kalıcı ile cümle
kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kalıcı ve sürekli olmasını istersiniz.You want it to be consistent.
İşsizliğin, kalıcı olarak yüksek seyretmesine razı olmak zorunda değiliz.We don\'92t have to settle for unemployment at a chronically high level.
Chicago'da kalıcı bir eve geçmeyi düşünüyoruz.We're planning a permanent home in Chicago.
Neden bütün bu karayolları böyle kalıcı olarak aydınlık?Why are all these motorways permanently lit?
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Afgan halkı kendi egemenliklerini ilan etmek ve kalıcı bir barış inşa etmek istiyorlar.Afghans want to assert their sovereignty and build a lasting peace.
Eğer Kötülerin Kötü Ligi'ne... ...girmek istiyorsanız, akılda kalıcı bir kahkahanız olmalı.What? Do you think Bad Horse didn't work on his whinny?
'Ama onun ayak parmakları?' Sahte Kaplumbağa kalıcı.'But about his toes?' the Mock Turtle persisted.
Benim aradığım, hepimizin aradığı şey, kalıcı bir değişimdir.What I'm searching for is a durable mutation -- that's what all of us are searching for.
Ama pişmanlık dört farklı kendine has ve kalıcı şekilde berbat hissediliyor.But it turns out that regret feels awful in four very specific and consistent ways.
Pişmanlığın birinci kalıcı bileşeni temel olarak reddediş.So the first consistent component of regret is basically denial.
Şimdi açıkçası, bu tür pişmanlıklar inanılmaz biçimde kuvvetli ve kalıcı oluyorlar.Now obviously, those kinds of regrets are incredibly piercing and enduring.
Daha sonra kalp diye isimlendirileni gelecek, kalıcı kalp notu.And then will come what they call the heart, the lush heart note.
Avrupa Birliği kalıcı statüyle 2500 kadar çevirmen çalıştırmaktadır.The European Union employs a permanent staff of about 2,500 translators.
Onun hac kalıcı emek!In lasting labour of his pilgrimage!
Yani bizim aradığımız kalıcı bir çözüm.So what we're looking for is a permanent solution.
Yani aradığımız kalıcı bir çözüm. Ve işte burada şanslıyız.So we're looking for a permanent solution, and this is where we get lucky.
Biz çevre üzerinde kalıcı bir etki bırakmak istemiyoruz.We don't want to have a lasting impact on the environment.
Pekâla, biz kalıcı bir çevresel etki istemiyoruz.Fine. We don't want a lasting environmental impact.
Çocukların çoğu kesin ve kalıcı bir şekilde kör)Most of the children are profoundly and permanently blind ...)
Bu körlere yönelik bir okul olduğundan çoğu çocuğun körlüğü kalıcı.So, because this is a school for the blind, many children have permanent conditions.
Ve onun yükselişini ve geçişini ve kalıcı olmadığını görebiliyorum, ama...And I can see it arising and passing and not being permanent, but. . .
Artık elimizde, böceklerin istilasına karşı kalıcıya yakın bir çözüm var.So, you have a near-permanent solution for reinvasion of termites.
Orada geriye kalan tek şey pozitif ışığın kalıcı gölgesi.The only thing left now is a permanent shadow of positive light.
Büyük, önemli ve kalıcı değişiklikler yapmaya çalışıyoruz.We try to make big, permanent, important change.
Ben sizin kalıcı belleğinizim.I am your remaining memory.
Uyukladım, ama bazı akılda kalıcı... ve gurur kırıcı rüyalar gördüm.I dozed off, but was haunted by vivid and humiliating dreams.
Bunun yerine hayvanlar için yem bulmaya yönelik olarak kalıcı köyler oluşturuyorlardı.Instead, people settled into more permanent villages based on foraging.
Hiçbir şey kalıcı değilLife is just a passing moment
Bu barışın, kalıcı güvenliğin ve gerçek hayatın başlangıcı olacaktır.It will be the beginning of peace, lasting security and genuine life.
Organlarda kalıcı izler bırakırlar.They leave a lifelong remnant.
Evet , onlar kalıcı mıknatıs.Those are permanent magnets, yeah.
