına rastlamak mümkündür.ولكن لا زال من الممكن اقتفاء أثره في تلك المنطقة.
Ağızdaki bazı bakteriler besin kalıntılarında yaşar özellikle şeker ve nişastada.تعيش أنواع محددة من البكتيريا على بقايا الطعام في الفم، و خاصةً على السكر و النشا.
Bu işkenceden sonra bu kutsal kalıntı da zorla Haçlı Hristiyanlar eline geçti.كما حدث عندما سقطت بيت المقدس في أيدي الصليبيين.
Süpernova kalıntıları dizini ^ a b "SIMBAD basic query result".Alpha Centauri A, سيمباد query result.
Bu resimde 6 köylü yediği insanların kalıntılarının başındalar.تنتمي المنطقة لقضاء غور المزرعة الذي يضم 6 مناطق.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.وما زالت بقاياها قائمة حتى اليوم.
Günümüze yüzeyde bulunan kimi kalıntılar kalmıştır.ئيوت (هوشيار - أي الذي يوقض الناس يوم الحشر بنفخهِ الصوور.
Şapelin kalıntıları 18. yüzyıl çizimlerinde görülmekteyse de, yapı 1804 yılında ise tamamen yıkılmıştır.وكانت المصلي في القرن ال18 تبدو كبقايا لشكل هندسي، الا انها تهدمت تماما في عام 1804.
Pek çok batık geminin kalıntısını buldu.من الصعب تقدير عدد مراكب الصيد الترفيهي.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?أو ربما، ZərûyZərûy Bāvel ((بالعبرية: זְרוּי בָּבֶל))، معنى " مُغربل بابل"، إشارةإلى منفاه في بابل.
Siklodekstrinler 6-8 glikoz kalıntılarıyla halka şeklinde yapı oluşturmuşlardır.الدكسترينات الحلقية لديها تركيبات حلقية أنشئت من خلال 6-8 نهايات جلوكوز.
Vela süpernova kalıntısı bize en yakın kalıntılardan birisidir.وتعد بقايا مستعر الشراع الأعظم واحدة من أقرب بقايا المستعرات العظمى المعروفة لدينا.
Antik kalıntılar bulunmaktadır.البقايا الأثرية الثلاثة.
İlk keşfedilen GIP son parılıtısı, GRB 970228'in X ışını kalıntılarıydı.ثم استطاعت تلسكوبات أخرى تسجيل الأشعة تحت الحمراء التي صدرت بعد ذلك من GRB 090423 .
Kentin güneyinde bulunan ormanın güneydoğusunda ayrıca yine kilise kalıntıları bulunmaktaydı.وكان هناك في جنوبي غربي القرية, على منحدر التل, بقايا كنيسة صليبية.
Bu inhibitörler enzimin aktivitesi için esas olan amino asit kalıntılarını değişime uğratırlar.هذه المثبطات توجد لتعديل بقايا الأحماض الأمينية الرئيسية اللازمة للنشاط الأنزيمي.
Kalıntıları hala mevcuttur.شلالات رعلة بقنا.
1970 yılında KGB direktörü Yuri Andropov ceset kalıntılarını yok etmek için bir operasyona izin verdi.Em 1970, o director do KGB Iúri Andropov autorizou uma operação para destruir os restos mortais.
Son zamanlarda Hubble Uzay Teleskobu bu olayın kalıntılarının fotoğraflamıştır.O telescópio espacial Hubble recentemente fotografou os remanescentes deste evento.
Panamá Viejo eski Panama City şehrinin kalıntıları ve ülkenin eski başkentidir.O Panamá Viejo são os restos da antiga Cidade do Panamá e antiga capital panamense.
Anıtsal kalıntıları, yüzyıllar boyunca gezginlerin ve yazarların ilham kaynağı oldu.Suas ruínas monumentais inspiraram a imaginação dos viajantes e escritores ao longo de séculos.
Filmin yapımı Cameron'ın RMS Titanic'in kalıntılarını görüntülediği 1995 yılında başladı.A produção começou em 1996, quando Cameron filmou os verdadeiros destroços do RMS Titanic.
