kalıcı ile cümle
kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yeni işçilerin kalıcı devamlılığının sağlanması gerekiyordu.Det var stadige nye eiere av verket.
İlk kalıcı yerleşim 1651 yılında Britanyalı Lord Willoughby'nin kurduğu koloniydi.Området ble kolonialisert av britene som bygde Fort Willoughby i 1651.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Det forekommer også hjernebetennelser med varige hjerneskader.
Daha sonradan bu kişiler kalıcı olarak yerleşmeye başladı.Det oppsto dermed behov for en mer permanent bolig.
Antofagasta savaş sonunda kalıcı olarak Şili'ye bağlanmıştır.Svein Sødahl Kvam vant til slutt.
10 Ocak 2011 - ETA, kalıcı ateşkes ilan ettiğini duyurdu.Pada 20 Oktober 2011, ETA mengumumkan "gencatan senjata permanen".
Genç Dryas'ın soğuk ve kurak dönemlerinde, herhangi bir yere kalıcı olarak yerleşmek imkânsızdı.Selama periode Younger Dryas yang dingin dan kering, tempat tinggal permanen di suatu lokasi adalah mustahil.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.Budaya dan monumen Mesir kuno telah menjadi peninggalan sejarah yang abadi.
Kalıcı değil.Tidak Persisten.
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.Akhirnya, Argentina setuju untuk memukimkan kembali secara permanen para pencari suaka ini.
II. Dünya Savaşı'ndan beri Fransa, BM Güvenlik Konseyi'nin ve NATO'nun kalıcı üyesidir.Sejak Perang Dunia II, Prancis telah menjadi anggota tetap Dewan Keamanan PBB dan NATO.
Elementin yeni ve kalıcı bir isim alması bekleniyor.Persetujuan ini dilakukan sampai adanya persetujuan baru yang pasti dan permanen.
Tüm MissingNo.'lar kalıcı olarak yetenek, tür, istatistik ve seslere sahiptir.Semua makhluk MissingNo. menunjukkan kemampuan, jenis, statistik dan suara yang konsisten.
Berlin'in bombalanmasının artması, kompleksin doğaçtan kalıcı bir sığınma evi olarak genişlemesine yol açtı.Pengeboman Berlin membuat kompleks tersebut dijadikan tempat berlindung yang permanen.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Semua ketetapan adalah kekal.
Ama Hipokrat ve takipçilerinin tıbbî teorilerinin, özelikle mizaç kuramının etkisi kalıcı olmuştur.Namun, medis teori Hippocrates dan para pengikutnya, terutama humoralisme, memiliki dampak yang langgeng.
Herakleitos her şey çıkar geçer der; evrende kalıcı olan hiçbir şey yoktur.Menurut Herakleitos, tidak ada satu pun hal di alam semesta yang bersifat tetap atau permanen.
Buna, Kırıntılı kalıcı mıknatıslanma denir.Hal ini disebut pembenaran permanen.
NIS personeli aşağıda belirtilen kategorileri kullanır: Kalıcı sivil personel.Tiga pengamat permanen dicantumkan di bagian bawah daftar abjad perwakilan permanen. ^ "Permanent Observers".
Gergi teli destekli direkler kalıcı olmak için tasarlanmışlardır ve kolayca sökülemezler.Beberapa cincin leher tampaknya dirancang untuk dipakai secara permanen dan akan sulit dilepaskan.
Sonra kalıcı oldu.Akan begitu selamanya.
Müzede hayvanların, bitkilerin, tarihsel taşların ve minerallerin bulunduğu kalıcı sergiler yer alır.Koleksi museum waktu itu juga mencakup spesimen binatang, tumbuhan, dan batu mineral.
Devamlı alanlarda ise vücut işleyişinde kalıcı bozukluklar olur.Hal inilah yang akan memacu aktivitas fisiknya sepanjang waktu.
Kurtuluş ya da özgürlük hali kalıcıdır ve bundan geriye dönüş yoktur.Dengan demikian, format yang dipakai selalu (x,y) dan urutannya tidak dibalik-balik.
Implant geçici veya kalıcı olabilir.Penargetan gen bisa bersifat permanen atau kondisional.
Bu hakimiyetler kalıcı olmamıştır.Syarat-syarat ini tidak pernah dipenuhi.
Etkenler ortadan kaldırılmazsa akciğerler kalıcı şekilde zarar görür.Bila tidak diperbaiki, kerusakan bentuk ini akan menjadi permanen.
1970'lerde işçiler, konukluktan kalıcılığa yöneldiler.Sebelum tahun 1970, stasiun ini masih ramai melayani calon penumpang.
Örneğin çift sarmallı DNA’nın kalıcı uzunluğu 50 nm civarıdır.Porositas menengah Pori-pori yang berukuran antara 2 nm sampai 50 nm.
NASA 4 Aralık 2006'da kalıcı bir ay üssü kurma planlarını açıkladı.Vào ngày 4 tháng 12 năm 2006, NASA thông báo họ có kế hoạch xây dựng một căn cứ vĩnh cửu trên Mặt Trăng.
