kalıcı ile cümle

kalıcı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Geçici arkadaşlar kullanıcının kalıcı arkadaş sınırlamalarına dahil değildir.Rajoitetut viestit näkyvät vain käyttäjän ystäville.
Konuşma dili, kalıcılığı olmayan bir araçtır.Kieli on käännettävä kieli ilman tyyppijärjestelmää.
Kalıcı dişler ya da yetişkin dişleri difiyodont memelilerde oluşan ikinci diş takımıdır.Pysyvät hampaat eli ns. rautahampaat ovat toinen ihmisille muodostuva hammassarja.
Kalıcılığı yok.Ilma Pahlama.
Daha sonra iki kalıcı stadia inşa edildi.Kaksi sivuportaikkoa on rakennettu myöhemmin.
Sonra kalıcı oldu.Se on hyvin pysyvä.
2010 yılında Aspelund'un Finlandiya'ya kalıcı olarak geri döndüğü bildirildi.Joulukuussa 2004 Vianderin ilmoitettiin palaavan kaudeksi 2005 takaisin Suomeen.
Adalarda kalıcı bir yerleşim bulunmamaktadır.Alueella ei ole pysyvää asutusta.
1990 Göç Yasası mevcut ve kalıcı Çeşitlilik Vizesi (DV) programını kurdu.Vuoden 1902 vesioikeuslaki sisälsi jo selkeän yleiskieltoihin perustuvan lupajärjestelmän.
Yüzük sonunda yok edildi ve Sauron kalıcı olarak mağlub edildi.Taistelun lopuksi Sormus tuhoutui ja Sauron lyötiin.
Yazları, kalıcı karların hemen altında en yüksek rakımlarda geçirirler.Περνούν το καλοκαίρι στα υψηλότερα υψόμετρα, ακριβώς κάτω από το μόνιμο χιόνι.
Yeni Anayasa, Sovyet Kongresi yerine Yüksek Sovyet adında kalıcı bir parlamento yarattı.Αντί του Συνεδρίου των Σοβιέτ, το νέο Σύνταγμα δημιούργησε ένα μόνιμο κοινοβούλιο, το Ανώτατο Σοβιέτ.
Barış politikası, imparatorluk sınırları boyunca kalıcı tahkimatların yapılmasıyla güçlendirildi.Η ειρηνιστική πολιτική ενδυναμώθηκε με την ανέγερση μόνιμων αμυντικών έργων στα σύνορα της αυτοκρατορίας.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Τον επόμενο ενάμισι αιώνα έγινε η μετεξέλιξη της Θράκης σε μόνιμο υποτελές Ρωμαϊκό κράτος.
1934 yılında Prokofyev kalıcı olarak Sovyetler Birliği'ne geri döndü.Το 1935 ο Προκόφιεφ επέστρεψε μόνιμα στη Σοβιετική Ένωση και ακολούθησε τον επόμενο χρόνο η οικογένειά του.
Kasabanın arkeolojik hazineleri kalıcı arkeolojik müzesi olan Tornyai János Müzesi sergisinde görülebilir.Οι αρχαιολογικοί θησαυροί της πόλης εκτίθενται στη μόνιμη αρχαιολογική συλλογή του Μουσείου Tornyai János.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Σύμφωνα με την απογραφή του 2011 δεν κατοικείται, ενώ με την απογραφή του 2001 είχε 7 μόνιμους κατοίκους.
Adalarda kalıcı bir yerleşim bulunmamaktadır.Δεν έχει μόνιμους οικισμούς στις όχθες της.
Bilgi ve verileri, kalıcı olarak kaydetmeye yarayan elektronik kayıt cihazıdır.Τα έργα και τα κείμενα είναι προσβάσιμα μέσω βάσης δεδομένων με δυνατότητα αναζήτησης.
Tüm MissingNo.'lar kalıcı olarak yetenek, tür, istatistik ve seslere sahiptir.Όλα τα MissingNo. κατέχουν συγκεκριμένες επιθέσεις, τύπους, στατιστικά και ήχους.
Bu akım ne yazık ki uzun ömürlü ve kalıcı olmamıştır.Το εμπόδιο όμως αυτό δεν ήταν ούτε μόνιμο ούτε αξεπέραστο.
Unutmayın ki hasta olan kişiden alınan mikroplar ömür boyu kalıcı hastalık haline dönüşebilir.Η συστηματική σκλήρυνση είναι μία μακροχρόνια νόσος που μπορεί να διαρκέσει εφόρου ζωής.
Japonya'nın kalıcı barış isteğini de ortaya koyan yapıda birkaç gösterge bulunmaktadır.Στην Ιαπωνική παράδοση υπάρχει αρκετή δόση δεισιδαιμονίας.
Türkiye-Bulgaristan) kalıcı izler bıraktı.Βουλγαρία Η Βουλγαρία έχει καταργήσει την υποχρεωτική στρατιωτική θητεία.
Kral Otto'nun gelişinden sonra 1834'te ilk yerleşimcilerle birlikte kalıcı olarak Pire'ye taşındı.Μετά την άφιξη του Βασιλέως Όθωνα, μετακόμισε μόνιμα στον Πειραιά, με τους πρώτους οικιστές (1834).
NASA, ay kutuplarından birinde kalıcı bir üssün kuruluşunu da planlamaktadır.NASA planlægger nu opførelsen af en permanent base ved en af Månens poler.