Ama şimdi, cep telefonlarımız var, internetimiz var, her birinize kalıcı olarak bağlıyım.But now, we have mobile phones, we have internet, I am connected permanently to every one of you.
Birincisi, fazla nüfus, yoksulluğun kalıcı sebeplerinden biri.For one, overpopulation is one of the persistent causes of poverty.
Bu bizim iki ulusumuz arasındaki kalıcı bir semboldür.It's an enduring symbol of the friendship between our two nations.
Tayvanda kalıcı bir kilise olarak bugün bile duruyor.It stayed there in Taiwan as a permanent church even now.
Yani bu yapı kalıcı bir yapı haline geldi.So this building became a permanent building.
"Kalıcı ve geçici yapı nedir?" merak ediyorum.Then I wonder, what is a permanent and what is a temporary building?
Kağıttan yapılan bir bina bile... ...insanlar sevdiği takdirde kalıcı olabilir.Even a building made in paper can be permanent as long as people love it.
Umarım o dizide başarılı olurum ve bu sektörde kalıcı bir insan olmaya çalışacağım.I hope to be successful in that show, and I want to be a permanent fixture in this sector.
Bu yoğunluk çok duygusaldı ve kalıcıydı... bu yüzden yaptığım tabloya bakıp şöyle diyordum;While that intensity, that emotional high, was still... So I could look at my painting and say,
Kendi formlarının kalıcı olmasını istiyorlar.They want their shape to persist.
"11" [YAZMAK / GİRİN] öylesine ı-ebilmek girmek kalıcı verileri doğru bir zaman kaydırma"11" [WRlTE / ENTER] scroll to the right one time so I can enter the pertinent data
Bu sergi, kalıcı bir sergi olacak.It'll be a permanent installation.
Satarken "silinir" diyorlar, "kalıcıdır, hiçbir yere yazmayınız" deseler ya!I mean, they do say: Dry erase." They don't say: Permanent, don't put it on anything!
Trahom'u birden çok kere kapmak sizi kalıcı olarak kör edebilir.Multiple infections of trachoma can leave you permanently blind.
Bu hastalık her yıl sekiz milyon insanı kalıcı olarak kör ediyor.The disease leaves eight million people permanently blind each and every year.
Pek akılda kalıcı değil.Not that catchy.
Sıradaki adım kalıcılık sağlamak.The next step is to make something endure
Bu, Grateful Dead'in bu kadar kalıcı olmasını sağlayan faktörlerden biri.This is one of the reasons why the Grateful Dead is enduring.
Cadılar Bayramı bize ABD'den geldi... Artık kalıcı gibi gözüküyor.Halloween has, as you know, come from the USA and it's here to stay.
‹‹Sen ve çocukların kalıcı bir kural olarak bu olayı kutlayacaksınız.You shall observe this thing for an ordinance to you and to your sons forever.
Kentlerinin çevresindeki otlaklar ise satılamaz. Çünkü bunlar onların kalıcı mülküdür.But the field of the suburbs of their cities may not be sold; for it is their perpetual possession.
Yaşlı dağların en seçkin armağanlarıyla, Kalıcı tepelerin bolluğuyla,for the chief things of the ancient mountains, for the precious things of the everlasting hills,
Zenginlik ve onur, Kalıcı değerler ve bolluk bendedir.With me are riches, honor, enduring wealth, and prosperity.
Gerçek sözler sonsuza dek kalıcıdır, Oysa yalanın ömrü bir anlıktır.Truth's lips will be established forever, but a lying tongue is only momentary.
Çünkü zenginlik kalıcı değildir Ve taç kuşaktan kuşağa geçmez.for riches are not forever, nor does even the crown endure to all generations.
RABbe sonsuza dek güvenin, Çünkü RAB, evet RAB sonsuza dek kalıcı kayadır.Trust in Yahweh forever; for in Yah, Yahweh, is an everlasting Rock.
İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir.But now faith, hope, and love remain--these three. The greatest of these is love.
Geçici olan, yücelik içinde geldiyse, kalıcı olanın yüceliği çok daha büyüktür.For if that which passes away was with glory, much more that which remains is in glory.