Yeni Anayasa, Sovyet Kongresi yerine Yüksek Sovyet adında kalıcı bir parlamento yarattı.Thay vì Đại hội Liên Xô, Hiến pháp mới đã tạo ra một quốc hội thường trực, Liên Xô Tối cao.
Bütün Kosova'nın ideali AB üyeliği ve ABD ile kalıcı bir dostluktur."Lý tưởng của Kosovo là trở thành thành viên trong Liên minh châu Âu và có một tình bạn vĩnh viễn với Hoa Kỳ.
En sonunda Liz Rose ile kalıcı bir iş ilişkisi kurdu.Sau cùng, cô bắt tay với cộng tác viên lâu dài Liz Rose.
NASA, ay kutuplarından birinde kalıcı bir üssün kuruluşunu da planlamaktadır.NASA hiện có kế hoạch xây dựng một tiền trạm thường trực tại một trong các cực Mặt Trăng.
Sadece %15'lik kalıcı çayırlarla kaplıdır.Chỉ 15% là các đồng cỏ lâu dài.
Kalıcı kar katmanları uzun süre şehirde kalır.Hiện nay, tỉnh lỵ tỉnh Vĩnh Phúc được đặt tại thành phố Vĩnh Yên.
24 Mart 2006 - ETA süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.Ngày 24 tháng 3 năm 2006, ETA chính thức tuyên bố ngừng bắn vĩnh viễn.
Ve artık kalıcı bir sanatçı olduğunu herkese ispatladı.Mọi người đều coi ông là một nghệ sĩ bậc thầy.
2007'nin aralık ayında, Ariën Van Weesenbeek'in kalıcı olarak Epica üyesi olduğu açıklandı.Tới tháng 12, Ariën van Weesenbeek được thông báo trở thành thành viên chính thức.
Bu kalıcı (persistan) enfeksiyon vakalarına neden olur ve virüs aylarca hatta yıllarca uykuda kalabilir.Điều này gây nên sự nhiễm bệnh dai dẳng và virus thường 'ngủ đông' trong nhiều tháng hoặc nhiều năm.
Lee, sonrasında "gizemli, karanlık ve dinleyicinin aklında kalıcı" olduğundan bu adı sevdiğini söylemiştir.Lee rất thích cái tên này vì, "nó tạo trong đầu người nghe một khung cảnh rất bí ẩn và u tối"."
Pek çok kişi başkanlık sisteminin zor durumlarda daha ayakta kalıcı güçte olduğunu iddia eder.Nhiều người xem tổng thống chế là hệ thống chính trị có khả năng tồn tại hơn trong những tình huống cấp bách.
Bununla birlikte, Metro tarzı uygulamalar korumalı ve bir Windows ekosistemini kalıcı olarak değiştiremez.Tuy nhiên, các ứng dụng kiểu Metro bị sandbox và không thể thay đổi hệ sinh thái Windows.
23 Kasım 2007'de, Minogue'un bronz heykeli Melbourne'da kalıcı olarak sergilenmeye başladı.Ngày 23 tháng 11 năm 2007, một bức tượng đồng của Minogue được trưng bày cố định tại Melbourne Docklands.
Ich en yaygın ve kalıcı hastalıklardan biridir.Ich là một trong những bệnh phổ biến và dai dẳng nhất ở cá.
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.Ở người lớn có 32 răng vĩnh viễn còn ở trẻ em có 20 răng sữa.
1555 yılında Cenova'ya kalıcı olarak döner.Và phải mãi đến mùa hè năm 1555 ông mới trở lại Tivoli.
Cerrahi Selby'nin hayatını kurtarırken, hayatının geri kalanında da kalıcı hasarlar verdi.Khi nghe tin Liza tự tử, anh sống phần đời còn lại trong đau đớn.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Những di chứng này có thể là vĩnh viễn.
NASA 4 Aralık 2006'da kalıcı bir ay üssü kurma planlarını açıkladı.2006年12月4日、NASAは月面基地建設計画を発表した。
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.恒久的開拓地を造ろうとした初期の試みは失敗した。
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.典型的には人は20本の乳歯と32本の永久歯を持つ。
Niçin diğer kuşlar gibi, göçmen kuşlar da yurtlarında kalıcı değildir?かつてのように妻ではなく他の妹であっても同じことではないか。
1914 yılında, Marić oğullarını Zürih’e geri götürdü-bu ayrılık kalıcı olacaktı.1914年夏、ミレヴァは息子達とチューリッヒに戻り、永遠に分かれることになった。
Taz'a kalıcı zarar vermezler, sadece oyalarlar.勘太郎に弄ばれることもあり気苦労が絶えない。
Altı yaşında, ilk kalıcı diş sürer.永久歯が生え始めるのは6歳頃である。
Ülkenin kalıcı tarafsızlık beyannamesi Birleşmiş Milletler tarafından 1995'te kabul edildi.トルクメニスタンの「永世中立国」宣言は1995年に国際連合により正式に認定された。
Māhavīra : “Ruh kalıcı olduğu gibi geçicidir de.マハーヴィーラ: 魂は非永続的なのと同じだけ永続的なのだ。
En sonunda Liz Rose ile kalıcı bir iş ilişkisi kurdu.彼女は最終的にリズ・ローズとチームを組み続けた。
Sonra kalıcı oldu.永続的であること。