Ancak bu iki terim arasındaki sınır belirsizdir ve genelde 20-30 kalıntı dolayındadır.No entanto, a diferença entre ambos não é bem definida e geralmente corresponde a 20-30 resíduos.
Stalin'in yönetimi sırasında bu heykel kaldırıldı ve Kamo'nun kalıntıları başka bir bölgeye taşındı.Este monumento foi posteriormente removido, e os restos de Kamo foram movidos para outro lugar.
Avrupa Uzay Ajansı'nın Mars Express'i muhtemel sülfat epsomite ve kieserite kalıntıları bulmuştur.A sonda Mars Express da Agência Espacial Europeia encontrou evidências do que pode ser epsomita e kieserita.
Ancak böyle kalıntılar arkeologlar tarafından bulunulamamıştır.Até hoje, estes artefatos não foram analisados por arqueólogos.
Gözetleme kulesi kalıntıları bulunmuştur.Há pequenas torres de vigia.
İlk fosil kalıntılarına İtalya'nın Olivola kazı alanında rastlanmış ve Panthera toscana adı verilmiştir.Os primeiros restos de fósseis foram encontrados em Olivola, Itália.
Nova kalıntıları, süpernova kalıntılarından veya gezegenimsi bulutsulardan daha az kütleye sahiptir.Remanescentes de nova são muito menos maciços que remanescentes de supernova ou nebulosas planetárias.
Bunun bir nişanesi olarak oldukça büyük bir Namazgah kalıntısı Hamdibey nahallesinde bulunmaktadır.Após, ele invoca a longa Oração de Consagração.
En son 30 Aralık 2013 tarihinde erişildi. ^ "400 yıl sonra kalıntıları bulundu".Eles tem fumado por quatrocentos anos, vocês acham que vai parar nos próximos duzentos?'"
St. Blaise şapeli ise bugün son kalıntısıdır.Ele fez Blackstar para nós, é o seu presente final.
Günümüzde bazı nadir kalıntılara rastlanmaktadır.Conhece-se, entretanto, algumas raras paisagens.
En önemli kalıntı 15. yy yapımı "Laipzinger Turm (Leipzing Kulesi)"'dir.Vem aí a segunda edição do Torneio Ilha da Magia Sub-15».
Bilinen ilk halk banyosu İndus Vadisi Uygarlığı'nın kalıntılarında bulundu.Os primeiros banhos públicos são encontrados nas ruínas no da Civilização do Vale do Indo.
Bu galaksilerin çoğunda birleşme kalıntıları vardır.Muitas dessas galáxias são remanescentes de fusão.
Dığrak denilen mevkii de halen kalıntılar ortaya çıkar.Aqui se conserva ainda o penedo, onde ocorreram as aparições.
Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor.Atualmente está extinto das fontes.
Bu yazıtın kalıntılar Roma'da bulundu ve bugün Kapitoline Müzesi'nde sergilenmektedir.Restos desta inscrição foram encontrados e estão nos Museus Capitolinos.
Şehir duvarının kalıntıları.As muralhas da cidade
Vela süpernova kalıntısı bize en yakın kalıntılardan birisidir.O remanescente de supernova da Vela é um dos mais conhecidos.
Neolitik Çağ'dan bile kalıntılar bulunmuştur.Também se encontraram restos do Neolítico.
Kalıntıları bugün de mevcuttur.Estas levadas ainda hoje se mantêm.
Şehrin kalıntıları günümüzde hala ayaktadır.Os restos existentes da igreja estão de pé ainda hoje.
Böylece, Cauchy integral formülü veya kalıntı teoreminin kullanımı mümkün olur.Dashi pode ser classificado pelo ingrediente utilizado ou modo de preparo.
Proteinlerdeki amino asit kalıntı sayısı birkaç on ile birkaç bin arasında değişebilir.As estruturas proteicas variam em tamanho de dezenas a vários milhares de aminoácidos.