Kalıcı bir köprü yapılması fikri önemli bir öncelik olarak daha 1923 tarihinde önerilmişti.Ideen om en fast bro over kanalen var blevet fremsat med høj prioritet så tidligt som i 1923.
Genellikle, insanlarda 20 adet süt dişi ve 32 adet kalıcı diş bulunur.Mennesket har 20 mælketænder og 32 blivende tænder.
2004'te, Siyahi İbranilere İsrail'de kalıcı olarak ikamet etme izni verildi.I 2004 fik sorte hebræere tilladelse til at komme til Israel.
Sonra kalıcı oldu.Indtil videre permanent.
The Mansard Roof, müze tarafından 100 dolara satın alınarak kalıcı koleksiyonlarına eklendi.Én af akvarellerne, The Mansard Roof, blev købt af museet til dets permanente udstilling for $100.
1918 yılında, ailesi yazlık evi olan Heidelberg'de Schloss-Wolfsbrunnenweg'a kalıcı olarak taşındı.I 1918 flyttede familien permanent til deres sommerbolig på Schloss-Wolfsbrunnenweg i Heidelberg.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Det næste et og halvt århundrede blev Thrakien gradvis omdannet til en vedvarende romersk klientstat.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Dette vil teste langtidshukommelsen.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.Selv et ganske kort kig på middagssolen gennem en uafskærmet kikkert kan give permanent blindhed.
Kalıcı nüfusu 400'den biraz fazladır, bu nüfusun büyük çoğunluğu Oban'da bulunur.Der er ca. 450 indbyggere på øen, hvoraf de fleste, under 400, bor fast i Oban.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Det er vigtigt at denne er konstant.
Kalıcıdır:Fiziksel tahribata karşı koyabilirler.Er man således ked af det, vil man være mere modtagelig over for fysiske svækkelser.
Budin ve Peşte'yi birbirine bağlayan ilk kalıcı köprü olan Zincirli Köprü de 1849'da açıldı.Kædebroen, som var den første permanente bro over Donau, åbnedes i 1849.
Filistin Ulusal Yönetimi, Doğu Kudüs'ün gelecekteki kalıcı statüsünün başkentleri olarak görmektedir.Palæstinensere ønsker Østjerusalem som hovedstad for en fremtidig selvstændig palæstinensisk stat.
Kalıcı uzunluğu hesaba katar.Måles på længde.
Loser'dan ayrıldıktan sonra sanatçının kalıcı olarak gitaristi oldu.Virket som pianist fortsatte livet igennem.
Çoğu madde kalıcı momente sahip değildir.De fleste sprog har ikke lange konsonanter.
Sonuçta kalıcı beyin hasarı meydana gelebilir.Progressive cerebral ødemer kan også opstå.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Dolph finder midlertidigt ro i sit sind.
2004'te, Siyahi İbranilere İsrail'de kalıcı olarak ikamet etme izni verildi.I 2004 ble svarte hebreere gitt permisjon til å komme til Israel.
Ancak kalıcı bir barış antlaşması hiçbir zaman imzalanmadı.Det ble aldri underskrevet noen fullstendig fredsavtale.
Sonunda Arjantin, sığınmacıları kalıcı olarak topraklarına yerleştirmeyi kabul etti.Til slutt aksepterte Argentina å gi fast oppholdstillatelse til asylsøkerne.
Tarih, gelecek yüzyıl boyunca Trakyanın oldukça yavaş ama kalıcı bir Roma eyaletine dönüşmesine şahit oldu.Det neste et og halvt århundre ble Trakia gradvis omdannet til en vedvarende romersk klientstat.
Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) şu anda uzayda kalıcı olarak yaşanılan tek yapıdır.I dag er Den internasjonale romstasjonen (ISS) den eneste romstasjonen i rommet.
1 Haziran 1979'a kadar kalıcı olarak serbest bırakılmayacaktı.Han ble ikke løslatt før i 1979.
Bunlar, ölümlerinden sonra tanrısallaştırılan firavunları kutsamayı ve kalıcı kılmayı amaçlayan çabalardı.Disse ble brukt for å feire den guddommeliggjorte farao etter hans død.
23 Kasım 2007'de, Minogue'un bronz heykeli Melbourne'da kalıcı olarak sergilenmeye başladı.En bronsestatue av Minogue ble avduket den 23. november 2007 i Melbourne for permanent visning.
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.I følge folketellingen i 2001 har øya 7 innbyggere men det finnes ingen permanente bosetninger på Kornat.
Aquafobi veya su korkusu(Yunanca:ὕδωρ+φόρος),Suyun kalıcı ve anormal bir korkusu.Talassofobi (eller thalassofobi) er en abnorm, irrasjonell og vedvarende redsel for havet.
Zaten kazdıkları kum arkalarında tekrar akıp eski haline dönüştüğü için kalıcı tüneller üretemezler.De verken har eller bruker noen slags mynt, så når de har byttet varer, reiser de tilbake.
Önemli olan burada kalıcı olabilmek.Det er viktig at den er konstant.
Krizler onun kalbinde kalıcı hasarlara yol açtı.Forholdene i konsentrasjonsleiren ødela hans helse permanent.
10 Ocak 2011 - ETA, kalıcı ateşkes ilan ettiğini duyurdu.I 2010 erklærte ETA en permanent våpenhvile.
24 Mart 2006 - ETA süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.8. januar 2011 ble våpenhvilen bekreftet og gjort permanent.

İlgili Sayfalar